fatma- benimle senin aranda kocaman bir fark yok- 5. gün

Burada saat bizden bir saat geride. Burası dediğim Atina. Üç günlüğüne Defne Hoca ile eşi Kokia’nın misafiriyim.  İki sabahtır onların güzel evlerinin misafir odasında gözlerimi açtığımda saat henüz yediye gelmemiş oluyor. Evde olsam bu saatte kalktım diye üzülürdüm. Boş olduğum günlerin sabahları, çalışırken uyuyamadığım gece uykularının  borcunu ödemem gerektiğini düşünüyorum çünkü. Yine de sekizi gördüğüm nadir oluyor. O yüzden buranın yedisi, bizim oranın sekizi diye düşünüyor, mutlu oluyorum.

Aynı vakitlerde kapının dışında onların da tıkırtısı başlıyor. Hiç huyum olmadığı halde yatakta yarı uyanık zaman geçiriyorum. Geriniyorum; biraz bu yana, biraz öbür yana dönüp hayal bile kuruyorum iki sabahtır. Bunu evde de denesem ya. Uyanır uyanmaz kaç saat uyuduğumu hesaplamaya başlamak yerine uyku ile uyanıklığın arasına gerilmiş o tülden hamakta bir sağa bir sola yuvarlanmama, hayaller kurmama izin versem.

Sonra yoga. Isınmalarla başlayan, Nrtta Sadhana’ya kısa da olsa bir girip çıktığım, güneşe selamlarla ısındığım, sonuna eklediğim asanaların sayısını arttırdığım bir seri.

Bir süredir şöyle bir düşünceye kapıldım ben; hiç birimizin arsında öyle çok da büyük farklar yok. Bunu derken seninle benden bahsetmiyorum yalnızca. Abartıp diyorum ki bazen kendime; ”Fatma, seninle Zhander hocanın arasında kaba hesapla (tamamen uydurmasyon bir rakam olmakla birlikte)  diyelim ki yüz bin saatlik bir fark var. O da insan nihayetinde. Sadece senden yüz bin saat fazla yoga çalışmış bir insan.” Ya da şöyle diyorum: ”Fatma, seninle o çok beğendiğin yazarın arasında beş milyon kelimelik bir fark var. Defne Hocana bak, onun sayesinde bir kitabın nasıl yazıldığına böyle yakından şahit olabildin. Bir kitap nasıl yazılıyor? Sadece hayal kurarak değil elbette, o beş milyon kelimeyi klavyeye vuracak sabır ve sebat ile.”

Hayal kurmak ne kadar uçucu ise sabır ve sebat o kadar elle tutulur, somut. Yogada da öyle değil mi? Sonunda vardığımız;  bedenin de, zihnin de ateşinin, suyunun ve havasının; fazlasının ve eksiğinin dengelendiği (dengeli bir seri çalışıldığı varsayıldığında tabi ki) o temiz, sakin ve açık; elle tutmanın,  ulaşmanın,  kavramanın  ve ne de anlatmanın  kolay olmadığı o alana gelinceye kadar…. neler neler. Yüz bin saat. Blood, sweat and tears…

Ve sonuda varılan yer; mesela benim gönül sızım haline gelmiş olan mayursana olsun bu yer ya da bir kitap yazmak hayalimin gerçekleşmesi diyelim ki…

Ne Zhander’in mayurasına gidiyor benim yolum, ne de Defne hocamınkine. Üstelik ben hocamdan dinledim, öğrendim; bu yolda aldığım her nefes benim mayurama dahil. İster bu sabahki gibi strap ile yaptığım (koşan salyangoz çok yaşa ❤ ) olsun, ister strapsiz üç nefesi zor çıkarttığım…

Her gün beş yüz kelime yazabildim diyelim, kime özenerek yola çıkmış olursam olayım, kendi kitabımı yazmış olacağım sonunda.

Seninle benim aramdaki o fark, tamam; yok dersem belki biraz abartmış olacağım… Yok değilse de zannettiğimiz kadar büyük de değil bence o fark sangacım.  Niyetimizin samimiliğine bağlı her şey diye düşünüyorum bazen. Ben mayurayı sadece şekil için değil, yapanlara özendiğim için değil, o deneyimi samimiyetle merak ederek yapmaya devam edersem her gün deneyecek azmi, sabırı ve sebatı göstereceğim. Mayurayı yapabilince hayatım değişmeyecek ama  her gün kararlıkla mayura yapmayı sürdürmek pekala  değiştirebilir hayatımı.

Ay bir de seyahat etmek değiştiriyor hayatı galiba sanghamu. Keyfim çok yerinde. Atina gerçekten çok güzel. Geldiğimden beri İzmir’e, Moda’ya, Kadıköy’e benzetiyorum caddeleri, sokakları, binaları. Yabancı bir ülkede olduğum hissi  şehrin ruhunu hissettikçe belirginleşiyor. Bir hafiflik var bu şehirde. Sanki dört köşesinden dört Yunan Tanrısı tutup yerden yükseğe kaldırmış gibi bir hafiflik… Hava limonata. Sokaklar şeker portakallarını, mandalinalarını cömertçe sunan ağaçlar ile yemyeşil. Sakin herkes, acelesiz. Bir kahvede oturmuşum, karşımdaki bilgisayarda son zamanlarda okuduğum en güzel roman yazılmakta. Daha ne olsun.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s