Alper-Gün 13

Selam sangha, naber?

Ben de iyiyim. Bu aralar tss ve ts’ler yerine bol bol çök kalk yapıyorum. Yaparken o kadar zor gelmeyen bu hareket çok acayip yerleri çalıştırıyor olmalı ki zor yürüyorum. Abarttım aslında zor yürümüyorum, bacaklarımı hissediyorum diyelim. Ne demişti Ayfer Tunç; “en basit, en doğru anlatılan hikayelerde bile bir kurgu vardır. Karşımızdakini etkilemek için hikaye anlatırız”.

Bugünü Ayfer Tunç’un söyleşisine gitmek için bir hafta önceden organize etmiştim. Fin del mundo’daki özel dersimi bu haftalık salıya aldım. Bu sabah uyandım, yogamı yaptım. Duş alıp acaba Ayfer beni bordo gömlekle mi, siyah kazakla mı daha çok beğenir diye düşünüp söyleşiye giden entelektüel genç oğlan kombini yaptım. Google haritalardan trafiğe baktım. Yol açıktı, yirmi dakika gösteriyordu. Bindim arabaya, siteden çıktım. Bir kilometre gitmemiştim ki kar başladı. Her sene aman canım İstanbul’da kar en fazla üç gün, taksiye biniveririm diye kendimi ikna edip kış lastiği almıyorum. Ve her sene karın ilk günü gafil avlanıyorum. Bugün yağacak karın tutmayacağını biliyordum aslında. Bir anda atıştıran kar eve dönmenin, kitabı bitirmenin ya da bir film izlemenin çok daha cazip bir fikir olduğuna inanmamı sağladı. Eve döndüm. Arabayı otoparka koyduğumda kendimi afedersin sanghacığım bok gibi hissettim. Planlayıp organize ettiğim günümü tutmayacağından emin olduğum kar bahanesiyle iptal edecek olmama çok bozuldum.

Eve girmeden kar tutarsa beni kurtarmaya gelecek olan babamı aradım. Karın tutmayacağını bir kere de ondan duyduktan sonra,  muhtaç olduğum onay anamla babamda mevcut olduğu için ve kar yağsa bile artık bundan ben sorumlu değilim diye arabama geri bindim.

Yarım saat sonra, benim pedallı gri mercedesimi televizyonla kitaplık arasına park ettiğim senelerde, Defne Hocanın kırmızı Skodasını park ettiği otoparkta yine gri ama mercedes olmayan arabama yer arıyordum.

Meydana çıkınca içime dolan ferahlık hissi aklıma Fatma’nın dördüncü gün yazısını getirdi. Şişli’de bir apartımanda başlayan üniversite hayatımı düşündüm. Hüzün, haset ve nostaljiyle doldum. Şu okulda keşke okuyabileceğim bir bölüm olsa diye düşündüm. Lisans olmaz ya, belki bir yüksek lisans? Sonra kaynak göstermeler, yazılı ödevler falan aklıma tezim geldi. Öğrencilikten sıkıldığımı hatırlayıp vazgeçtim bu hayalden.

Kapıda sigara içen Ayfer Tunç’a merhaba deyip yüzde kırkı dolu olan salonda güzel bir yere oturdum. Söyleşinin başlarında kafamdan size yazıyordum. Şunu sanghama anlatayım, bunu da söyleyeyim diye. Hiçbiri aklımda yok şimdi. İçimizdeki boşluğun hiç dolmadığını ama ağrısının azaldığı, kaderin başladığı çizginin değişebilirliği en etkilendiklerim, dolayısıyla aklımda kalanlar oldu. Söyleşi bittiğinde insanların onlar adına utanç duyduğum övgü sözcüklerini duymamak ve coolluğuma zeval gelmemesi için çantamdaki kitabı imzalatmadım.

Bugünlük benden bu kadar sanghamou.

 

 

Reklam

Alper-Gün 13” üzerine 5 yorum

  1. Beste dedi ki:

    Alper ben de ordaydım. Seni gördüm ama selam vermek için çıkışta alpeeer diye bağırmam gerekecekti. İyi ki bagirmamisim bak o coollugundan eser kalmazdı 🙂 şahane bir söyleşiydi ama şimdi bütün kitaplarını okumak istiyorum

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s