fatma-gün 18/ nöbetçi yoginin sayıklayışı

fullsizeoutput_a

Pazar sabahı henüz beş buçuk bile değil. Sizin bu yazıyı kahvaltınızı çoktan bitirmiş, elinizde bir fincan kahve yağmurun tatlı tatlı vurduğu camın kenarında, üzerinize bir hırka giymekle koltuğun kenarındaki yerini çoktan almış olan battaniyeye uzanmak arasında kararsız kaldığınız bir anda okumakta olduğunuzu hayal ediyorum. Ben dün gece yarısından beri çalışıyorum. İşim uyanık kalmak ve beklemek. Nöbetçiyim. Nöbetçi eczaneler gibi, nöbetçi doktorlar…başka neyin nöbetçisi oluyordu sahi? Nöbetçi öğretmen, öğrenci…bir de biz hostesler.

Evvelki gece oldukça geç bir saatte döndüm uçuştan eve. Sabah uyandığımda aklımda öğlenden sonra gideceğim pilates dersi vardı. Tam dinlenememiş, hafif uykulu ve akşam yine işe gidecek olmak yüzünden şimdiden sıkkın halimle bir de pilates dersi yapacak olmak gözümde büyüdü, iki gündür size yazdıklarım olmasa yogadan kaytarırdım dün, biliyorum. Bazen yazmanın heyecanına kapılıp çoşuyor sonra o coşkunluğu sürdürme ihtimalini takip ederek, yazdıklarımından ilham almış ya da bazen de ikna olmuş olmak sayesinde geçiyorum samapadaya. Zaten üç günü birbirinin ardına ekledim mi artık yapsam mı, yapmasam mı diye değil, yogama en güzel, en rahat alanı nasıl açabilirim bugün diye düşünüyor oluyorum. Dün sabah da haydi canım dedim; hani kendini, etini, kemiğini kendi ellerinle teslim ediyordun her sabah… Çocuğunu okula götürüp de öğretmenine teslim eden bir anne gibi gittim kendimi samapadanın ellerine bıraktım. Ağır ama yumuşak olsun istedim bu sabah yogam; kadife gibi. Hiç acele etmedim.

Bütün yazı bazen düzenli, bazen aksak; bazen gayretli bazen tembel ama hep yalnız başıma ve ne yazık omzumdaki rahatsızlık yüzünden hep bazı asanalardan mahrum geçirdikten sonra Leros’ta topluca yoga yapıp da bizim yaman birinci sınıfların ne kadar ilerlediklerini görünce aman allahım çok mu geri kalıyorum ben bu sakatlık yüzünden diye bir korkuyu uyandı içimde. Ben bu ve benzeri korkular uyanmasınlar, mümkünse mışıl mışıl uyumaya devam etsinler diye nasıl tatlı tatlı pışpışlıyorum, ne ninniler söylüyorum onlara bir bilseniz. Sonra bir sabah bakacağım aaaa, benim korkular uykularında  ecelleriyle vefat etmiş olacaklar. Yalandan iki gözyaşı dökeceğim, huzur içinde öldüler diyeceğim arkalarından 🙂

Rüyalarımda korkularıma siyah gözlüklerimle katılacağım cenaze töremleri düzenleyen ben gerçekte ise hemen harekete geçme planları yapıyorum. Pilatese gitmeye başlayayım, hemen güçleneyim, aman geri kalmayayım. Şimdi ”Nooluyorsun? Kimden geri kalıyorsun, neye yetişiyorsun, yogadan bahsettiğinin farkında mısın!!?? Açgözlüsün işte!!”  vs. diye girişmeyeyim kendime bir defa daha. Evet biliyorum, saçma, manasız, gereksiz ve yanlış…. Nokta.

Bununla birlikte daha evvel bir defa pilatesin çok faydasını görmüştüm. Nong Khai’da katıldığım ilk bir aylık kurs boyunca her gün altı saat ders ile yorup günde iki defa birer saat meditasyona oturarak zorladığım ve (o zamanlar buna henüz hazır olmadıklarından) sonunda incittiğim dizlerim iyileşinceye kadar zorunlu bir ara vermiştim yogaya. Bu arada bu kadar sevdiğim, böyle gönülden adandığım yoga yüzünden sakatlandığıma öyle bozulmuştum, öyle çok kalbim kırılmıştı ki iyileştikten sonra bile yoga yapmak istememiştim bir süre bu küskünlük yüzünden. Bu sıralar bir dönem Meryem isimli harika bir kadın ile pilates yapmaya başlamıştım. Meryem emin ve sakin adımlarla sadece bedenimi değil kendime güvenimi de toparlamama yardım etmişti. Kısa zamanda bedenimde uyanan güçten, tekrar hareket etmeye başlamaktan zevk almaya başlamıştım ve kendisine küstüğümden haberi olmayan dağıma geri dönmüştüm. Yoga için yaptığım en faydalı şeyin pilatese gitmek olduğunu söylüyordum herkese o aralar. Kısmen doğruydu da bu söylediğim. Geçen gün Onur da yazmış ya Defne hocanın yoganızı bir şeyi tamir etmek için kullanmayın deyişini. Ben yogadan bir değil bir çok şeyimi tamir etmesini bekliyordum, listenin en başında da bedenimden hoşnutsuzluğum geliyordu. Hoşnutsuzluğum çok hafif bir tabir oldu aslında. Ben baya sevmiyordum vücudumu. Beğenmiyordum, güçsüz buluyordum ve hatta utanıyordum.

O döneme dair bir de şunu hatırlıyorum; pilates yapmaya başladıktan sonra yaptığım yoganın üzerinden bir yük kalkmış gibi hissetmiştim sanki; yogam bana fiziksel fitlik sağlamaktan azat olunca başka şeylere alan açılmıştı sadhanamın içinde. Çok destekledi o dönem pilates ve yoga birbirini benim için. Sonra, bedenim güçlenip dizim de tamamen iyileşince, yogadan başka bir şey yapmak istemedim artık. Pahalıydı da pilates, bıraktım gitti.

Dün Meryem’e gittim yine. Aradan beş yıl geçmiş. Bedenim de, kafam da, yogam da değişmiş.

Hocam ben biraz pilatese gidicem. Açgözlülükten değil demiyorum ama açgözlerimi başkasının pratiğine dikmeden, kendime söz. Bir de özlemişim Meryem’i. Nasıl da güzel bir stüdyo açmış.

Şimdi saat yediyi geçiyor. Gün henüz doğdu. Bir saat kaldı evime gitmeme. Siz kahvaltınızı bitirmiş, elinizde kahveniz, camın kenarında hafif ürpererek (almadınız şu hırkayı üstünüze, üşütmeyiniz) bunları okurken ben uzunca bir uykuya dalmış olacağım diye umuyorum. Umarım en az 5 saat uyurum ki uyandığımda yogamı yapacak güce erişmiş olayım. Pembe bilgisayarın kerameti galiba, her gün yazasım var şu sıralar. Yani muhtemelen yarın yine görüşürüz. Esiyor bu sabah, hava soğudu, hırkaya üşendiyseniz bari battaniyeyi örtünüz dizlerinize. Sağlıcakla kalınız sanghacığım. Sizinle nöbetler ne çabuk geçiyor; eksik olmayınız. Bizi okuduğunuz için teşekkür ederiz 🙂

Reklamlar

fatma-gün 18/ nöbetçi yoginin sayıklayışı” üzerine 8 yorum

  1. fsafak dedi ki:

    Tam da hayal ettiğin bir şekilde okudum yazını, hırkamı, ne kadar güzel yazdığını sana söyledikten sonra, alacağım.

    Liked by 1 kişi

  2. Kalemtıraş dedi ki:

    Ben Atina’nın naçizane anarşik mahallesi Eksarhia’daki kuaförümde, saçlarımı boyatırken okudum. Sırtımda siyah boya önlüğü. Çok eğlendim. Özellike cenaze töreni bölümünü pek sevdim. Meryem’e selam söyle. Merkezi sıkı tut. Yakında görüşürüz.

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s