Alper – Gün 7

Selam sangha

Aylin’in altıncı gün yazısında anlattığı hayalindeki hayat, Defne Hoca’nın Hayaller Gerçek Olunca yazısını aklıma getirdi. Benim hayalimdeki hayatta ideal Alper  yüksek tavanlı yüz yıllık bakımlı apartman dairesinde (Gümüşsuyu’nda ya da Teşvikiye caddesindeki apartmanları düşünün sonra onları Moda Caddesinde hayal edin) uyandığı gününe saat altı gibi balakrama yaparak başlar. Apana ve prana (bu büyük harfle yazdığımız prana mı yoksa küçük harfle yazdığımız prana mıydı emin olamıyorum)vayu’ları gürül gürül hissetiği yogasından sonra biraz kitap okur. Her gün yaptığı gibi üç saat piyano çalışır ve çalışması bittiğinde daha saat on bir bile olmamıştır. Hemen evden dışarı atar kendini. Önce sevdiği bir yerde tek başına kahvaltı eder,  başka bir kafeye oturur kahve içerek kitap okur, sonra öğle yemeği için arkadaşlarıyla buluşur. Akşamüstü eve döner öğrencileri gelir ders verir. Sonra akşam yine kendini dışarı atar. Arabaya ihtiyaç duymaz. Her yere bisikletle, yürüyerek ya da vapurla gider. Her hafta üç film izler, bir konsere gider. Gece geç saatlere kadar (her nasılsa saat altıda kalkıyordu) yazı yazar.

Şimdi Moda’daki daireyi ve bir iki küçük (bir tanesi büyük, piyano çalışmıyorum) ayrıntıyı çıkarttığımızda aslında bunun benim ortalama bir salı, çarşamba ve perşembe günüm olduğunu söylesem ne kadar şanslı olduğumu düşünebilirsiniz. Oysa bu günleri yaşarken bana eşlik edenler var: çocukluğumdan beri benimle olan o sıkıcı benliğim, homur homur konuşup sürekli eleştiren, tatmin olmayan bir zihin. Aman canım neyse hayat da demek ki böyle bir şey çok da şey etmemek lazım.

Bu sabah yogamı suçili ısınma-sekiz virastana-Balakrama şeklinde yaptım. Virastana’ların üçüncüsünü yapar yapmaz başlıyorum tabii “suçi’de de çok oturdun, bak dizinden de çıt çıt ses geliyor, hem Balakrama yapacaksın yorulmayasın” ayarttı beni üçüncü bittikten sonra durdum. Tam vahni’ye geçiyordum ki aman hep aynı şey (virgüllü ünlem) yaptım kaç kere sekiz kere bir şey olmaz deyip devam ettim. Üzerimdeki şen şakrak, biraz dalgacı havayı buna mı borçluyum acaba?

 

U. Pınar’ın yazısını az önce okudum. Ne kadar piyanistik bir sanghaymışız.

Yarın görüşmek üzere sanghamou.

 

 

 

Alper – Gün 7” üzerine 2 yorum

  1. aylinparmaksiz dedi ki:

    :))ben de her fırsatta Yunanistan’a kaçıyorum, beklentili mutlu hayatımı yaşamak için:) kendi doğama uygun yaşayınca en mutlu hayat benimki olacak:)) Sanki ben sadece kendim mutlu olunca mutlu olabilen bir insanım:))Yine de ufak kaçışlar iyi de geliyor, ne yalan söyleyim:) Bizim zihnimizle ilgili özel bir şey değil bu tatminsizlik duygusu, hayaline yakın bir hayatın içinde kendini mutsuz edecek zihnin oyunlarına takılmak. Bence insanlığın içinde bulunduğu koşullardan tatminsizliğiyle ilgili. Hep bir beklenti hep bir sonraki hayat yanılgısı. Hatırladım Defne hocanın yazısını:) şimdi tekrar okuyorum, paylaştığın için sağol:))

    Liked by 1 kişi

  2. pinarustun dedi ki:

    Alper, bu çok iyi bir egzersiz. Ben de yapmaya karar verdim. İdeal hayatımı gözümde canlandırıp oradaki Pınar’ın bir gününü yazacağım. Senin salı, çarşamba ve perşembeler de fena değilmiş hani.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s