Alper – Gün 21

Selam sangha.

Bir önceki yazımdan beri bir kere yazıp, yayımlamadan sildim.  Günler geçiyor, ben hiçbir iş yapamıyorum. Tez yazıyor gibi görünüp yazmıyorum mesela. Ulan sen de yaz artık şu tezi diyebilirsiniz haklı olarak. Ya da yazma madem seneye başla. Günler aylara aylar yıllara evriliyor hayatımı boşa harcıyormuşum gibi hissediyorum. Derslerimi veriyorum onda bir sorunum ya da aylaklığım yok.   Her şeyi bırakıp  dünyanın bir ucuna gitmek gibi bir  hayalim de yok. Piyano dersi vermediğim bir hayatı düşünemiyorum. İşimden çok memnunum. Yapmak istediğim işi yapıyorum. Niye sürekli mevcut durumum (işim, hayatım) geçici bir süreç, illa bir noktada değişmeli gibi hissediyorum?

Dün uykusuzluk ve ev-Nişantaşı-Ömerli-ev üçgeninde saatlerce araba kullanmak sonucu baş ağrısıyla eve geldiğimde daha kapıdan girer girmez annem benim arabamın bagajında unuttuğu bir şeyi istedi. Kardeşime söyledim, çok yorgunmuş hanımefendi. Kapıyı çarpıp çıktım. O an kendimi Ayfer Tunç’un son romanındaki Sanem gibi hissettim. Sonra da kendime şaşırdım. Bu nasıl  dramatize etmek. Annem sürekli benden bir şeyler istiyor orası doğru.  Koridorda adımlarımı duyup elma istiyor, akşam arkadaşlarıyla çıkınca onu almamı istiyor, bilgisayarda yazdığı bir dosyayı bilmem nereye nasıl geçireceğini yüzüncü kere anlatmamı istiyor ve en önemlisi bulaşık makinesini boşaltmamı istiyor. Adeta Külkedisinin üvey annesi öyle değil mi sangha? Ben Sanem  değil, Sanem’in anneannesi olmaya daha yakınım sanki.

Bugün bizim okulun kütüphanecisiyle bir iletişim krizi yaşadım. Adam çok tatlı ve kibar. Kütüphaneye kaydımı yaptırmak ve şifre almak istedim. Adam müzik bölümüyle ilgili kitaplarımız da var ilgilenirsen dedi. Yok ilgilenmem dedim. Neden ilgilenmiyorsun? Bak bu var, şu var diye zaten hepimizin evinde de olan nuh nebiden kalma uyduruk müzik tarihi kitaplarını sayıp durdu. Hatta kalkıp gösterdi. Hayır, ben şifre alayım, internetten araştırırım dedim. İstediğin bir kitap varsa aldırabilirim dedi. Yok şifre alayım ben istediğim kitaplar için Miam’ın kütüphanesine gidiyorum dedim. Müzik bölümü hiç gelmiyor kütüphaneye, gelip isteseniz burada da olur kitap, kütüphanesiz eğitim mi olur dedi. Ben kem küm. Adam biraz kaba olsa kavga çıkacak. Adamın kibarlığı ve laf anlamazlığı, benim sabırsız tabiatımla birleşince çok komik anlar yaşandı. Hem kibar olmak hem de istediğimi yaptırmak ne kadar zor. Adam öğrenci işlerindeki hıyar memurlar gibi olsa nasıl davranacağımı bilirim. Bu durumda verecek hazır tepkim yoktu.  Dedim ki bu adam benim yogam olsun. Farklı bir tepki araştırayım.  O, başvuru formumu bilgisayara geçirirken, ben en rahat koltuğa gömülüp, beş dakikalık iş için yarım saattir buradayım, laf anlatamıyorum, deli midir nedir diye homurdanmadan kitabımı okudum. Şifreyi verdikten sonra nasıl oturum açacağımı da bilgisayarın başına oturtup gösterdi. Bir sürü yanlış sekme açtı. Ben ona gösterdim. Herhalde buradan, herhalde şuradan diye. Teşekkür edip ayrıldım.

Bugünlük benden bu kadar sangha.

Teyk keyır.

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Alper – Gün 21” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s