Sevgi- Gün 21-22: disiplin serhoşluğu peşinde türlü türlü despotluklar

Merhaba sangha,

An’lar bir dünya şey anlatıyor. Dumur olmaktan yazmak bugüne kaldı sevgili sangha. Yine soru ve cevaplarla başlayalım:
Soru 1: Nasılsın, nasıl hissediyorsun anlat biraz.
Günün cevabı: iyiyim hoşum. Uykudan yeni uyanmanın verdiği mahmurluk var biraz. Yapacaklarım beni bekliyor. Bu sıralar kendimi disipline etme çabalarım kendime eziyet etmeye dönüştü, bunu nasıl dengeleyeceğim onun üzerine düşünüyorum. Cevaplar da bu an’lardan çıkıyor. Mesela içimdeki inat ediyor yapmamak için, üşengeçlik ediyor bin türlü bahane söylüyor; ben ona teslim olmadan diyorum ki ne yapmak istiyorsun o zaman. Genelde bi cevabı olmuyor ben de o sırada yazmak gibi sevdiğim bir eylemin başına geçiyorum. Şimdi de öyle yaptım. Rutinlere başlamak zor gelince. Yazmak bir tür zihin temizliği. O bahaneleri üreten beni atalete sürükleyen sesimin nazik ve naif düşmanı. En başarılı yok edicisi. Rutine yazarak başlamak en sağlıklısı gibi duruyor. Disiplinli çalışmak bana en iyi gelen şey ama bu çalışmanın yorgunluğunu atmak dinlenmek de en çok zorlandığım şey. Kendimi baskılamakta iyiyim ama bırakmakta kötüyüm. Dün arkadaşımla meditasyon çalışırken arkadaşım çok direnç gösterdiğinde ben yine kendime konuşan o despot öğretmen oluverdim. Bir de tesadüf müdür değil midir bilemiyorum ama ikimiz de kendi kendimizi disipline etmek konusunda zorlanıyoruz. Bu zorlanışa bulduğumuz çözüm esnemeye pay bırakmak, kendimize kızıp şefkatsiz, sevgisiz hırpalamak yerine. Ama zorlanıyoruz. Meditasyon yapmanın ikimiz için de önemli olduğunu düşünüyorum. Benim de meditasyona oturmaya zorlandığım bu evrede öğrendiklerimi paylaşmam bana da vesile oluyor. Süper zamanlama ve benzer durumda olma enteresanlığı. Çalışmayı o da istemişti benden ama çok sıkıcı diye meditasyon yapmak istemiyor ama yapıyoruz bir şekilde. Birlikte çalışırken benim en sevdiğim bırakma çalışmalarından birini sevmedi. Ben de çok bozuldum bu duruma. Nası ya?! Nası bu kadar bırakmaya izin vermezsin diye konuştuğum ben miyim yoksa arkadaşım mı? Yükseldim baya orada meditasyon anlatan bir gerginlik abidesi oluverdim. Ne saçma 🙂 oksimoron diyorlar bu tip durumlara meditasyon ve gerginlik gibi birinin olduğu yerde diğerinin olmaması gereken iki halin bir arada olması. Orada anlatamıyor oluşuma mı sinirleniyorum, yeterince iyi olmayışıma mı, yoksa zihnin bize zararının ne kadar çok olduğunu görüp de onunla savaşmanın zorluğuna mı bozuluyorum?! Çok zor ama cidden o zihinle uğraşmak. Başka türlü de olmuyor, öldürüyor bizi o zihin ona kapılıp gittiğimizde. Onsuz da olmaz malumunuz. Onu yönlendirmek, yönlendirebilmekse ustalık.. Bu an bana şunu anlattı her an yeniden yeniden daha önce çalışıp çözdüğün meseleleri karşına çıkarabiliyor. Çünkü o o an çözülmüşken başka bir an farklı bir şekilde belirebiliyor. Sanki her an bağımsız birbirinden. Bizim de anda kalmamızın zorluğu, bundan sürekli kaçmamızın nedenlerinden biri olarak bundan olabilir. Çizgisel zamanla çalışan zihin bir şeyi çözer ve bitirir, önceki veriler üzerine yazar bilgisini arttırır ve sonra daha iyi çözer daha çabuk çözer ama yaşamın zamanı döngüselde her an yeni bir başlangıç ve yeni bir son. Hayat zihin gibi akmaz. Biriktirip biriktirdiklerini kullanmaz. Her an bağımsızdır birbirinden. Ve meditasyon da bizi hayata adapte eder. Meditasyon zihnin düşmanı değildir ama zihin meditasyonun düşmanıdır çünkü meditatif hallerde zihnin yeri yok. Garantici zihin kendimizi bilinmeze bırakmamızı istemez ama hayat her zaman bilinmezdir. Meditasyon da bizim bilinmezle ilişkimizi geliştirir. Korkup kaçmaktansa sakin kalma egzersizleri gibidir.

Soru 2: Bir ihtiyacın var mı? Nedir?

Günün cevabı: abhyanga masajı çok iyi gelir ya cildim çok kurudu.

Soru 3: Bugün ya da dün bir şey farkettin mi?

Annemle ilişkimde çocuk değilim artık derken çocukça davrandığımı gördüm. Kendimi ona ispatlamak için baya efor sarfettiğimi farkettim. Sen görmüyorsun ama ben de varımı gözüne gözüne sokuyormuşum meğer ve sonra çok kavga ediyormuşuz. Aslında çok benziyoruz. Ve ben en çok o kadar atıl olmaktan korkuyorum. Yaşam sevincimin kaybolmasından. Kendi kendime bu kadar baskı yapınca da neşe kalmıyor tabi. Yani anneme de kendime de baskı yapmayı bırakıp acık akışına bırakma modunda ilişkiyi dinlendirmem lazım. Biraz hava alsın 🙂

Sevgiler,
Sevgi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s