fatma- bir defa daha- 1. gün

Ne yapacağımı bilemeden başladım yine bu sabah. Her şeye ihtiyacım olduğunu düşünüyorum çünkü. Birinci prelüd  yıllardır arayıp sormadığım eski arkadaşlar gibi sitemkar, yüzüne bakmaya utanıyorum.  İkinci ile aramız fena sayılmaz, ona bir süre daha uğramasam da henüz küsmez bana. Üçüncüsü  ile aramızda sessiz bir gerginlik var.  Yolunda gitmeyen bazı şeyleri (bakastanadan başlayıp da naganamaskar’a kadar uzanan bazı şeyleri) görmezden geldiğini biliyorum.  Herşeyin üstüne bir de dans öğrenmeye başlayınca kendimi iyiden iyiye Yedi Kocalı Hürmüz gibi hissetmeye başladım. Dördü yogacı; biri uçucu; biri sevdiğim, hayatımda zaman ayırmak istediğim her şeyden olma (aile de, dostlar da, okumak yazmak da bu kategoriye giriyor) sonuncusu ise  kanlı canlı sevdiceğim. Yedi kocalı Hürmüz işte. Ver Allahım ver diye göbek atıyorum da versin diye dua ettiğim yegane şey zaman sevgili sanga. Zamana ihtiyacım var. Bu yedi hayali kocanın herbirine hizmet eden sersefil Hürmüz’den, yedi kocanın her birinden ayrı zevk alan işveli cilveli, keyfi yerinde Hürmüz’e dönüşmek için zamanı mı, kendimimi mi artık neye gücüm yetecekse onu biraz yavaşlatmam lazım.

Zor bir haftayı geride bıraktım. Uzun uzun anlatmayayım ama mevzu yine kaynakların yönetimi (güç ve para, zaman, sağlık ve dayanma gücü) idi diyeyim. Çok çok kızdım kendime. Daha evvel de yapmıştın aynı hatayı, dikkat etmiyorsun,  akıllanmıyorsun dedim. Sonar bazı anlar oldu, kendimi affedebildim sandım. Başkalarının hatalarını üstledin yıllardır, bir sefer de kendi yanlışının bedelini ödemişsin çok mu dedim. Sonra uykuya dalarken hala kendime çatık olan kaşlarımı farkedince yumuşatmaya çalıştım. Çocuk gibi kendi kendime sarılıp omuz başlarımdan sessizce öptüm. Kendimle konuştum. Canım seni affediyorum dedim. Amma da uzattın bak ben sana kızmıyorum hadi sen de yumuşa artık dedim. Kendini affedebilmenin nasıl bir şey olduğununu anlamaya çalıştım. Kim kimi affettiğini, bu ikiliğin sebebini…

Bir süre sonra etkisi geçecek bu olayın. Ben kendimi affedebildiğim için değil, her şeyin geçiciliği yüzünden.  Her şeyin geçici olduğunu söyleyenlerin bahsettikleri bu geçicilik öncelikle olayların geçiciliği galiba. Olaylar geçip gitse de duygulara, tavırlara tutunmayı sürdürüyor insan. Sürdürdükçe kendine anlattığı hikaye her defasında gerçekten daha da uzaklaşıyor.

Bu ay döngüsünde gerçek ile kalmayı ve o gerçeğin içersinde kendime şefkat ile yaklaşmayı hatırlatmaya çalışacağım kendime. Niyetim budur. Niyetimi hücrelerimden duyuyorum. Bunu şiirsel bir laf etmiş olmak için demiyorum. Bir niyet insanın neresinden filizlenir diye düşündüm geçen ay.  Zihninden mi, kalbinden mi? Sonra her ikisini de bir kenara koyup basbas bağıran hücrelerime verdim kulağımı. Yorgunlunluğa ve huzursuzluğa artık dayanamayan bedenimi dinledim.

Size bu yazıyı yazmaya çalışırken başıma gelenleri yarına bırakıp burada bitirmeliyim.

Bir uçağa yetişmeye çalışıyorum.

Bu sabah nihayetinde en son sevdiceğime,  nrtta sadhanaya çekildi gönlüm.  Bunu da yazayım dedim. Şedovcu olmayanlarımız şimdi bir de bu çıktı diyecekler belki.  Olsun.

Öyle işte sanghamu. Bir defa daha başlıyoruz.

Merhaba.

 

 

Reklam

fatma- bir defa daha- 1. gün” üzerine 2 yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    Sevgili Fatma,

    Çok güzel yazı. Birbiri ardına gelen güzel tespitler. Bu gerginliğin, huzursuzluğun merkezinde yaşayan güvensizliğin adını koymak ve onun kökünü kurutmak için tek başına didinmek zorunda değilsin. Sana yardım edebiliriz, unutma. Yalnız değilsin.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s