Pınar – Gün 1: Le Surmenage

Valla hayret bir şey Sanga.

O kadar da konuşuldu geçen gün grupta. Yeni bir döngü dendi, dolunayda başlayalım dendi. Vatsap grubunun adı da 28günyoga üstelik. Ben ne sandım? Yeni bir kurmaca döngüsünden bahsediliyor sandım. Kurmaca grubundan kendimi soyutlamış olduğum için de mesajlara şöyle bir göz atıp benlik bir şey yokmuş! diyerek telefonu gözden ıraklara koydum. Derken bugün oldu. Kaçak göçek göz attığım bir feysbuk molasında Defne Hoca’nın postasına denk geldim az önce. Allah allah, 28günyoga filan diyor dedim. Bloğa girdim ki, ne göreyim?! Parti başlamış, ben anca görmüşüm. How I Met Your Mother’daki Blitz karakteri gibi oluyormuşum az kalsın.

Son zamanlarda dahil olduğum vatsap gruplarının sayısı ve içinde geçen muhabbetlerin yoğunluğundan ötürü beynim tam anlamıyla sürmenaj olmuş durumda. Okuduğumu anlamıyorum. Anladım sandığım şeyi yanlış anlıyorum. Sorduğum soruyu unutup beş defa daha soruyorum. Muhtemelen karşımdaki de benim durumumda. Biriyle gerçekten anlaşmamız şu şartlarda bir mucize. Geçtiğimiz yılın son günlerinde vatsap, feysbuk ve instagram bağımlılığımın hayatımda açtığı büyük gediği geri dönülemez biçimde fark ettiğimden beri bu konuda bir şeyler yapmaya çalışıyorum.

Benim renkli günler dolunayın eteklerinde dolanıyor epeyce bir süredir. Dünkü süper dolunay benim de burcum olan Yengeç’teydi. Analaar, analar diyordu bir astro yazısı bu dolunay için. Nitekim öyle de oldu. Yine de bir Yengeç trademark’ı olan dalgalı ruh hallerine ben doğuştan alışkınım diye mi bilmem, korktuğum kadar sert geçmedi bu dolunay. Öte yandan,  hamile olan bir arkadaşımla yeni yılın ilk günü konuştuktan sonra acaba ben, ımm şey, acaba, mı ki, ne zaman olur ki, olur mu ki, hmm gibi bir atak geçirip, gözlerimin dolmasıyla beraber konuyu derhal bertaraf ve hormonlara havale ettim. Çıkar bir yerlerden.

Uzun lafın kısası, bugün sahalara dönüş yogamdı. İkinci prelüd üstüne yastıklı seri. Bu yeni döngüye ne kadar sık yazabilirim hiç bilemiyorum Sanga. Elimde bir kitap çevirisi var ve o hariç elimin klavyeye değdiği fazladan her an suçluluk dalgalarıyla birlikte geliyor. Gel gör ki o kadar verimli de çalışamıyorum. Kitabın daha yüzde ellisine gelemedim. Henüz fenalıklar basmadı ama yakındır. Aslında epey de keyif alıyorum. Bazen bir şeyin doğru karşılığını bulayım diye daldığım köstebeklik anları çevirimden çalıyor diye üzülüyorum ama harika bilgiler keşfediyorum bu sırada! Mesela Mikrokozmik Yörünge denen bir Taoist meditasyonu anlatılıyor kitapta. Bedenin ön ve arka hattında bulunan iki ana meridyen hattı boyunca nefes alıp verdiğimizi imgelediğimiz bir meditasyon çeşidi. Bu iki meridyenin Türkçe’deki karşılıklarını araştırayım derken ne buldum biliyor musun Sanga? Neden dilin üst damağın en ucunda tutulması gerektiğini buldum!  Şu Çinlilerle Yogiler aynı şeyi söylüyor ya hep. Bayılıyorum.

Detaylar şimdilik bir sonraki yazıya kalsın, ben de çevirime döneyim.

Herkese yeni yılda değiştirmek istediklerini değiştirebilmek için cesaret, değiştiremeyeceklerini kabullenmek için metanet diliyorum.

Si yu Sanga.

 

 

 

Pınar – Gün 1: Le Surmenage” üzerine 4 yorum

  1. damlahisarli dedi ki:

    “Dilin ucu üst dişlerin arkasına doğru olunca damak uzamaya başlıyor” der Sinem hoca. Bu da bizim meditasyon oturuşunda dik durmamıza yardımcı oluyor diye biliyorum. Omurganın bir ucu kuyruk sokumu diğer ucu atlas dediğimiz başın içindeki kısım. Dil de atlasın devamı gibi. 🙂
    Senin detayları anlatacağın yazını merakla bekliyorum, ben önden bir fikir yürütmek istedim 🙂
    Kocaman sevgiler.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s