Tansel – Tekrar

Selam Sanga mu,

Ayın evreleri gibi, dolunayın coşkusu, ivmesi yerini yeni ayın sakinliğine bıraktı. Yazılar seyreldi, yazılar derinlerden ses veriyor sanki. Bu halin de pek güzel be sanga.

Tekrar konu başlığında dökülüyorum bugün ortaya.

“Bir tekrar içinde geçen günler” diye düşününce olumsuz bir şeymiş gibi algılanabiliyor. Tekrara düşmek de öyle. Yani bir şeyi aynı şekilde yinelemek. Tekrar sanki ilerleyememek, gelişememek, güdük kalmak gibi alt anlamları barındırıyor. Aslında kelimenin böyle bir potansiyeli yok, ona hangi anlayışla, algı ile yaklaştığımıza bağlı gelişiyor bu durum.

Günümüz dünyası tekrardan pek hoşlanmıyor diye düşünüyorum. “Tekrara düşmek”teki “düşmek” istenmeyen bir durumun tarifi gibi. Bir şeyi yapıp ardından hemen yeni bir şeye sıçramak, ya da yaptığın şeyi anladığını, kavradığını düşünerek bir daha yaptığında sıkılmaya başlamak.

Gündelik hayatta hep yaptığımız şeyler, tekrar eden edimler yok mu peki? Var, çokça hem de. Bunların genellikle bize keyif, haz veren şeyler olduğunu veya içinde bulunmaktan hoşnut olmadığım anlardan/yerlerden kaçmak için başvurduğum şeyler olduğunu görebiliyorum. Onları tekrar etmekten pek de şikayetçi olmuyor, aksine bu tekrarın farkına bile varmıyorum. Hazza yakın, acıdan uzak kalmaya programlı zihin bunu doğal olarak görüyor çünkü. Tekrar etmek ile ilişkimi belirleyen şey neleri tekrar ettiğim, ne için tekrar ettiğime göre gelişiyor. Hayatımızda bir şeyi sürekli hale getirmek istiyorsak veya bir şey öğrenmeye niyetliysek; hatta bir şey üzerine “iyi, sıra dışı, mükemmel” olmak gibi bir hedefimiz varsa, bunun yolu tekrardan geçiyor emin ol. Beyin plastik bir yapı, şekillenebiliyor. Yani nöronlar arasındaki bağlar, bir şeyi tekrar etmek ile oluşuyor, güçleniyor ve kalıcı hale geliyor. Bunu biz öğrenmek olarak biliyoruz. Bunun yanısıra beden de öğreniyor, kaslar öğreniyor ve kendi hafızalarını oluşturuyorlar. Bu bağlamda tekrar etmek uygarlığın yapı taşlarından biridir desek, kimse çıkıp yok canım abartıyorsunuz demez herhalde. Zaten tarih tekerrürden ibarettir deyimi de buna benzer bir şey söylemiyor mu? (Tamam söylemiyor, münazara cinliği yapıyorum; ama siz ne demek istediğimi anladınız varsayıyorum sanga). Aynı zamanda tekrar, bir bedende/organizmada gen yoluyla gelmemiş, sonradan edinilmiş bir bilgiyi diğerine aktarırken kullanılan önemli bir yöntem. O zaman niye tekrar etmekten kaçınıyoruzki? Bize niye olumsuz olarak geliyor tekrar etmek? Sonuca odaklı, tüketip yeniye atlama meraklı zihin yüzünden olmasın sakın.

Hataları, yıpratıcı sonuçları olan şeyleri tekrar etmekten kaçınılmalı elbet. Ama bir öğrenme sürecinin içindeyken sana sıkıntı veriyor olsa da, seni zorlasa da, kendini yetersizsin, beceriksizsin, zayıfsın gibi yargılarının içinde buluyor olsan da, tekrar etmeyi bıraktığında, öğrenmekten de vazgeçmiş oluyorsun.

Evvelki gün yolum üniversitenin spor salonuna düştü, arkadaşlarım bir maç için ısınırlarken ben de bana uzaktan göz kırpan basketbol topuna bir merhaba diyeyim dedim. Uzunca bir süredir görüşmüyorduk. Şöyle bir iki kısa hoş beş sonrasında çembere doğru gönderdim kendisini ama o çembere değmeden geçti gitti öbür tarafa. Sonra koştum peşinden aldım elime tekrar gönderdim, bu kez öbür taraftan. I ıh, olmuyor, attıklarım potaya yetişmiyor bir türlü. Bu durum eğer daha önceden sıkça yapmış olduğum bir şeye ara verdiysem hep olur. O an şöyle düşünebilirdim; “kenarda beni izleyenler kesin bi taraflarıyla gülüyorlardır, en iyisi mi eh heh olmadı, yaşlanmışız yahu diyerek otur yerine…” Ne münasebet! Adım gibi biliyorum; birazdan nasıl atılacağını, ne kadar ivme ve açı gerektiğini teorik olarak bilen zihnim gibi, kaslarım da hatırlayacak ve o toplar o fileyi yalayarak geçecek çemberden. O şahane sesi duymadan hayatta vazgeçmem denemekten. Dene, tekrar dene… Basket oynamayı seviyorsanız veya oynamışsanız o sesi bilirsiniz. “Çuphff!” İzlediğin bir maçta duyduğunda bile sanki sen atmışsın gibi keyif verir insana. O sesi duymak uğruna denedim, kaslarım biraz daha ısındı, açıldı, elim, bileğim, kollarım hatırladı. Atmaya devam ettim. Ardından o sesi en az beş, altı kere duyduğum “isabetler kaydettim”. Maç başlıyacaktı da kenara gitmem gerektiğini farkettim. Gidip keyifle maçı izledim, eğlencesine yapılan bir aktivitenin kenardan bağırarak ben de parçası haline geliverdim.

Tekrar’ı aklıma düşüren bu olay değildi sanga, ama size yazarken bu da aklıma geldi. Tetikleyici düşünceye dönecek olursam, sabah uygulaması sırasında aklıma düştü bu kelime bir anda. Malum kelle koltukta yoga halleri yazınca bitmiyor, Fatmanın içtenlikle yazdığı gibi; hayatında yer etmiş bir şeyleri farkedince, hayatından çıkıp gitmiyor. Benim yoga esnasındaki zihinsel faaliyet de öyle işte. Tekrar, tekerrür, tekerlek ardı arkasına dizildi kelimeler. Dönmek, bir şeyin üzerinden yeniden geçmek, dharma çarkı dönüyor.. diye de devam etti. Dedim ki bu konu üzerine düşünmek lazım, ama şimdi yogaya geri dön. Bu yazış o üzerine düşünmenin bir başka formu ve şu anda oluyor.

“Her gün tekrar ettiğin bu hareketler, yeniden yeniden. Seni nereye ulaştırıyor, bir yere mi varmaya çalışıyorsun?” diye sorulmuş bir soruydu bu, zihnim tarafından “iç kulağıma”. Muhtemelen itiraz ediyordu; “niye bu zorlayıcı durumun içinde kalıyorsun inatla, her sabah her sabah, ağrıyor işte kasların, keyif bunun neresinde?” Oysa keyif için yoga yapmayı bırakalı, ya da yolumun oralara vardığı bayadır olmuyor benim için. Yogaya ilk başladığım zamanlardaki stüdyo dersleri sonrası o iyi kafayla eve dönüşler çoktan bitmişti. Haz yoksa sonunda niçin bu gayret o zaman? Öyle değil mi, hep sonunda bir ödül varsa cefa çekmeyi öğrenmişiz. “Şimdi sıkılıyorsun ama sonra sefasını süreceksin bak” demişler. Gençliğinin baharında için kıpır kıpır uyanmış doğayla birlikte; ama sen üniversite sınavına hazırlanıyorsun mesela. Şimdi sıkı çalış, hep çalış ödülünü alacaksın. Emeklilikte acısını çıkarırsın. Yok canım öyle olmuyor o işler bence. İçinde olmak senin için anlamlıysa ol, yoksa topukla oradan. Hayat dediğin şey öyle senin inisiyatifinde bir süreden oluşmuyor çünkü. Kendi kendime “yükseldim” sanga mu durduk yere. Konuya döneyim.

Her gün tekrar ediyorum çünkü; öğreniyorum. Neyi öğreniyorum, o günkü beni öğreniyorum. O günkü bana nasıl baktığımı öğreniyorum; o günkü bedenimle nasıl halleştiğimi de öğreniyorum. Yeniden yeniden, tekrar tekrar görmek. Ne zamana kadar sürecek? Cevap: LLL (burada da tekrar eden üç harf var iyi mi, tesadüfe bak) yani; İngilizce’deki karşılığı “life long learning” hayat boyu öğrenme hep sürecek. Yeter ki sen talebe ol.

Yukarıda dharma çarkı’na yürümüştü kelimeler. Çark, tekerlek, dönmek. Evrenin hep yaptığı şey, her gün güneş bizim için tekrar doğuyor (antroposantrik zihin), 28 günde ay tekrardan aynı evrelerini yaşamak üzere başlangıcına dönüyor da, sen niye ileniyorsun her sabah yeniden samapada’ya durduğunda ey zihnim. Bir tekerleğin mili gibi, bir dervişin çark ayağı gibi ol dönüşün içinde. Bırak bedenim doğasını yaşasın, dönsün kendi etrafında.

Hallere sevgiyle,

t.

p.s: Tam yazıyı bloğa yüklüyordum ki aklıma “again” kelimesi geldi. Böldüm kelimeyi “a-gain” olarak. Dedim tekrar içinde gizli bir kazanımı barındırıyor, hep faydacı zihnin oyunları bunlar, dikkatli olmak lazım. 🙂

Reklam

Tansel – Tekrar” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s