Serap – Bahara doğru ağır çekim

P_20180127_184539_vHDR_Auto

Hava nihayet normal seyrine döndü sanga. Bu sabah gözlerimi açtığımda duyduğum kuş sesleri öncekilerden farklıydı sanki. Evet, kuşlar sanki bahardaymışız gibi ötürüyordu. Nasıl anladığımı sormayın. Sırf duyduğum sesler sebebiyle bugünün bol güneşli bir gün olacağından yüzde bin emindim yattığım yerde, keyfim yerinde uyandım anlayacağın.

Hemen oturup nefes çalışmalarına başladım. Çok güzel bir dinginlik vardı üzerimde, meditasyonla devam ettim.  Pek çok farklı yerde okudum, yaratıcı olmanın en büyük sırlarından biri meditasyon diye, çok doğru olduğuna inanıyorum. Oturunca, dinleyince geliyor. Bu geliş “Ah, işte bu!” şeklinde olmadı bu sabah ama fikirler uçuştu havada, ilhamla dolmuş hissettim kendimi. Bir şeyler toparlanıyor, bir araya geliyormuş gibi bir his var içimde. Ne olduğunu bilmiyorum henüz ama her şeyi de bilmeyivereyim dimi?

Biraz güneşe selam yaptım sonrasında. Devamı gelmeyecek gibi göründü yoganın, öğleden sonra devam ederim deyip kahvaltı faslına geçtim. Kahvaltı ne güzel şey. Aceleye getirilmiş kahvaltıyı hiç sevmem, ya hep ya hiç. Düzenli çalıştığım zamanlar vakit sınırlı olduğundan evde kahvaltı etmez işyerinde tost, simitle geçiştirirdim. Yeni hayatımın en güzel ayrıntılarından biri acele etmeden, özenle hazırlayarak yaptığım, uzun kahve keyifleriyle devam ettirdiğim kahvaltılar. Dersimin olmadığı her sabah hiç aksatmadan sürdürüyorum bu rutini. Her ne kadar bana her gün Pazar olsa da artık, çalışılan yılların alışkanlığından mı yoksa dünyanın kalanına uyumlanma ihtiyacından mı bilmiyorum Pazar kahvaltıları bir başka yine de. Bu sabah hava da pırıl pırıl olunca balkona hazırladım masayı. Dün yaptığım börekler, annemin hazırladığı kahvaltılık domates sosları, Edirne peyniri, zeytin, yeşillik, değmeyin keyfime. Son zamanlarda tat duyumda bir değişiklik var, yediğim her şey çok daha lezzetli geliyor.

Yemek yemeyi neden bu kadar sevdiğimi düşündüm. Çocukluğum geldi aklıma. Benim annem yemek yapmayı çok sever. Mutfakla ilgili hiçbir şeye üşenmez, yeni öğrendiği bir tarifi hemen dener. Bir yemeği yapmak ne kadar meşakkatliyse ve uzun sürüyorsa o kadar iyidir onun için, misafirliğe gittiğinde bile mutfaktan çıkmaz hiç. Bu sebeple benim okul ve mahalle arkadaşlarım, babamın iş arkadaşları hep can atmıştır bizim evde yemek yemeye.  Annemi evde en çok mutfakta gördüğümden mi bilmiyorum anne imajı doğrudan mutfakla bağlantılı benim için. Buna rağmen çocukken çok yemek seçerdim ben. Yemek yemek, onu çiğnemek eziyet gelirdi. Hatta keşke yemek yerine haplar olsa, içip doysak diye düşündüğüm zamanları hatırlıyorum.(Üniversiteye gidince her şeyi yemeye başladım :)) Ne zaman yemek yemeyi reddetsem “Can boğazdan gelir.” derdi babam. Sadece bana verilen bir tavsiye olarak değil, genel konuşmaların içinde de çok fazla geçerdi bu cümle. Bu sabaha kadar hiç düşünmemiştim bunun üzerine. Can boğazdan gelir, güzel cümleymiş. Belki de bedenime can verdiği için seviyorumdur yemeyi.

Kahvaltı bitince daha da bir yerleştim sandalyeme, güneş bedenimi sıcacık sarmaladı. Üniversite FM de Lemon Tree çalmaya başladı, çok severim bu şarkıyı. Bir cümle diğerleri arasında parladı şarkıyı dinlerken “I’d like to change my point of view”, zihnimin bir köşesine not ettim. Kahvemi içerken okurum diye düşünerek birkaç kitap getirmiştim içerden ama gözüm güvercinlere takıldı, uçuşlarını izlemeye başladım. Sonra French press te demlenen kahve taneciklerinin salınımı dikkatimi çekti, onu izledim bir süre. Ordan yaprakları tamamen dökülmüş kayısı ağacına kaydı gözüm. Tüm bunları izlerken etrafımdaki her şey birden ağır çekime geçmişti sanki. Ben oturmuş hiçbir şey yapmazken evren etrafımda akıp gidiyordu ve ben bunları ayrı ayrı değil de aynı anda izliyordum. Birliği tüm varoluşumda duyumsadığım muhteşem bir andı. Bu evrende bulunmam gereken yer bu balkondu işte. Hayatın tamamını bu hisle yaşayabilmek ne muhteşem olurdu.

Güneşte oturduğum süre arttıkça vücudumdaki ısıda arttı. Striptize başladım, önce yelek, sonra sweatshirt, en son çorapları da çıkarıp işlemi tamamladım. Kış günü balkonda güneşlenme keyfi paha biçilmez. Biraz kitap okudum, matımı yıkadım. Sonra içeri geçip Dümeni Yaratıcılığa Kırmak kitabından birkaç alıştırma yaptım.

Akşam yürüyüşe çıktım. Parkta klasik Pazar kalabalığı vardı, çocuğunu kapan gelmiş; uçurtma uçuranlar, bisiklete binenler. Köpek parkında köpekler buluşturulmuş, koşturup duruyorlar ordan oraya. Ben hemen her akşam deniz boyunca uzanan, nefis Beydağları manzaralı, evimin yakınındaki bu parka geliyorum yürümeye. Hafta içi in cin top oynuyor. Her Pazar aynı şeyi hissediyorum; bizi ancak haftanın bir (şanslıysak iki diyelim) günü yaşayan varlıklara dönüştürüyorlar hızla, hafta içi yaşamın bir parçası değil artık.

Tam güneş batarken çocuğun biri elindeki balon köpüğünü üfledi. Bir sürü baloncuk ağır çekimde karşıdaki dağlara doğru uçmaya başladı, muhteşem bir manzaraydı. Yaşadığımız yeri sevmek için bir çok neden bulabiliriz. Antalya bu konuda hiç zorluk çıkarmayan bir yer olsa da açık ara favorim deniz ve devamında Beydağları’nın ardındaki bu gün batımları, milyon kere izlesem sıkılmayacakmışım gibi geliyor.

Ben sabahın gazıyla giysi olarak biraz tedbirsiz çıkmışım dışarıya, kulaklarım, burnum ve güneşin batmasının akabinde beynim donduğundan yürüyüşü biraz kısa kesip bir saatte bitirdim. Eve gelip biraz dinlendikten sonra matımın başına geçtim. Yavaş hareketlerle yumuşak yumuşak salındım. Gözlerimi açmak gelmedi içimden hiç, kapalı yaptım pratiği ben de. Bunu çok sık olmasa da yapıyorum arada, çok daha değişik hisler uyanıyor içimde.

 Akşam yemeğinden sonra işte karşındayım sanga, tam ve bütün hissettiğim tatmin dolu bir günden sesleniyorum sana. Kendimi kötü hissettiğim zamanlar hatırlamak üzere zihnimin bir köşesine not ediyorum böyle günleri çünkü çok iyi biliyorum ki her şey GE Çİ YOR… İyi dediğinde, kötü dediğinde. Çok uygun düştüğünü düşündüğümden Ali’den ödünç aldığım sözcüklerle bitiriyorum bugün; “Ayla birlikte yükselmek ve düşmek… her günün bir diğerinden farklı olacağını kabullenmek… kendi hallerime saygıyla…”

Serap – Bahara doğru ağır çekim” üzerine 4 yorum

  1. pinarustun dedi ki:

    “Her Pazar aynı şeyi hissediyorum; bizi ancak haftanın bir (şanslıysak iki diyelim) günü yaşayan varlıklara dönüştürüyorlar hızla, hafta içi yaşamın bir parçası değil artık.” Çok güzel ifade etmişsin Serap! Gerçekten de hafta içi artık yaşamdan sayılmıyor pek çok hayat için.

    Bir de yazını okurken hep Antalya’nın bildiğim kadarını gözümün önüne getirip ne tarafında oturduğunu çıkarmaya çalıştım. Ama çıkaramadım. Ne tarafta oturuyorsun tam olarak? 🙂

    Liked by 2 people

    • kemrasa dedi ki:

      Pınar bence durum tam tersi. Hele de haftada altı gün çalışıyorsan ve aile gibi birlikte yaşadığın ve gün için ortak akışının olması gereken bir komünün varsa Pazar haftanın en stresli günü oluyor genellikle. Herkesin aklında yapmak istediği şeylerin olduğu ama günün sonunda bunların küçük bir bölümünün yapılabildiği.
      Nepal için de rastgele; Defne’nin yorumunun her kelimesine ben de katılıyorum 🙂
      Sevgimle

      Beğen

      • pinarustun dedi ki:

        Kemal bence yaşadığınız şey tam olarak haftaiçi günlerinin hayattan sayılmaması durumunun bir başka tezahürü. Yani herkes o beş, hatta Cumartesiyle beraber altı gün o kadar meşgul ki, bu sefer sanki hayatı yaşamak, aileyle paylaşmak için sadece Pazar günü kalıyor, bu da Pazartesi öncesi bir sendrom daha yaratıyor. Bu sefer de elimizde hiçbir şey kalmıyor. Halbuki bir Salı öğleden sonrası ailecek sinemaya gidebilsek böyle dertlerimiz kalır mıydı? 🙂 Parliament sinema kuşağı bir Pazar akşamı değil de Perşembe öğleden öncesi olsaydı örneğin?
        Seyahate dair yorumun ve iyi dileklerin için çok teşekkür ederim! Sevgiler çok.

        Liked by 3 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s