Alper – Gün 3

Selam sangha,

Defne Hocanın anlattığı şeyi düşünüyorum. Bu konu bir süredir benim aklımı kurcalayıp duruyordu. Ben yoga yaparken kendimden daha yüce bir güçle bağlantı kuramıyorum. Aylin gibi mucizelere de inanmıyorum. İçim kupkuru. Oysa ben Tanpınar’ın Abdullah Efendi’si, Defne Hocanın Melike’si gibi “hikayesi olan bir çocuktum”.

Tanrının varlığı ya da yokluğu dinle pek alakası olmayan orta sınıf ailelerin çoğunda büyümüş niceleri gibi hiçbir zaman kafamı kurcalayan bir konu olmadı. Anneannem ve annem Allah’ın çocukları sevdiğini Türkçe de olsa dua edersem kabul edeceğini söylemişlerdi. Annesi türbanlı okul arkadaşım Şeyma kadınların her bir saç telinin öbür tarafta (o da ne demekse) yılan olacağından bahsetmişti de pek ciddiye almamıştım. Zaten annesi başörtü takanlar ya köylü ya cahildi(sekiz yaşındaki Alper’in düşünceleri). Bir kere oyuncak arabamı bir türlü bulamamıştım. Allah’ım lütfen arabamı bulayım dediğimde hakikaten bulmuştum. Bir de her gece uyumadan Allah’ım lütfen annem, anneannem ve ben ölmeyelim diyordum ne olur ne olmaz işimi sağlama almak için. Sekiz yaşında izlediğim bir Meksika dizisi vardı. Zengin bir ailenin küçük bir kızı vardı. Annesi ölmüştü (insanın annesi ölür müydü hiç?). Çok Katolik bir okula gidiyordu. En sevdiği öğretmeni de sonradan yeminini bozup babasıyla evlenecek olan çömez bir rahibeydi. Dizide görkemli Katolik kiliselerine hayran olmuştum. Zaten bir sene önce ilk yurt dışı seyahatimi Paris’e yapmıştım. Norte Dame çok güzeldi ama Disneyland daha güzeldi. Her gördüğüm yetişkine binlerce soru sorduktan sonra çok kesin bir dille hıristiyan olduğumu söyledim. Kendi kendimi vaftiz etmiştim. Annem babam daha çocuksun, büyüyünce ne istersen olursun dediler çok da ciddiye almadan. Ben sadece binalarını sevdiğimi için hıristiyan olduğumu komşumuzdan, temizlikçiye, ilkokul öğretmenimden annemle babamın arkadaşlarına söylemeye başladıktan sonra el alem anamla babamı yargılar oldu. Hatta annemin biraz dindar bir arkadaşıyla bu konu hakkında ufak bir tartışmaya bile girdiğini hayal meyal hatırlıyorum. Sonra annem bana biraz orta çağdaki engizisyon mahkemelerinden bahsetti. Her dinin aşırıları olduğundan. Tüm aşırıların kötü olduğundan, büyüyünce neye istersem ona inanabileceğimden ama şimdiden çok da bu işlere kafa yormamam gerektiğinden falan bahsettiler. Bir de o ara sokakta dolaşırken  her gördüğüm kiliseye girmek istiyordum da İstanbul’da gittiğim çoğu ortodoks kiliseleri de bir tuhaf kokuyordu. Dizideki harika mabetlerle alakaları yoktu. Ben de ilgimi kaybettim. İlerleyen yıllarda inançla dinlerin aynı şey olmak zorunda olmadığını anladım zaten. Ama ya o daha büyük bir zekaya teslimiyet duygusu? Ben şükür de etmem hiç. İnsanlar nasıl şükreder şaşırırım. Şanslı hissederim.

Yüreğimde bu kıpırtı ya yoksa? Benim yaptığım yoga yoga sayılır mı? O zaman neden yoga yapıyorum? Bir ders sırasında Defne Hoca neden yoga yapıyorum sorusunun cevabını çok net bilmelisiniz gibi bir şey söylemişti. Benim şu yüzden diyebileceğim bir cevabım var mı pek emin değilim. Hatta bunu yazarken bile ya hocamın gözünden düşersem diye endişeleniyorum.

Bugünlük benden bu kadar. Bambaşka şeylerden bahsedecektim bakın konu nereye geldi. Bugün de tabii ki yogamı yaptım ama bu yazının her hangi bir yerine iliştiremedim.

Yarın yeniden buluşmak üzere, kendine iyi bak sanghacığım.

Hamiş: Doğum günün kutlu olsun Ayça. Nice kırk senelere.

 

 

 

 

 

 

Reklam

Alper – Gün 3” üzerine 2 yorum

  1. pinarustun dedi ki:

    Alper, maalesef ben de zamanın büyük çoğunluğunda yogamı bu bağlantıdan yoksun bir şekilde yapıyorum. Hatta senin yazdıkların bana benim bir önceki döngüde yazdığım bir yazıyı hatırlattı. https://28gunyoga.wordpress.com/2017/07/13/pinar-ii-gun-19/
    Bu galiba, yaşamayanların bilemeyeceği ve anca böyle konuşup üzerine teori üretebileceği bir şey. Yaşayanlarınsa muhtemelen sözcüklere dökemeyecekleri, nereye gitseler kalplerinde taşıyacakları. Çok özeniyorum ne yalan söyliyim. Yaşın da etkisi var sanırım. Yogamda olduğu gibi hayatımda da bu inançtan mahrum olmanın etkisini son yıllarda çok hisseder oldum. Kim bilir, belki bize de kısmet olur bir gün yaradanla yog hali.

    Liked by 7 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s