Tansel – Ebrî

Bir şeyi yapmak ile onu yapmak zorunda hissetmek arasında olan şey sanırım sadece kendimiziz.

Bir şeyi yapmaya başlamadan önce onunla ilgili düşünen, yaptıktan veya yapmadıktan sonra da onunla ilgili düşünen sen. Onu yapan, eden sen ile yapması gerektiğini düşünen ve/veya yapmış olanı düşünen sen. Birincisi eylem sırasında orada, onun dışında yok. O sen, yapılacak olanla veya yapılmış, ifa edilmiş olanla hiç ilgilenmiyor, olay gerçekleşirken ortaya çıkıyor sonra gidiyor. Diğeri yapılacak olanın öncesinde onunla ilgili bir dizi düşünce üretiyor, sonrasında da durmuyor yine üretiyor. İkisi de eylemle ilgili. Birisi eyliyor, diğeri eğleniyor sanki. Eğlence deyince olaydan keyif alıyor, tadını çıkarıyor gibi düşünmemek lazım, eğlendiği şey muhtemelen düşünceler içinde kıvranan sen. Sufilerin söylediği çok güzel bir deyiş vardır: “Sen çıkarsan aradan, kalır sana yaradan” diye. Durumu çok güzel özetliyor bana kalırsa, yani Defne hocanın tanımıyla yog hallerinin içine düştüğün anlar, sen’den kurtulduğun, bütüne ait hissettiğin anlar.

Çok kafa karıştırıcı düşünceler bunlar. Ama düşüncenin, daha doğrusu zihnin doğası bu. Bir ebru gibi aslında, birbirinin içinde yer alan, birbirine akan, geçişen, renkler, şekiller, desenler gibi. Bir rengin içine bırakılan bir damla, sonra onun içine bir damla daha. Ustanın elinde harika kompozisyonlara dönüşen, acemisinin elinde ise karmaşık, soyut, ne dediği pek anlaşılmayan, kurcalandıkça sonuna doğru çamurlaşan renkleri ile anlamsız bir “şey”. Her şeyin anlamı vardır da yine de anlanamayanı anlaşılır hale getirmek ustanın işidir.

Tek bir at kılından üretilmiş fırçaları vardır ebruzenlerin, boyayı kitreli suya damlattıkları fırçalardan ve yüzeyi tarayarak şekil ürettikleri taraklardan ayrı kullandıkları. O tek kıldan oluşan fırça ile iç içe kondurulmuş boyalara öyle noktalardan müdahale eder ki, bir anda bir çiçek doğar suyun yüzeyinde. Bir nilüferin açışını izler gibi izlersin şaşkınlıkla. Ya da renk renk noktalarla doldurulmuş bir yüzeydir gördüğün, belki “bunu ben bile yaparım” diye içinden geçirirsin, sonra ustanın eli gelir, bir oyana bir öte yana gezinir teknede, dirlik düzenlik, uyum içinde bir yapı çıkıverir ortaya. İdeal görüntü oluşunca usta için, bir kağıt serilir suyun üzerine ve fotoğrafın anı dondurması gibi dondurur geçici olanı, ebedi zamanın içinde yine geçici olarak.

Bu benzetmeden yola çıkarak ustanın elini yoga yolculuğunda/uygulamanda savrulan seni yolda/ hizada tutan hocanın eli ile bir tutabilirim; ya da tek başına yaptığın uygulama esnasında vızıldayan zihnini sakinleştiren, düzensizleşen nefesini düzenlediğin o uzun ve eşit “yogik nefes”e de benzetebilirim. İkisi de seni asıl sana davet eder, sen seni görürsün ve çekilirsin aradan. ; )

Ebrû aslında Farsça’da kaş anlamına gelen bir kelimeye kontaminasyon yoluyla dönüşmüş aslı “ebri” olan kelimeden geliyor günümüze. Kök olarak “ebr” ve “abr” kelimelerinin anlamı bulut, bulutsu, hareli  demek. Ebru/ebri şeklinde kullanımı, mermer taklidi desen, motif olarak da geçiyor.* Bu noktadaki (Pınar’ın deyimiyle) köstebeklik beni Budist öğretide meditasyon sırasında oluşan düşünceleri ve zihni tarif etmek için kullanılan bulutlarla kaplı gökyüzüne, gelip geçen düşüncelerin gelip geçen bulutlara benzetildiği eğretilemeye getirdi. Bu çakışmalar, hakikati arayışta farklı öğretilerin varoluşa dair düşüncelerindeki bu denk gelişler, beni ayrıca mest ediyor sevgili sanga mu. Muhtemelen tek bir hakikat var, ama ona giden bir çok yol da var. Bu, insan varoluşu olarak sahip olduğumuz ortak bilinçten veya kimyadan kaynaklanıyor olabillir. Biz eğer bir fili tuttuğu noktadan tarif etmeye çalışan körler misali, “fil sadece yılana benzer”, “hayır yanılıyorsun aslında o bir ağaç gibidir” diye diretmez, herkes temas ettiği noktadan anlatırsa ve bunları dinler, birleştirirsek belki bütününe dair fikrimiz oluşur diye düşünüyorum.

Farkediyor musun benim dönüp dolaşıp vardığım nokta hep zihin oluyor sanga mu. Niye böyle oluyor, hep böyle mi olacak bilemiyorum haliyle. Oysa uygulamam sırasında, kalçamı, bacağımın arkasını, omzumu, sırtımı, belimi çokça hissediyorum. Gücümü, güçsüzlüğümü, katılığımı, esnekliğimi, sakinliğimi, paniğimi, midemin bulantısını, başımın dönmesini, kulaklarımda atan kalbimi ve nicelerini. Zihnim bütün bu hissettiklerimi bir kenara koyarak hep bir neden sonuç, hep bir hikaye yaratma eğiliminde. Bu noktada yine bu yazının başına dönecek olursam onu yapan eden sen ve olanı, olanın önünü ardını didikleyen sen ile ilgili bu durumum. Sanırım zihnimizde kendimize dair çok net şablonlarımız var. Bunları öğrenme yoluyla edindik. Dışarının tepkilerine kulak vererek, ebeveynlerimizden, yaşça büyük otorite kabul ettiğimiz kişilerden, yapılardan, çaresiz öğrenme olarak ve benzeri. Bu şablonları kırmak, esnetmek, farklı şekillere dönüştürmek yetişkin yaşımızda niyet ettiğimiz bir edim oldu. Bunu biz “sanga” olarak ha-tha yoga yoluyla yapmaya karar verdik, başkaları da bu kişisel kararlarını başka şekilde pratik ediyor. Herkesin yolu açık, zihni ferah olsun.

Olanın hakkında düşünmek, yorumlar yapmak, yargılara varmak zihnin doğası gereği. Ama bunu gün içinde sürekli yapıyor olmak vritti’yi artırıyor, vata’yı coşturuyor (veya tersi). O nedenle buraya yazmaya oturmadan önceki ben ile, şimdiki ben arasındaki olan; yoga yapmaya başlamadan önceki ben ile sonraki ben arasında olan gibi. Bu çok güzel, gerçek, tam hissettiriyor insanı. Yazmak, rastgele serpiştirilmiş boya damlalarını derleyip toplayan bir ebru tarağı gibi. Kağıtta kaldığı için sonra dönüp bakmak, okumak şansın var. Geçicilik içinde geçici olarak donmuş sen ve sen sandığına dair bir desen. Eşit ve uzun nefesler sonrası oturmak da, tüm o devinimin açtığı kanallarda esen bir meltem gibi hissettiriyor insana. Anlayacağın bizden güzeli yok sangamu, yogaya ve yazmaya devam. 🙂

t.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s