ASLI SU – Pazar Postası

Sevgili Sanghamou

Bugün yogamın hemen ardından günün de doğumunu izlemek, gün odayı aydınlatırken rüzgarın yağmur damlalarıyla, damlaların ağaçlarla buluşmasını seyretmek istedim. Aşvata’da kollarımın dansı ezanla buluşmuş, ezanın makamıyla yağmurun şarkısı bütünleşmiş, günün ilk ışıkları iç alana sızacak köşe bucak kollarken, ezanın üzerine bir yarım saat geçmişti bile..gün doğumunu seyreylemeye yetişebilir miydim! Yok yetişemedim.

Yogam aceleye gelsin hiç bir zaman istemedim, bugün de olduğu gibi. Ancak yetişilecek birşeyin fikrini zihinle de buluşturmuştum bir kere. Yoganın tadına varmak daha ağır basmış olsa da oturuşların sonunda ılımalara geçesim gelmedi, diledim hoop perde kendiliğinden kalksa benim gözler gün doğumuna ağaçlarla buluşsa.

Ne dinledik, ne izledik ne besledik birbirimizi bu ağaçlarla da yine de doyamamışım. Hem de öyle heybetli de değiller hani, derinleşebilecekleri bir toprakta yaşamıyorlar, topraklarının besin içeriği de pek çeşitli değil ve ihtiyaçlarıyla örtüşmüyor kanımca, dolayısıyla da kısmen cılızlar. Elleriyle tutuşabilirsiniz, kollarından beslenebilirsiniz az biraz, hem de ne sunsalar şifası lezzeti bereketi potansiyelinin de üzerinde, ama sarılınılacak bir gövde büyütme şansları yok bu toprakta. Belki de aynen benim de kök salamadığım, derinleşecek alan açamadığım, kendimi besleyemediğim toprakta yaşayışım gibi. Güçlenebilecekleri beslenebilecekleri topraklara kendilerini taşıyamamış bu sevgili ağaçlar, bu sabah Emei QiGong’a gönül vermiş Çin astrolojisi de çalışmış bir dostumun zamanında bana dediği bedensel elementlere ilişkin cümleleri hatırlatıyorlar.

Her insan doğum tarihi ile getirdiği doğum öncesi ve doğum sonrası 5 element enerjilerinin birleşiminden oluşan bir programa sahipmiş. Kaderin 4 sütunu denilen doğum yılı, ayı, günü ve saatimizin her biri için iki elementten oluşan bir tablo hazırlanabiliyormuş. Bu sütunlarda gizli bilgilere göre ise kişinin sağlığı, zekâsı, karakteri, zenginliği, duygusal durumu gibi yaşama dair her şey bu element enerjilerinin aşırı güçlü ya da zayıf oluşundan kaynaklanırmış. Bu elementlerin alaşımı ile yaşamda bazı kişiler insan ilişkilerinde sıkıntı yaşarken, bazı kişiler sürekli hastalıklarla mücadele eder, bazı kişiler de maddi sıkıntılarla uğraşabilirmiş. Bu elementleri pratiklerimizle dengeleyebildiğimiz gibi; dengeleyen element hayatımızda sürekli tekrarlayan, bir türlü aşamadığımız bu tür sorunları çözmemize yardım ederek yaşamımızı her yönden geliştirirmiş.

İşte sevgili Aynur (Aynur Mutlu) bana ağaç elementi olduğumu, destekleyen elementimin de yine ağaç olup ve eksikliğinden muzdarip olup da dengeleneceğim elementimin ise su olduğu bilgisini paylaşmıştı, meçhul sabah saatlerine denk gelen doğum zamanıma rağmen (Doğumgünüme uyanacağım geceye uykuya yatarken, doğum saatimde gözlerimi açmayı dilemiş, uyandığım saati de doğum saatim bellemiştim). İsmim Su ise tamamen güdüsel, bana bu bilgiler ulaşmadan evvel buluştuk onunla. Neden su diye sorsanız, size her gün başka bir hikaye aktarabilirim ama, düşünülmeden bir karar verilmeden geldi ve hemen kaynaştık. Aslım oymuş meğer.

Çin Astrolojisine göre bir ağaç oluşuma ise gelince, öyle heybetlisinden de değilmişim;) Yaşamda başarılı olmamı kolaylaştıran pek çok özelliğe sahip olup da; diğer elementlere göre daha şanslı olmama rağmen, zayıf bir ağaç olduğumdan çaba elzemmiş. Deneyimlediklerimle de çelişmeyen geçmişe ve geleceğe dair daha pek çok bilgi de var tabii: Yoğunlukta yüzdüğüm duygulardan, sağlıksal özgeçmişimden, otoritelere başkaldırışlara kadar misal. Gerçi batı astrolojisi okulunun heyecanlı öğrencisi bir dostum da bambaşka bir pencereden de anlatıvermişti bana benden öte bir beni, az’ımla çok’umla. O ise elementsel olarak baskın ötesi bir su olduğum konusunda kararlı, kendimi ait hissettiğim gibi.

Sevgili Sanghamou,

Bugün canlı mı canlı ve hiiiç acelesi yokmuşcasına bedenime kurulan kırmızı çadırımın ertesi, en güvenlisinden bir yoga gününde Pazar postası çıkıverdi size, hem de tabii size ne yazıyorsam kendime. Aslında çekirdek Sangha’m coşan canlarıyla Leros’ta da bir birlikteliği tamamlamışken meğer bana da benden öte can katmışsınız. 25 Eylül’de öyle yazmışım. Bugünün postasına ek baskıya giriversin.

25 Eylül – Şirince öncesi serimiz ile yogama dönüşüme bedenimi germeden geçmek istemiştim. Germek kelimesini seçmiş olmam tam da yerine oturmuştu.

Henüz tam da kavrayamadığım bir cümlede dolanıyordu yüreğim o ay, Hintli mistik sanatçı Tagore’un demiş olduğu:

Kemanın yayları akorlanırken, gerilmenin acısını hisseder, ama bir kere akorlandı mı neden gerildiğini bilir. (‘When the string of the violin was being tuned it felt the pain of being stretched, but once it was tuned then it knew why it was stretched’.)

İnsan ruhunda da bu böyledir. Ruh acı, eziyet ve dertleri yaşarken; hayatı bunlar olmadan yaşasa herşeyin nasıl da daha iyi olacağını düşünür. Fakat bir kere bunların doruğuna erdi mi, geriye dönüp de bir baktı mı, tüm bunların anlamını idrak etmeye başlar: Tüm bunlar sadece ruhu belirli bir ses ayarına akorlamak içindir. (So it is with the human soul. While the soul goes through pain, torture, and trouble it thinks that it would have been much better if it had gone through life without it. But once it reaches the culmination of it then, when it looks back, it begins to realize why all this was meant: it was only meant to tune the soul to a certain pitch.)

Acı olmadan, büyük müzisyenler, şairler, hayalperestler, düşünürler varıp da dünyayı yerinden oynattıkları düzeye varmış olamazlardı. Eğer hayatlarında sadece neşe olsaydı, hayatın derinliklerine dokunmuş olamazlardı. (Without pain, the great musicians and poets and dreamers and thinkers would not have reached that stage which they reached and from which moved the world. If they always had joy, they would not have touched the depths of life.)

İşte o gün, ilk defa Kurmastana ait olduğum bir yerdi, 8’in ötesine de artık kaçtı bilmediğim kadar gitmiştim. Eşikten geçeceğim diye nefesleri saya saya sabrettiğim her nefeste eşikten birdir bir oynarcasına ha gayret atladığım yer ise değildi. Kurmastana’da kalbimden kulağıma fırlamaya her daim meyilli iç tansiyonum davullar zurnalar karnavallarla ziyaret etmemişti beni o gün. Bu sukünet de neyin nesiydi! Sırrı neydi? Oda aynı odaydı, beni irrite eden dışsallıklardan arınmış bir mekan olması mıydı? Yoksa tedavi sürecine olumlu yanıt vermiş babama dair hissettiğim huzur, kendime dair hissettiğim huzursuzlukları özgürlüğe mi uçurmuştu? Yada sadece ve sadece ara verdiğim yogama kavuşmanın aidiyeti?

Evet arayı açmıştım. Ayarı baykuşa kaçmış uyku düzenim, gün doğumu saatleri rüyalarımda yaşadığımı sandığım ötelenmiş yaşanmamışlıklardan kopamayışım. 5 gün evvel kendimi Yeniay ile hizaya alacakken, tam da o vakit yumurtlayışım.

Çok şükür o gün kendimle ve sizlerle kavuşmalara dönmüştüm. Samapada’da niyete kuvvet ve kudret dilemiştim.

Bu buluşma kavuşma günümde, Virastana’ya geçmeden evvel iki ayak yanyana dikildiğim bir yerlerde, sağ bacağım bir benim içeriden hissedeceğim şekilde zangır zangır dalgalanmıştı. Farklı bir titreyişti bu, Uttanasana’ya eğilmede varlığını iyice teyitleyebildiğim bir titreşim. Titreşirken sanki bir yandan da iki ucunun arasındaki kalın ip sarmallarının direnciyle güçleniyordu bu uzvum.

Varlığına ve sizinle kavuşmanın güzelliğine minnetle Sanghamou.

Sevgiyle…

Aralık 2016 ders tahtamızdan Cin Ali/Ayşe Yogi/ni’yi hatırladınız mı sevgili Sınıf’ım:)

IMG_6379

Reklamlar

ASLI SU – Pazar Postası” üzerine 3 yorum

  1. fsafak dedi ki:

    Çok güzel şeyler yazmışsın Aslı Su! Babanın daha iyi olmasına da çok sevindim. Yakında görüşmek üzere.

    Beğen

  2. aylinparmaksiz dedi ki:

    Su gibi arkadaşım benim, ne güzel yazmışsın…Önce sesini duymak sonra yazını okumak bana da çok iyi geldi. Babanın iyi olmasına, kalbinin biraz olsun hafiflemesine ne kadar sevindim anlatamam. Cumartesi olsun da sarılıp hasret giderelim. Tagore’da ne güzel demiş…”Ruh acı, eziyet ve dertleri yaşarken; hayatı bunlar olmadan yaşasa herşeyin nasıl da daha iyi olacağını düşünür. Fakat bir kere bunların doruğuna erdi mi, geriye dönüp de bir baktı mı, tüm bunların anlamını idrak etmeye başlar: Tüm bunlar sadece ruhu belirli bir ses ayarına akorlamak içindir.”

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s