Ali – Gün Bilmem Kaç: Ooo Vata Beyler De Buradaymış

Sevgili Sanga,

Günlerim birbirine girdi. Hangisi başladı hangisi bitiyor aradaki çizgiyi kaçırdım. Benim için yaşamak bol duraklı bir hatta yavaşça ilerliyordu. Sigarayı ilk bıraktığımda durak sayılarım aynıydı ama elimi nereye koysam, tekrar hareket edene kadar ne yapsam bilemiyordum. Sonra zamanla kimi duraklarda inmemeye başladım. Sonra duraklarda durmamaya başladım. Ama şu son birkaç gündür kendimi hep yolda hissediyorum. Sanki o sürekli hazırlık yapıp tekrar başlayan ben gitmiş, onun yerine hareket halinde doğaçlama yeteneklerini geliştiren, refleksleri daha hızlı bir ben gelmiş. Bilmem bir şey ifade ediyor mu bu söylediklerim? Ben de kendi hissettiklerimi anlamaya çalışıyorum hala.
***
Yürürken aklımdan şunlar geçti:

Kabullenmeden, dayanmadan, olduğu gibi, yaranmadan, katlanmadan, geçsin diye beklemeden, içimden geldiği gibi, kısıtlamadan, yavaşlatıp hızlandırmadan, ağzıma geldiği gibi, korkmadan, çekinmeden, geri çekmeden yaşasam nasıl bir insan olurum? Ya da o zaman ben hala ben olurmuyum? Beni ben yapan nedir?

Neyse, nerde kalmıştık?
***
Uyumak ya da uyanmak da bu sürekli hareket halinde olma hissinden etkileniyorlar. Eskiden uykumu alıp almadığımı ölçmek için kaç saat uyuduğuma bakardım. Oysa ne kadar saçma bir alışkanlık bu. Sırf bu yüzden gayet uykumu almış bir şekilde uyandığımda bile saate bakıp, “aa ama daha ‘şu kadar saat’ uyumuşum” ya da “aa ama daha saat ‘şu’ olmuş” diyip zorla geri uyuyordum. Peki mesela bakabileceğim bir saat olmasa ne yapacağım. Söyleyeyim, o zaman da camdan dışarı bakıp, “oo hava daha karanlık” diyeceğim. Peki tüm bunlar ne ifade ediyor. Yani uyanıp uyanmamak kadar kendimle ilgili bir şeyin kararını neden bu kadar kendi dışımda şeylerle ölçüyorum. Uyanık olmak benimle ilgili bir şey değil mi yoksa? Yani uyku benim için ama uyanık olmak değil mi? Bu durum bana doymak için mi yemek yiyorum yoksa haz için mi sorusunu hatırlattı. Yani dinlenmek için mi uyuyorum yoksa uyuşukluk yapmak/bir şeylere başlamamak/geciktirmek için mi?

“Ve Yogi Uykuyu Yener” diye başlık attığım yazının gecesinde gece bir gibi uyumuştum. O kadar dinç uyandım ki zınk diye kayıp yatakta oturur vaziyete geldim. Hemen elimi telefona attım tabii. Dışarsı hala karanlık ama hani çok erken bir saatse geri yatarım yani. Saat üç buçuk. Üç buçuk mu? İmkansız! Zihnimin böyle afalladığı zamanlar bazen çok komiğime gidiyor. “Nasıl ya? Ne demek üç buçuk? Sadece iki buçuk saat mi uyumuşum yani? Yanlış!” Ama o kadar dinç kalktımki sanga zihnimin koyduğu bu “daha vakit var uyuyalım” kuralına uymama imkan yok. Yataktan çıkıp salona gittim (acaba kanepeye uzansam uykum gelir mi?). Camdan dışarıya bakındım biraz. Sehpanın üzerinde Murat Gülsoy’un, “Büyü Bozumu” duruyordu. Serbest çağrışımla kurmacaya, hocama, oradan da direk yogaya bağlandım. Zihnim şaşkındı. Sadece iki buçuk saat uyumuştum. Sabaha daha vardı. Yoga yapmak için erken kalktığımız saatlere bile daha en az iki-iki buçuk saat vardı goddammit!

Dilimi temizledim. Dişlerimi fırçaladım. Samapadaya geçtiğimde zihnim kızgındı, “Hangi prelüdü yapacaksın? Daha kolay diye ikinci prelüdü yapacaksın di mi? Gidip uyuyabilirsin. Bu ‘ben erken kalktım bak yogamı bile yapıyorum’ havaların bana sökmez. Yiyorsa birinci prelüdü yap!” Şu zihin ne güzel önerilerle geliyor aslında dinleyince. Tabii ki birinci prelüdü yapayım. Şöyle Defne Hoca’yı gururlandıracak kadar yavaaaş yavaaaş iner kalkarım virastanalarda. Sağol zihinciğim ben kendi başıma böyle güzel bir tercih yapamayabilirdim.

Uyandığımdaki dinçliğe yakışır bir yoganın ardından, uykuyla ilgili düşündüğüm ne varsa seninle paylaşmak istemiştim ama bahanemde de yazmış olduğum gibi, yazmadan önce benden önce yazılmış her şeyi okumak, yorumlar yapmak, bana yapılan yorumlara cevaplar yazmak istedim. Bir de baktım evden çıkma vaktim gelmiş (Oysa şu saate kadar uyuyabilirdik!)

Peki tüm bunlar ne anlama geliyor? Yani benim artık uykuya ihtiyacım yok, şöyle bir saat kafamı koyuyorum, zınk diye kalkıp yogamı yapıyorum. Şaka şaka. Hala fosur fosur uyuyorum. Yani bazı günler zınk diye de uyanabiliyormuşum işte o anlama geliyor.
***
Son olarak sevgili sanga, ‘publish’e basmadan yazdıklarımı tekrar okudum da (valla sadece ilk paragrafa bir cümle ekledim o kadar) acaba kapha’yı sonunda biraz düşürmeyi başardım mı acaba diye geçirdim içimden. Kapha düştükçe Vata hani yükselmediyse de ben de varım mı demeye başladı acaba? Hafif uykular, hep bir yolda olma hissi (hani iyi hoş da, Oğlak burcuyum ben, gülesim gelir).

Sevgiler
Ali

Ali – Gün Bilmem Kaç: Ooo Vata Beyler De Buradaymış” üzerine 2 yorum

  1. incognitans dedi ki:

    “Eskiden uykumu alıp almadığımı ölçmek için kaç saat uyuduğuma bakardım. Oysa ne kadar saçma bir alışkanlık bu. Sırf bu yüzden gayet uykumu almış bir şekilde uyandığımda bile saate bakıp, “aa ama daha ‘şu kadar saat’ uyumuşum” ya da “aa ama daha saat ‘şu’ olmuş” diyip zorla geri uyuyordum.”

    Ali bu durum benim için çok tanıdık. Gündelik şablonlarımızın içinde yaşamak, güvenli, tanıdık sularda yüzmek gibi geliyor. Bu hayatın değişken yapısına karşı, kontrollü bir ortam içinde kalmayı sağlıyor sanırım, ya da biz öyle zannediyoruz. Oysa hayat değişken ve bu değişken durumun farkında olmak, değişikliğe uygun hareket etmek daha yaratıcı, yeniye daha açık ve meraklı olunmasını sağlıyor olabilir. Bunu bilip de yapmamak da tutuculuk olsa gerek.

    Diğer taraftan bugün de böyle istiyorum, böyle oldu diyerek dağınık, çeşit çeşit hallerin içinde savrulmak, süreğenlik isteyen bizi bir istim üstünde tutan öğretilerin (bkz. shadow yoga) uzak durmamızı öğütlediği konular.

    Yani senin kendimizle, dışarıya göre kendimiz arasındaki ilişkiyi harika tarif ettiğin bu yazı sonrasında durup bunlar hakkında düşünmemek ne mümkün. Senin kendine bakışın, bende yansıyor. Diyorum ki kendime, gerçek(??) beni aradığın bu yolda adımların atarken gözün ayakkabılarında mı, yoksa nasıl bastığını mı hissetmeye çalışıyorsun?

    Bir de Sanganın burç dağılımı nedir acaba, merak ettim. 🙂

    Liked by 3 people

    • AliPinarbasi dedi ki:

      ❤️ “…gerçek(??) beni aradığın bu yolda adımların atarken gözün ayakkabılarında mı, yoksa nasıl bastığını mı hissetmeye çalışıyorsun?”
      Bazen bütün mesele bu gibi hissediyorum. O yüzden saymadan nefes alıyor, samapadada, suçide uzun uzun duruyorum. Hani bir yere gidecekmiş gibi değilde, kalacak, derinleşecek gibi hissetmek için. Duygudaşlığın heyecanıyla cümlelerim devrilmiş olabilir, affola 🙃

      Liked by 2 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s