fatma- 4. gün / benden geriye kalan…

 

IMG_3887.JPG

 

Dün Defne Hoca’nın bize, yoganın onu Tanrı’ya bağladığını söylediği yazısını yazdığı dakikalarda ben de yer altında havalimanına doğru yol alan bir metronun içerisinde, bir podcast’ta duyduğum cümleleri tekrar tekrar başa sarıp dinliyor ve içimden Allah’ım diyordum; ne güzel söylemiş. İşte yoga yaptığım zaman ben de tam olarak böyle hissediyorum.

Başa alıp alıp dinlediğim cümleler, İran’lı Sufi Abu Said’in dizeleriydi ve şunu söylüyorlardı:

When occupied with self, you are seperated from God.

The way to God is but one Step; the step out of yourself.

(kabaca çevirebileceğim kadarıyla; Kendinle dolu (meşgul) olduğunda Tanrı’dan ayrı düşersin. Tanrı’ya giden yol için bir adım gerekir sadece; kendinden öteye atacağın bir adım… )

Sonra, metrodan inip alana ve Türkcell’in çekim gücü dünyasına adım attığımda mail kutuma hocamın mesajı düştü. Hocam neredeyse aynı şeyleri yazmış. Şaşırmıyorum ben bunlara artık. Son zamanlara çok yoğun bir onaylanma duygusu yaşıyorum. Bu onaylanma aferin kızım Fatma gibi egomu okşayan  bir onaylanma değil. Daha ziyade bir gülümseme ve  Fatma’nın, Defne’nin, herkesin, benlik dediğim şeyin sınırlarının belki, silikleşmesi…. İçimde duyduklarımın hepimize, hepimizin ise insanlığa ait oluşumuz… Hakikate varacağımız var ise kim yazmış, söylemiş farketmiyor.

Dinlediğim konuşmanın devamında kendimizden dışarıya atılan bu adımın teknik olarak  bizi biz yaptığına inandığımız düşünceler, hatıralar ve tepkiler mozaiğinin devresini besleyen faaliyetleri  bırakmamız  ile olabileceği anlatılıyordu. Bütün bunlarla olan ilişkimizi onlara daha az tutunduğumuz bir hale dönüştürebildikçe hayatımızı oluşturduğunu düşündüğümüz şeyler daha az yapışkan olmaya başlayacaklarmış bizim için.

Bu yapışkanlık konusunu geçen döngülerden birinde ben de yazmıştım.

Velhasıl dün geceden başlayan bu  ekstasi  (çoşkunluk, taşma) şu ana kadar devam ediyor sangha. Pınar diyor ya sanga, sangaya yükselmiş diye. Ben sangadan ustaya, oradan da hayata tam gaz giden bir dalgaya binmiş de uçuyormuşum gibi hissediyorum.

Dün gece bütün gece çalışıp da sabah 06:20 de yatağa girerken Allahım n’olur Milo’dan sonra kalkayım diye dua etmiştim. Kabul oldu ve 10:30a kadar uyumayı becerdim.

Pınar’ın yazısına çok duygulandım, dayanamayıp uzunca bir cevap yazdım. Sonra Defne Hoca’nın bu günkü yazısına bir cevap yazdım. Hocam hayat ne diye sormuş bugün. Buna onun vereceği cevabı okumak için yarınki yazısını bekleyeceğim. Bu soruyu çok soruyorum kendime ben de, hele de son zamanlarda. Hocama şöyle yazdım:

”Bazen kendinden yüz kat ağır yükü sırtlanan karıncalardan bir farkımız olmadığını düşünüyorum. Onları merak ve acıma ile izlerken, ne için çabaladıklarını çözmeye çalışırken…Hayat dediğimiz bu şeyi biz insanların da neler için çabalamakla harcadığımızı düşününce içimi sınırsız bir merhamet ve gözlerimi de yaşlar basıyor. O zamanlarda neden bütün dinlerin vardığı son noktanın merhamet olduğunu, neden Allah’ın bizi ne yaparsak yapalım affedeceğimizi kalbimde biliyorum. Hayatı ve kendimizi böyle zor ve dolambaçlı bir halde deneyimlemek için gösterdiğimiz bu çaba bazen de büyük bir anlamsızlık duygusu yaratıyor bende. Herşeyden ama herşeyden vazgeçmek istiyorum.”

Neden tam da zıddımız olana aşık olduğumuzu, neden en olmayacak şeylere aptalca evet deyiverdiğimizi, hayatımızın anlamı dediğimiz şeyin neden elimizden alındığını, merhametin yok mu Tanrım diye ağlarken bile deneyimlemekte olduğumuzun kendimizi koşullandırışlarımızdan özgürleşmek için bir fırsat olduğunu anlayabiliyorum galiba biraz. İnandığımız ne varsa, kendimiz sandığımız ne varsa; bunun inanç olan kısmını ateşe veriyor bazen. Eyvallah. Yansın. Yansın da geriye biz kalalım. Fatoş’un dediği gibi dün; Neysek  O olucaz. 

Yine de benden geriye ne kalacak bütün bunlar geçince, onu merak ediyorum aslında sanga. Samadi o mudur acaba? Orada ben hala var mıyım?  Beni ben yapan şey, ahamkara, benim katlarım, katmanlarım, kozalarımdan  üçüncüsünden ötede var olmuyor diye öğrenmiştim. Samadi nerede başayacak sanga? Bir yaşamda oraya kadar gidersem o aydınlanan şeye ben denebilir mi acaba?

Bütün bunları düşünürken Facebook’ta kız kardeşim, oğlu ve  erkek kardeşimin yaptıkları görüntülü konuşma ekranının fotoğrafını görüyorum bir ara. Benim bir erkek kardeşim var.  Bugün onun doğum günü. Onu yıllardır görmüyorum. Konuşmuyorum onunla çünkü tam babam iflas ederken önce aileden kaçıp gitti. Sonra da işini gücünü bırakıp ülkeden gitti. Galiba beş yıl oldu. Babası gibi o da ardında bir sürü borç bıraktı. Babamızınkilerin aksine onun borçlarını ödemek zorunda değilim en azından. Ama bana hiç yardım etmedi. Onu affedemiyorum. Yok, aslında galiba onu affetmeyi denemedim bile hiç.

Kızkardeşimi, Gamze’yi arıyorum sonra; konu oraya gelsin istiyorum ama ben getirmeyeceğim. Gamze: Abla bugün abimin doğumgünü diyor. Eee, noolmuş yani diyorum. Benden uzak olsun. Sana bir şey yapmadı ki abla, diyor. Ben de sana yardım edemiyorum. O sadece uzağa kaçtı. Yoksa ikimiz de sana yardım edemedik ki maddi olarak.

İki şey geliyor aklıma; birincisi para, maddiyat enerjinin yalnızca bir çeşidi. Ne kadar arada karşılıklı hırçınlaşsak da Gamze bana, ben ona yardım ediyoruz ve bu çok kıymetli.

İkincisi ise Gamze’nin haklı olduğu. Haklı. Bana bir şey yapmadı ki Mustafa. Belki başka şekilde başa çıkamadı ve kaçtı. Kimliğim merhametime engel oluyor. Olsun istemiyorum halbuki. Affedebilir miyim bilmiyorum ama bunu denemek geliyor içimden. Onun için diliyorum; mutlu olsun, iyi olsun, sağlıklı olsun ve ızdıraptan uzak olsun.

ve hepimiz için diliyorum.

metta .

 

 

 

fatma- 4. gün / benden geriye kalan…” üzerine 7 yorum

  1. kemrasa dedi ki:

    Fatma merhaba,
    Gerçekten Kafka mı söylemiş bilmiyorum ama “Ölümün olduğu bu dünyada, hiçbir şey çok da ciddi değildir aslında.” cümlesini çok severim. Erkek kardeşine ilişkin cümlelerini okurken bu cümle pörtledi derinlerden. Çizdiğin çerçevede affetmek gerçekten çok zor; bunu çok anlayabiliyorum. Affetme konusunda hep referans noktası olarak gösterilen kendine tecavüz eden babasını affeden kızın hikayesini de sürreal buluyorum. Öte yandan ablasını, babasını ve en son on yıl önce de annesini yitirmiş yani baba ocağından kimsesi kalmamış biri olarak dilerim ki bu ‘denememe’ tercihini günün birinde, hala sağlıklar yerindeyken, tekrar sorgularsın.
    Sevgimle
    Kemal

    Liked by 2 people

    • fatma dedi ki:

      Sevgili Kemal,
      Denemediğimi daha evvel farketmemiştim bile. Farkedince süreç başlıyor galiba. Yine de dün köftehorun fotografı bu sefer de instagramda karşıma çıkıp da içimden hala kızgınlık yükselince, e canım hani nooldu mettaya diye sordum. Şimdi o fotografın baskısını alıp, karşıma koyup gerçekten metta meditasyonu mu yapsam diye düşünüyorum. Dediklerinde haklısın. Varlık bi anda yokluğa dönüşünce bunların hiç anlamı kalmıyor galiba.
      Yorumun için çok teşekkür ederim. Bu ”sevgimle” kapanışına da bayılıyorum. Panço da mektuplarını hep with a smile diye kapatırdı. Ben de öyle yapayım.
      Gülümseyerek (sevgimi de içeriyor 🙂 )
      f.

      Liked by 2 people

  2. Kalemtıraş dedi ki:

    Bir şey daha: Bir Tom Robbins alıntısı (Fierce Invalids Home from Hot Climates kitabından
    ) Bir keşişe sormuşlar: Aydınlanmış birisi için yaşam nasıldır? Şöyle demiş: Ah, herkesinki gibi sadece her şeyi beş santim daha yüksekten gördüğün bir yaşam.

    Liked by 5 people

    • fatma dedi ki:

      Hem Svaboda’nın gurusunu anlatışını, hem de Ram Dass ve arkadaşlarının guruları hakkında konuşmalarını dinledim. Her iki kişinin de aydınlanmış olduğunu söylüyorlar ve onlar hakkında anlattıkları her şey, hala çok insanca aslında. Tom Robbins’e inanıyorum yani hocam. 5 santim ise çekinecek bişey yokmuş. Eğer bir hayatta olur da aydınlanmaya ramak kalırsam artık o son adımı güvenle atabilirim ❤

      Liked by 3 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s