fatma- bırak boş kalsın- 6. gün.

”Zihin boşluğa tahammül edemiyor. Bütün boşlukları kendi dolduruyor….”

Yukarıdaki cümleler Atina”nın güzel kahvelerinde okumakta olduğum Ayfer Tunç’un yeni kitabı Aşıklar Delidir’den.

Yukarıdaki cümleleri  aynı zamanda geçen günlerden birinde İstanbul’daki mutfağımızda  yulaf lapası için muz dilimlerken sevgilime heyecanla söylediğim cümleler. Vallahi de aynısının bir başkası. Taylandlıların dediği gibi; same same but different 🙂

Same same olup da different olmasının nedeni şu; Ayfer Tunç cümlenin başında geçmişin hatırlanmadığını, kurgulandığını; cümlenin devamında ise  bu kurgunun hep olduğundan iyi, elden geçirilmiş, acılığı giderilmiş şeyler ile doldurulduğunu söylüyor. Ben bu dolguları yaparken olanları olduklarından kötü hatırlama eğilimindeyim genelde.

‘Milo, benim bu zihnim var ya bu zihnim; işi gücü boşluk doldurmak. Zihnim boşluklardan nefret ediyor galiba. Dolgu malzemesi üretmekte üstüne yok, biliyor musun?  ‘

Ben biliyorum. Çünkü her fikir için  bir mazeret üretmem mümkün. Her duygu için yazılacak bir hikayem var.

Günlerdir boşluktu, alandı diye takılıp kalmamın sebebi galiba uzundur bu kadar boş günler geçirmemiş olmamdan. Zihnim yalnızca fikirlerin arasındaki boşluğa düşman değil, her dakikamı doldurmaya da talip. Boş geçen her an için yapılacak bir iş buyurabilir zihnim bana, duymamazdan gelirsem  elindeki kozları yavaş yavaş ortaya sürer. Suçluluk bulardan en iyi işleyeni.

İnsanın hocası olarak seçtiği kişiden aldığı eğitim derslik ile sınırlı kalmıyor. Bunu Panço ve Beatrix’in öğrencisi olduğum yıllarda öğrenmiştim. Yiyip içtiklerinden, giydiklerinden bile ömürlük dersler almıştım Nong Khai’de, onların yanında geçirdiğim zamanlarda. Burada, hocamın hayatının ritmine senkronize olarak yaşadığım bu kısa ziyateret boyunca da ; derslerde Shadow yoganın bize sunduğu araçlarla Prana’nın akması için bedende alan açışımız  gibi, günün içinde de keyif, canlılık, dinginlik için alan açmanın nasıl mümkün olabileceği ile ilgili bir crash course aldığımı hissediyorum.

Bu sabah son zamanların en kısa yogasını yaptım. Son kursta öğrendiğimiz serinin neredeyse birebir aynısı. Mayuraları kollarımı kemer  ile (geçen yazıda strap dediğim şey) bağlamadan, olduğu kadar…

Size yazmadım ama gelmeden evvel tatsız bir soğuk algınlığına tutuldum. Toparlayacağımı umuyordum ama şimdi hava limanında oturmuş gündüz başladığım bu yazıyı bitirmeye çalışırken yanaklarım çocuk gibi kıpkırmızı. Harika bir gün daha  geride kaldı. Şimdi eve dönme vakti.

Bir kısa yazı daha oldu, hiç yoktan iyidir diyor ve oyalanmadan ”post”a basıyorum şimdi.

Hocam ❤ her şey için bir defa da buradan çok çok teşekkür edeyim isterim size.

Ve canım sangaya da.

Birinin okuyacağını bilerek, birine hitap ederek yazmak ne büyük lüks.

İyi ki varsınız ❤

 

fatma- bırak boş kalsın- 6. gün.” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s