Fatoş: Dolunay postası

Sevgili Sanga,

Bugün senin de aklından buraya yazmak en az bir kere geçmiştir, eminim. Dolunayını kutlamak istedim. Şimdi sen de bugün yükselmişsindir. Oraya buraya elini kolunu sallaya sallaya, bu öğlen bir anda aklında bir kapı aralanırcasına, ışıklar içinden beliren, (aslında büyük ihtimal tekrar keşfettiğin) çok mühim şeyler anlatıyorsundur muhtemelen etrafına ya da kendine. Ya da iki haftadır içinde biriktirdiğin, kurduğun hikayeler tamamına ermiştir, harekete geçiyorsundur. Ya da uslu bir çocuk olduysan, meyvelerini bugün yarın topluyorsundur.

Benden n’aber? Aslında ben bu aya “gerçeğine her gün olabildiğince yakın olmak” niyeti ile başlamıştım. Zor bir niyet olmuş. Neler yaşadım, bir bilsen. Korkma, hepsi iç dünyamda oldu. Ya da kork! Bunlar senin de başına gelebilir. Evde deneme. Ya da istersen dene. Sen karar ver.

İki hafta önce bizim eve ışınlansan, koltukta duvara yapışmış sümük gibi oturan bir kadın görürdün. “Kendi gerçeğim neydi peki?” diye düşünüyor kara kara.

Tahmin edersiniz ki, gerçeğe ulaşmadan önce onun etrafına geçirdiğim kılıfları bir bir sökmek zor oldu. Çok sıkı giydirmişim. Şaka bir yana, düşünerek hatırlanacak ya da bulunacak bir şey olsaydı keşke bu kendi gerçeğim. Çok zor yerden geldi soru. Bu belki bir soruda cevaplanacak bir şey değildi. Ya da henüz zamanı değildi. Ya da biliyordum ama henüz kelimelerle ifade edemiyordum. Sıradaki soruya geçelim.

Bir Fatoş hiçbir şey yapmak zorunda olmasa, bir günü nasıl geçer? (Bu arada Fatoş hayatının öyle bir evresinde ki, adeta bir prenses hayatı yaşıyor, ne istese oluyor, bunu okurun bilmesinde fayda var.) Yani şikayet etmeye hakkı yok. Ne oluyorsa kendi yapıyor, bunun sorumluluğunu alıyor. Ve “Kendisiyle ilişkisine dikkat eden, başkalarıyla ilişkisine dikkat eden, her sabah güneş doğmadan uyanan, yogasını yapan, güzel kitaplar okuyan, iyi beslenen, piyano çalışan, bildiklerini çok sevdiği öğrencilerine öğreten, kendi müziğini ve yazılarını yazan bir Fatoş olmak” istiyor. Düşünen ve üreten Fatoş. Faydacılıktan uzak. Sadece kendi için.

Belki inanmazsın ama en önem verdiklerim en zor yaptıklarım oldu sanga. Yapmak istediklerimi kendimi sabote ederek yapmıyorum bazen. Bunu azıcık psikoloji bilen bir sanga mensubu yazsın yorumlara, lütfen, ne menem bir illettir? Senin de böyle zamanların oluyor mu? İşte kendi gerçeğime giden yolda ilk karşılaştığım bu kendini sabote etmeyi bir hüner edinmiş arsız kızdı. Ayın ilk haftası arsız kız beni rahat bırakmadı. Her şeyime karıştı. Tam bir zorba. Sesi o kadar yükseldi ki, kendimden çıkıp duygularıma kapıldım. Kafam karıştı. Arsız kız ortalığı boş buldu ve eline geçirdiği envai çeşit çalgıyı aldı. Başladı cümbüşe. Hiç de iyi çalamıyordu. Böyle kötü müziğe nasıl dans edilir ki? Stravinsky  Bahar Ayini’nin berbat bir temsili gibi. Gürültüden gerçek falan kalmadı ortada, bir yalan potporisi doldu kafama. Zorba kız gülerek domatesler fırlatıyordu sahneye. Duygular öyle yoğunlaştı ki, ayın ilk haftası yoga çalışmamı aksattım. Yoga kafası iki üç günde gitti. Panik yapmadım. Bu kadar düşüşe geçtiysek elbette bunun da bir çıkışı olacaktı. Önceki deneyimlerimden biliyordum. Hatta biraz orada takıldım. Üzerine hava da açar gibi yapıp, sonra birden bir daha hiç güneş açmayacakmışçasına kapayınca, dönülmez bir içe yolculuk başladı. Sonra nereden geldiği anlaşılmaz hüzün ve kaygı sislerin arasından kol kola girmiş, belirdiler. İç sesimi duyamaz oldum. Tespih böceği gibi karnımın içine doğru kıvrılmak ve siyah bir topa dönüşmek istedim. Kıvrıldıkça kıvrıldım. Biri beni tırnağının ucuyla vurduğu bir fiskeyle yuvarlasa ve kara bir delikten sonsuzluğa doğru yol alsam.

İç sesim mi bu?

Biraz iç sesimden duymak istediklerimi duyamamanın nasıl vahim bir deneyim olduğunun hayretiyle vakit geçirdim.

İç ses, iç ses diye üstünde tepinirken rüzgar A.H. Tanpınar’ı fısıldadı kulağıma. Sonra “Huzur” romanını. Aldım elime. Defne Hoca hep “Yoga kitabı da okuyun ama asıl usta edebiyatçıların eserlerini okuyun, insanı anlamanın yolu oradan geçiyor” der. Konuşmalarımızdan hatırladığım kadarıyla, Tanpınar Türk edebiyatında tam anlamıyla içe dönen, iç sesini en iyi dinleyen yazar olarak anılıyor. İyi ki aklımda kalmış. “Biraz bana da verir belki” deyip başladım. Hakikaten Mümtaz’a ilk sayfalarda duyduğum sempati ondan taşıp kendime, sonra bütün insanlığa geçti. Kaybolan sesimi buldum. Bir haftadır kendimdeyim.

Hard diski kurtardık, bilgisayara yeniden bağladık. Şükür, içindeki dosyalar silinmemiş.

Aslında yazmak istediğim daha bir sürü şey var ama en önemlisi senin varlığına teşekkür. Güç veriyorsun. Ve hatırla, biz birbirimize incecik, görünmez bağlarla bağlıyız. Kaşlarımızın ortasından, kalbimizden, ellerimizden… O yüzden, hiçbir zaman yalnız değilsin.

Sevgi-m-in-iz-ler-li-lili-lerim-le,

Fatoş.

Fatoş: Dolunay postası” üzerine 4 yorum

    • fsafak dedi ki:

      Hakkımızda hayırlısı Serapcığım. “İlk adım bunu yaptığımı farketmek ve az da olsa o yapmak istediğimiz şeyleri yapmak oldu” diye klişe bir cümle yazmak istemiyorum. İçeride o kadar kolay olmuyor bu kalıpların değişmesi. Ama paylaştıkça azalacak diye umut ediyorum. Buradan destek atarız birbirimize.

      Liked by 1 kişi

  1. alpererdoganblog dedi ki:

    Psikolojiden pek anlamayan ama kendini sabote etmeyi hüner edinmiş arsız bir oğlan olarak yazıyorum. Benim de böyle zamanlarım çok oluyor. Tezimde 4 sayfa ilerledim. Buraya mızmızlandığım ilk günden itibaren her gün bir paragraf yazmış olsaydım…………. Neyse.

    Liked by 1 kişi

    • fsafak dedi ki:

      4 sayfa da az değil yani. 1, 2 ya da 3 sayfadan çok daha iyi. Mesela şimdi sana böyle yazıyorum ya, kendime de böyle şefkatli olmayı deneyeceğim.

      Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s