Defne_Gün_2_Yalnız Değiliz Hiçbirimiz

IMG_1887.jpg

Manşet girin

28 gün döngüsünün ikinci günü bizim için beterin de beteri başladı.

Gece uykusuz, ağlamaklı, çaresiz, çok çaresiz geçti. Bizim Bey’in ateşi yükseldi de yükseldi. Yükseldikçe tenini yırtıp çıkmak ister gibi feryat etti. Sağa döndür, sola döndür, oturt beni, olmadı tekrar yatayım, önce çiş, sonra dizler, eller pençe, tırnaklar etine gömülmüş… Ağladık. Ayrı zamanlarda ayrı ayrı, aynı zamanda beraber… Biz bunu çok yaşadık. Biliyorsun geçiyor zamanla, ama ne fayda.

Gece sabaha, sabah öğlene karıştığı için ben hangi noktada yogaya başladım bilmiyorum. Ama başladım. Bey kısa bir süre masaya dayadığı kollarının üzerinde uyuyakalmıştı. O sırada ben de odamın kapılarını kapattım ve mumları yaktım.

Suçi’ye oturduğumda derin derin içimi çektim ve birden yogayı her şeyin ötesinde neden yaptığım, hep bildiğim ama nedense pek dile getirmediğim sebebim yüreğimi doldurdu:

Yoga beni Tanrı’ya bağlıyor.

Bu göz devirmelik bir bilgi olabilir. E, herıld yani diyebilirsiniz. Ama derslerde de yazılarda da pek vurgulamadığım bir gerçek bu. Yogaya oturduğum anda ben Tanrı’nınn varlığını etrafımı saran bir bulut, yoğun bir duman gibi hissediyorum. O anda ben yine “Allah’ım lütfen bu gece bizim eve hırsız girmesin” diye yatağında dua eden çocuğum. Tanrı ile baş başa kaldığım bir andayım. Küçüğüm ve beni koruyup kollayacak bir gücün gözetimindeyim.

Yoga benim için başından sonuna bu gücün bahçesinde gevşeme çalışması aslında. Ben yogayı en çok Tanrı ile aramdaki bağı, bağrımın ortasından duyabilmek için yapıyorum. Çünkü o bağı hissettmeye ihtiyacım var. Bugün, evet en çok, ama diğer günler de. Dünyanın kötülüğü, adaletsizliği ve talihsizlikleri karşısında yıkılmamak için olduğu kadar başıma iyi, harika, olağanüstü şeyler geldiğinde şükretmek için de. Mahrem bir tema olarak düşündüğümden belki, derslerde pek dile getirmediğim bir düşüncem de inançsız yoganın eksik kalacağıdır. Ama aşkı bir kalpte anlatarak yeşertemeyeceğimiz gibi inancı da o kalpe sözle, dersle empoze edemeyiz. Kendiliğinden uyanırsa uyanır o.

Yoga kopuk uçların birbirine bağlanması disiplinidir. Özümüz, kendimiz, ruhumuz, hayallerimiz ise buluşma alanımızdır. Ama o kadar değil. Benim için değil en azından. Tanrı’nın varlığını nabzımda duyabildiğim bir zaman dilimidir benim için. Onu duydukça, ben dinlenebiliyorum. Bir şey yapmama gerek olmadığını, küçük bir varlık olarak ve tüm küçük varlıklar gibi korkmaya, üzülmeye, ağlamaya hakkım olduğunu ve en çok, en çok, en çok da yalnız olmadığımı hatırlıyorum. Çünkü bizi en çok yoran ve üzen şey sanırım çaresizlik anlarında yalnız olduğumuzu zannetmemiz.

Ben yoga yaptıkça bu yanılgıdan başımı çıkartıp bir derin nefes alabiliyorum.

Sonra bir de siz varsınız. Yazınca da hatırıyorum.

Yalnız değiliz. Hiç birimiz.

 

Defne_Gün_2_Yalnız Değiliz Hiçbirimiz” üzerine 6 yorum

  1. Simgelina dedi ki:

    Yalnız değiliz, hiçbirimiz. Yazınızı okurken yüzümün kemiklerini hissettim, göz çukurlarımı, burun kemiğimi, kıkırdağını..direk sızlamasından başka bir his bu. Alnımın önü açıldı. Hocam, size kocaman sarılıyorum.

    Liked by 1 kişi

  2. aylinparmaksiz dedi ki:

    Çok çok geçmiş olsun! Umarım bu zor günleri çok yakında atlatırsınız.🙏Yine öyle güzel ifade etmişsiniz ki! Yalnız değilsiniz hocam. Biz yanınızdayız. Çok sevgiler♥️

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s