Ayça – Gün 2 & 3

Dün, Defne Hoca’nın bu döngünün ilk yazısında da bahsettiği gibi dünyanın bana yazmak için en mükemmel koşulları sağlamasını beklemekten yaz(a)madım Sanga. Ya vaktim yoktu, ya kafam dağınıktı, aklıma güzel, komik, beni daha da sevilesi yapacak kelimeler gelmiyordu, oydu buydu.

Bunun alışkanlığa dönüşmemesi için akşam yatarken her gün ne olursa olsun yazmaya karar verdim (iç dünya kontrolü: check), sabahın sessizliğinde ahaliyi uyandırmayayım diye sabah için tüm hazırlıklarımı akşamdan tamamladım (ortam kontrolü: check). Gel gör ki kontrollerin üçüncü bacağında yine bana hüsran vardı. Gece boyunca evin içinde süregelen öksürük ve tuvalet ziyaretlerini nasıl olur da hesaba katmazdım? (Dış dünya kontrolü: sistem hatası). Uykum her bölündüğünde “Hah bak sabah kesin uyanamayacağım!” diye kendini şartlamak, koşullar istediğin gibi gitmedi diye moralini bozmak niye? İnsan kendine neden bu işkenceyi yapar?

Dön dolaş uykuya isyan edip saate baktığımda alarmı altı dakika öncesinden yakaladığımı görünce keyfim yerine geldi (Yine bir yarışma hali. Alarmın da çok umrundaydı sanki!). Isınmalarda bedenimin dengesizliği kendini belli ediyordu. Aslında genelde buna çok bozulur(d)um (nasıl ama nasıl olamaz yani bu mümkün müdür, olmadı bu böyle, dengeli beni istiyorum…) Bugün de böyle, ya da kriterlerimize göre değişmesini istediğimiz biri için bu insan da böyle ve ben bugünü/bu insanı başka başka sebeplerden seviyorum/kabul ediyorum diyebilmek son derece özgürleştirici bir bakış açısıymış. Kendisiyle flört aşamasındayız, ciddi düşünüyoruz.

Isınmaların devamındaki uddiyanalarda kalbim kulaklarımda atıyordu Sanga. Korktum bayağı. İlk defa böyle bir şey başıma geldi. Sonra hareketler kendi kendine yerini buldu. Bayağı bir sonra yeni bir system check yapınca korkumun çekildiğini, kalbimin kendi yuvasında atmaya devam ettiğini gördüm. (Herşey olması gerektiği gibiydi, ohh.)

Bugün bir de sizlere günlerdir gerek tam sayfa ilanlarla, gerek sübliminal mesajlarımla duyurduğum gibi doğumgünüm. Bunu benim eşimin evden çıkarken almak istediği hediyeyi tarif etmesiyle hatırlamam da ayrı bir konu. Halbuki şöyle güzel bir doğumgünü yogası yapsaydım. (Nasıl olurdu ki doğumgünü yogası? At pozunda beş dakika? Yepyeni bacaklarla girerdim kırkıma!)

Ben kaçtım Sanga, telefonlara, mesajlara yetişemiyorum 🙂

Ayça – Gün 2 & 3” üzerine 8 yorum

  1. fsafak dedi ki:

    Canım Ayça, iyi ki doğdun! Hep böyle güçlü ve sevgi dolu kal. 40’ının en güzel senelerini beraber kutlamak dileğiyle.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s