Serap – Gün 4 & 5 Hayat, her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsan…

Kaç saattir yattığım yerden ikna etmeye çalışıyordum kendimi dünün ve bugünün özetini yapmayı planladığım bir yazı yazmaya ama olmadı bir türlü. Sabah başlayan renkli günümün (Allah’ım, ne kadar da çok eğleniyorum manasında renkli değil!) sebep olduğu bel ve karın ağrısı beni kanepeye çekti de çekti. Defne Hoca’nın yazısını okumamla sabahtan beri içimde halay çeken duygu çorbası sulu bir şekilde kendini dışarıya bıraktı nihayet. Özetten ziyade hayat hakkında bir şeyler yazmak istiyorum şimdi.

Şu sıralar benim için hayat, üst komşumun yaşadığı şey. Fazla bir tanışıklığımız yok kendileriyle. Banyolarından sızan su nedeniyle banyomun tavanı mahvolduğunda konuşmuştuk bir kez. Arada merdivenlerde karşılaştığımızda da merhabalaşırız sadece. Yaşça benden biraz büyük olduğunu tahmin ettiğim bir çiftti üst kat komşularım. Yurtdışında bulunduğum yıl boyunca aileye yeni bir birey katılmış anlaşılan, şimdi bir bebek var evde.

Evde benden başka nefes olmadığından, televizyon filan da izlemediğimden sesler gayet net ulaşıyor aşağıya. Bir süredir onlarla beraber yaşıyormuş gibi hissediyorum kendimi. Sabah agucuk sesleriyle uyanıyorum. Bebek ağlıyor, bebek seviliyor, çamaşır makinesi gece gündüz durmaksızın çalışıyor. Bebek sebebiyle olsa gerek gelen giden sayısında da büyük bir artış var. Babaanneler- dedeler (olsa gerek), arkadaşlar, sürekli bir kalabalık.Bunları şikayetçi olduğumdan ya da yakınmak için yazmıyorum, zira sıkıntı gürültü filan değil. Olay tamamen BEBEK!le alakalı.

Ben çocukları her zaman çok sevmişimdir.  Çocukluğum küçük bir kasabada geçti. Kasabalarda doğarsın, büyürsün, evlenirsin ve çocukların olur, aksi bir durum çok nadirdir. Bu demektir ki; evliysen çocuğun vardır ya da olacaktır. Yani çocukluktan itibaren böyle bir kod var benim kafamda; bir gün mutlaka benim de çocuklarım olacak!

Eski eşimle kendi seçimimle ve severek evlendim. Ne var ki; evli olduğum süre boyunca çocuk istemediğimden çok emindim. Yani bir gün çocuğumuz olacaktı elbet ama o zaman gelmemişti işte. Daha önümüzde yaşanacak koca bir HAYAT vardı. Gidilecek yurt dışı seyahatleri, festivaller, konserler… Çocuk bunlara ayak bağı olmaktan başka bir işe yaramazdı. Hem çocuk yapmak için paraya ihtiyaç vardı, henüz o kadar paramız yoktu, hazır değildik. Sonra hayat planlandığı gibi gitmedi (Zaten ne zaman gider ki!) ve boşandık.

Yaşım 35 i geçtikten sonra çocukla ilgili düşüncelerim değişmeye başladı. Ayak bağı olmaktan ziyade büyük bir zenginlik olmaz mıydı çocuk sahibi olmak? İçinde bir yaşam büyütmek, dünyaya yeni bir can getirmek, onunla birlikte hayatı yeniden keşfetmek. Aslında olayın kendisi oldukça muhteşemdi de benim onu görüş şeklim biraz falsoluydu mu ne? Etrafımda gördüğüm çocuğu olduktan sonra kendi olmayı unutmuş, yorgun, bitkin, kendini gerçekleştiremedikçe “Saçımı süpürge ettim senin için!” diyerek çocuğunu ezen, suçlayan anne prototipi miydi beni soğutan? Hep duyduğum; “Aslında katlanılacak çile değil de çocuklar için sabrediyorum “ sözleri miydi gözümü korkutan. Yani çocuğum olursa artık onu sevmesem bile yaşamak zorunda mı kalacaktım bir adamla? Bilmiyorum. Tek bildiğim yaşım ilerledikçe çocuk sahibi olmaya dair duyduğum isteğin artmış olması. Belki de biyolojik saat diye bir şey var gerçekten de.

Kulağımdaki tik tak sesleri hayatı ve hayatı algılayışımı değiştiriyor ve bu durum beni rahatsız ediyor. Mesela erkekleri sadece erkek olarak göremiyorum artık. Etrafımdaki tüm erkekler potansiyel bir baba adayı benim için. Kiminle tanışsam şöyle bir alıcı gözle bakıyorum, bu adamdan iyi baba olur mu? Bunu fark ettiğim zamanlar dehşete kapılıyorum.

İlk Hindistan seyahatime giderken en yakın arkadaşımın oğlu oldu. İkinci ve uzun yurt dışı seyahatimde diğer yakın arkadaşımın ikizleri oldu.  Ben yollardayken çocuklar dünyaya gelmeye karar vermişti sanki. Geçen gün 50 yaşındaki halamın ikizlere hamile olduğunu öğrenince pes artık dedim.  Evren benimle dalga geçiyor olabilir mi? Yine de sen bilirsin ama her sabah bebek ağlamasıyla uyanmak ve tüm günü onunla yaşa(ma)mak  biraz fazla olmuyor mu evrencim!

İşte böyle sanga, üst komşumun ki hayat, benim ki hayat değil sanki bu sıralar…

Serap – Gün 4 & 5 Hayat, her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsan…” üzerine 3 yorum

  1. pinarustun dedi ki:

    Serap çok güzel yazmışsın.. 50 yaşındaki halaya da tebrikler demekten başka bir şey gelmez elden. Tebrikler yani.

    Bu arada o her erkeğe potansiyel bir baba gözüyle bakma olayı sadece sana has bir olgu değil. Bende de var. Bence bütün kadınlarda da var. İçimdeki Havva diyorum ben ona. İçimdeki Havva’ya denk gelen bir Adem olursa, senin tabirinle bir halay başlıyor içimde. Bana da halay başı olmaktan başka çare kalmıyor. Kanımca, bir kadın olarak bir erkeği babasal özelliklerine göre tartmaktan daha normal bir şey daha olamaz. Bu tartışın da rasyonal beyin düzeyinde değil rahim ve yumurtalıklar düzeyinde filan gerçekleştiğini düşünüyorum. Karın karar veriyor, beyin uyguluyor. What can I do sometimes.

    Bizim üst komşuda da bebek var. Onlardan bir önceki üst komşumuzda da bebek vardı. Bizim üstteki evin öyle bir aurası var heralde. Gelen çocuk yapıyor. Çocuğun en ağlamalı en zorlu dönemini atlatınca da taşınıp gidiyorlar. (Ceremesini ben çekiyorum dublajı)

    P.S: Geçen yaz boyunca yazılarını okuduğum zaman bence de hayat senin yaşadığın şeydi.. 🙂

    Sevgiler,
    P

    Liked by 3 people

  2. Serap Tütüncü dedi ki:

    Ha ha haaa, durum tam bir “What can I do sometimes.” durumu, kesinlikle katılıyorum. Ben de mi sizin üst kata taşınsam diye düşünmeden edemedim, hem senden iyi komşu mu bulacağım 😀

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s