Ali – Başlıksız Bir Yazı

“Merhaba Sangha,

Arayı açmayacağız dediğim için bilgisayar başına geçtim ama ne yazacağım hakkında hiç düşünmedim. Yogamı yeni yapmış olsam, yazmak için düşünmeme pek gerek kalmıyor, dalgın dalgın yazıp bitiriyorum ama araya birkaç saat girmişse düşünüp taşınmadan yazı yazmak zor,” diye başlamışım dün ama devamı gelmeden bilgisayarın ekranını kapatıp güne dalmışım.

Oysa bu aralar sürekli Defne Hoca’nın blog yazılarını okuduğumdan bahsedecektim. Burçe sağolsun, kendi yazısında bir link veriyor Defne Hoca’nın yazılarından birine, sen misin tıklayan, şunu da okuyayım, bunu da okuyayım derken sonu gelmiyor.

“Hayatımdaki belli kalıpların farkına varıyorum,” demek de kalıplarımdan biriyse eğer, bunu fark etmek bir fark yaratır mı? Yoksa döngü tekrar başa mı sarar? Soruyu yazmayı bitirdiğimde telefon titriyor. Ekranda, “Hayır,” yazıyor. Mesaj Defne Hoca’dan. Her ne kadar başka bir soruya cevap vermiş olsa da, üstüme alınıp bu konuyu uzatmıyorum.

“Belli bir düzen içinde yaşamayı denemek, sınırları duvarları özenle örmek, doğruları ve yanlışları ayıklamak, sebat etmek ve çok çalışmak. Kendimden önceki bilgeliğin bir kanal gibi benden akacağına, taşacağına ve beni aşacağına inanmak. Peki ya her şey bir andan ibaretse, öncesi yoksa, sonrası olabilir mi?” Bunlar altına imzamı atacağım cümleler değiller ancak beynimin içindeler. Tüm kuşkularıma rağmen benimleler ama tam olarak benim değiller.

Bugün de karnım tok. Evimdeyim. Demlenmiş kahvemin kokusu mu daha güzel, yoksa damağıma değdiğindeki hafif acı, kakaomsu tadı mı? Kahvemi yudumlarken sanghamla dertleşiyorum. Şükran duymak için atıyor kalbim. Tek bir damla yaş sağ gözümde bekliyor, hani ihtiyaç olursa diye yoksa duygusallaştığımdan değil.

En iyisi bugün yogayı ikilemek. Güneşi selamlamıştık sabah sevdiceğimle. Iyengar’dan bir iki paragraf okumuştuk. Daha bir anlamıştık sanki her gün görüp duyduğumuz ne varsa, yıllarca birikmiş, zihinlerimizde yer etmiş, savrulan hislere birer kelime yakıştırmıştık yattığımız yerden, bir cesaret bir araya getirip cümleler bile kurmuştuk bir kaçıyla. Şimdi cümleler ayrışıp kelimelere dönsünler yine, bildiğimizi unutup, tekrar savrulan kelimeler hislere dönsünler diye bir de akşam selamlayalım güneşi.

Ayla birlikte yükselmek ve düşmek… her günün bir diğerinden farklı olacağını kabullenmek… kendi hallerime saygıyla…

Sangha’ma selam olsun,

Sanghasızlık başa bela,

Sangha’dan biri benim sevdiceğim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s