Alper Gün 10-11

Selam sangha,

Uzun süredir benimle çalışan öğrencilerime parça seçmeyi çok seviyorum. Farklı okulların, sistemlerin piyano müfredatlarını incelemeyi de çok seviyorum. Merak ediyorum başkaları nasıl yetiştiriyor öğrencilerini. Bulduğum ortak paydaları aklımda tutuyorum. Beğenmediğim yerlere cık cık yapıp eleştiriyorum. Bazen o kadar kaptırıyorum ki İtalya’dan Rusya’ya Macaristan’dan Arjantin’e ilk beş yıl kim ne çaldırıyor sayar dökerim size. Ders vermeye  on sekizlik bir çıtırken başladığım için birlikte yedi seneyi devirdiğim öğrencilerim var. Öyle bir kıvamdalar ki nota okumak dert değil, hatta ayıptır söylemesi hepsinin deşifresi zımba gibi, ne versem çalıyorlar(belli bir çerçeve içinde tabii). Ben de bazen videoya çekip eşe dosta hava atıyorum.

İşte dün gece de oturmuş öğrencime parça seçerken içim cız etti. Piyano çalışmıyor oluşum vicdanımı sızlattı ki bu iyi bir şey. Uzun zamandır duymuyordum bu vicdan azabını. Çalışmaya çalışmaya pas tutuyor insan. Başlamak daha da zor oluyor. Dün akşam yeni bir fikir geldi aklıma. Kendime zeki ama çalışmıyor lakin biraz yüreklendirilse çalışacak bir öğrenciye yaklaşır  gibi yaklaştım. Ben normalde de çalışmaktan kaçtığım zamanlar küçük hedefler koyardım zaten ama bu sefer daha da basitleştirdim. Tembel bir öğrenciye nasıl ödev veriyorsam kendime de öyle yaptım. Bir etüd seçtim. Müzik cümlelerine göre parçalara böldüm. Bir parça sekiz ila on dört  ölçü arasında. Anlaşılmama endişesi duymadan yazıyorum çünkü bu sanghada neredeyse piyano çalmayanlar azınlıkta. Parçaladığım parçaya bölüm bölüm yapacağım egzersizlere karar verdim. Böldüğüm parçalar bir sayfa bile etmiyor. Olsun hiç çalışmamaktan iyidir. Başladım bugün. Sadece bu birinci kısımı yapıp kalkacağım dedim. Sonra ikinci de geldi. Bir hedef de koydum önüme. Bu şekilde damlaya damlaya göl olsun diye umuyorum.

Bu sabah suçili ısınmanın ardından(sevdim ben bu suçili ısınmayı) üçüncü prelüdü yaptım. Ne eksik ne de fazla tam kıvamında bir pratik gibi geldi. Paschimottanasana’da on altı nefes durdum sonra ılınmalara geçtim.

Müzik dinlerken yine Gulda’ya rastladım. Gulda da Mavi Orman’daki bu yazıyı hatırlattı bana:

Tom Robbins esas bilginin kaçık bilgeliğinde (crazy wisdom) saklı olduğunu söylüyor.

Kaçık bilgeliği, geleneksel –basmakalıp- bilgeliğin tam tersi. Hayatı kısıtlayan tabuları yıkmayı, insan ruhunu genişletmeyi, beyni hafifletip özgürleşmeyi amaçlayan dünya görüşü. Bu felsefe, dalgaya karşı yüzmemizi, neşe içinde kısa kibriti seçmemizi, güvensizliği kucaklamamızı, çelişkilere saygı duymamızı, bilinmeyeni, esrarengiz olanı kucaklamamızı, bütün insanların/öğretilerin dogmalarını kırmamızı, kimselerin yapmaya yanaşmadığı işleri üstlenmemizi öneriyor bize.

 

Kendine iyi bak sanhgamou.

Reklamlar

Alper Gün 10-11” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s