fatma – 1. gün / ”sana ne?”nin gücü

Dün size söylediğim gibi yaptım. Sabah altıyı çeyrek geçe uyandım, evin küçücüklüğü yüzünden salonda kuruttuğum çamaşırları, yani çamaşırlığı, kapıya doğru itekledim, bir mum yakıp oyalanmadan ısınmalara başladım. Belki de yirmi dakika sırf ısınma yapsaydım dün gece uyurken ne yana dönsem gelip beni bulan ağrıların izini sürmeye başlamış oldum. Her bir ağrıyı takip edecek olsam darmadağın olabileceğimden korkup vazgeçtim. Dizleri çevirmeye geldiğimde ayak bileklerimde bir rahatlık ile karşılaşınca şaşırdım.  Demek bunca katılığın içinde bile bir yerimde hoşnut bir his olabiliyormuş. Gece ağrıyan kalçam ve bacağım da sessiz. Ay hadi işallah canım ya… 🙂

Alper’in literatüre kattığı tembel yogası kabilinden bir seri olmuş oldu yaptığım. Asanasız ama sonunda beş dakika kadar oturduğum bir yoga. Yarın sabah da aynı olacak. Olsun. İş çıkışı hemen eve dönmek istemeyişim, Zencefil’de bir çorba içip, biraz kitap okuyuşum, eve dönünce ben birleştireyim diye bekleyen İkea komodine girişmem hep o yirmi beş dakika sayesinde oldu diye düşündüm.  Ev derlenip toplandıkça kafamı da topladım sanki, keyfim yerine gelmeye başladı, birkaç başka derleme toparlama işini yapacak hevesim ve enerjim olduğuna şaşırdım.

Bugün sadece böyle ofis ve eğitim günlerinde karşılaştığım bir sürü meslektaşımla karşılaştım. Ne çok insan yogadan ve meditasyondan bahsediyor artık. Yogadan bahsediyorlar da aynı şeyden mi bahsediyoruz acaba diye düşünürken yakalıyorum kendimi. Sana ne canım diyorum sonra . Sen kendi yogana bak.

Fakat bakamıyorum  ben kendi yogama bazen işte. Ben yolu biliyorum ya, hemen sana da göstereyim. Başka yogalarda vakit kaybetme, bak biz burada nasıl da dönüşüyoruz. Samadhi’ye bir ki! Kalkıyor!!!

Son zamanlarda farkediyorum; ben kendimin en iyi versiyonu olacağım ya, istiyorum ki herkes de potansiyellerini gerçekleştiriversin. Annem hemen boşasın babamı mesela. Kilo versin, sağlığına dikkat etsin ve kendisinde gıcık olduğum ne varsa derhal sona erdirsin.  Babama hiç girmeyeyim şimdi, saat geç, sabaha kadar yazabilirim başlarsam. Derdim şu:

Herkes hemen (güya kendi) hayatlarını (fakat asıl benim hayatımı) daha kolay bir hale getirebileceğinin farkında mı? Yani pek öyle davranmıyorsunuz da. Mümkün yani, gerçekten. Nasıl mı? Ay siz onu dert etmeyin, ben herşeyi söyleyeceğim zaten size. Neler değişecek, neler çıkartılacak, neler eklenecek. Sizin düşünmenize gerek bile yok, beni dinleyin siz yeter. Ama baştan anlaşalım. Sözümden çıkmak yok.

Bazen düşünüyorum da aslında sen bile daha iyi bir versiyonuna evrilebilirsin sanghacım 🙂 Bana güven.

Yılbaşından az evvel annemle kapıştık yine. Bana kalırsa tek yaptığım ona yol göstermek ama galiba biraz ayarsız bir nasihatte bulunmuşum. . Artık benim tarafımdan azarlanmak istemediğini yazmış.

Hem kızgın (çünkü ben onun iyiliğini istiyorum) hem üzgün Milo’ya durumu anlatırken sordu ermiş sevgilim: ”Neden anneni rahat bırakmıyorsun? Annen sen istiyorsun diye değişmeyecek artık. Yaşayacak kaç yılı varsa istediği gibi yaşasın. Sana ne oluyor?”

Haklı.  Kendime bana ne hakkaten diye sordum. Yanıt yok.

Yeni yıl kararlarına ek kayıt için süre dolmadan şunları da ekleyebilir miyim?

Halı hazırda makamınıza iletmiş olduğum yeni yıl kararalarıma ek olarak:

*Başkaları hakkında düşünür, konuşurken kendi kendime ”Bana ne?” sorusunu sorabilmem için;

*Yersiz ve gereksiz soruları cevaplarken bazen karşımdakine kibarca, bazen de cevap vermek yerine susarak içimden ”Sana ne?” sorusunu sorabilmem için;

*Ve  kendimi olduğum gibi kabul etme projeme ek olarak, başkalarını da oldukları gibi kabul edebilme ihtimalimin değerlendirilmesi için;

Gereğinin yapılmasını arz ederim.

Saygılarımla,

f.

 

Reklam

fatma – 1. gün / ”sana ne?”nin gücü” üzerine 7 yorum

  1. oradanburadan dedi ki:

    Bir soru: Başkalarına tavsiyede bulunmak kendimizi iyi hissetmenin yollarından biri olabilir mi? (bak ben neler biliyorum, bu konuları hallettim zaten, hatta alt notalarda bir senden daha iyiyim tınısı…)

    Liked by 2 people

  2. fatma dedi ki:

    Ayçacım olabilir elbette fakat bence pek zor, pek sağlıksız bir yol olur. Yine de eğer bunun yollardan biri olduğunu kabul ediyorsam illa ki benim de o yoldan yürüdüğüm olmuştur. O yolu şimdi sağlıksız olarak düşünsem de ileride de kendimi o yola sapmak isterken, hatta o yolda adım atarken bulabilirim. Kendimi başkaları ile kıyaslamamak, kimsenin kimseden iyi ya da kötü olmadığı ölene kadar üzerinde çalışacağım şeyler. Kendi değerimi başkaları ile ölçmeyi bırakmak konusunda küçük de olsa adımlar atınca en iyi hissediyorum ben kendimi. Bazen küçük tavsiyeler verirken de düşünüyorum; bunu duymak bana nasıl gelirdi? Annem ve kızkardeşim hariç tabi 🙂 onlara sansürsüz evil fatma :)) Bu yazıdan sonra onlara da aynı özeni göstermek için çalışacağım. İzci sözü 🙂 (tutamadı 🙂 )

    Liked by 5 people

  3. incognitans dedi ki:

    “Herkes hemen (güya kendi) hayatlarını (fakat asıl benim hayatımı) daha kolay bir hale getirebileceğinin farkında mı? Yani pek öyle davranmıyorsunuz da. Mümkün yani, gerçekten. Nasıl mı? Ay siz onu dert etmeyin, ben herşeyi söyleyeceğim zaten size. Neler değişecek, neler çıkartılacak, neler eklenecek. Sizin düşünmenize gerek bile yok, beni dinleyin siz yeter.”

    Kendimize ettiğimiz polislik yetmiyor, bir de etrafımızdakilere de cüret ediyoruz değil mi? Bir de bazı dostlarım bana ne sakin, ne gamsız adamsın der, ben de aslında içim kaynıyor benim bakmayın derim. En azından o kadarcık kendimi tanıma şansını vermişim kendime.

    Bu yazın, dün kendi kendime söylendiğim bir anımı hatırlattı bana, çok ilginç bir düşünce ile karşılaştım. Bununla ilgili fırsat bulursam yazacağım. Sağol Fatmacığım, açtığın pencereler için. ❤

    Liked by 2 people

  4. aylinparmaksiz dedi ki:

    Yeni yıl kararlarına bayıldım:) Milo’nun dediği gibi herkesi kendi haline bırakmak en iyisi:) Benim de zorlandığım bir konu, insanın sevdikleri söz konusu olunca kendine iyi gelen şeyleri onların da hayatına sokmak, e azından denemelerini istiyorsun. Ama her ruh o şey ne ise ona hazır olmayabiliyor, henüz zamanı gelmedi belki de… Kendine çok yüklenme, siddhartha’yı hatırla, oğlunun peşine düşmüştü, onun yolu bu diyip, bırakamamıştı:))

    Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s