Serap – Gölgelerin Gücü Adına

Photo editing_Cloud20180310

Selam Sangha. Shadow yoga ailesine ben de katıldım. Haberin yok çünkü bu yazı uzun zamandır yazılmayı bekliyor. Yukardaki fotoğrafı çekildikten sonra Defne Hoca “28 güne koyarsın değil mi?” dediğinde “Elbette, yazdığım yazıyla beraber koyacağım.” demiştim. Bu ay öyle zorlu geçti ki; sözümü ancak 1 ay sonra tutabiliyorum.

Aslında çok güzel başladı Mart. Dolunayın hemen ertesi Defne Hoca’nın İzmir’deki kursuna katıldım. Bu çok uzun zamandır beklediğim bir buluşmaydı. 16 yaşındaki bir genç kızın çok hayran olduğu rock starla tanışması gibi bir şey dersem daha iyi anlayabilirsin belki hissettiklerimi. Yıllardır okuduğum yazıları sebebiyle tanıyormuş kadar yakın hissettiğim biriyle cismen tanışmak, gözlerine bakmak ayrıca pek çoğunuzun pratik ettiği shadow yogaya duyduğum merakı gidermek, anlayacağın fazlaca duygulu, anlamlı ve özel buluşmaydı benim için. Burada bahsedilen pek çok hareketin neler olduğunu öğrendim; suçiye hal hatır sorar sormaz kanka olurken işler birden “sarpa” sardı. Kurs su gibi akıp geçtiğinden hiçbir şey anlamadım, ağzıma bir parmak bal çalınmış gibi kalakaldım, tadı hala damağımda.

Eve döndüğüm ilk gün aklımda kaldığı kadarıyla yapayım seriyi dedim. Karman çorman bir şey oldu, bir sürü şeyi unuttum. Ertesi gün Defne Hoca’nın gönderdiği çizimlerle beraber hatırımda kalanları not aldıktan sonra yaptım, daha eli yüzü düzgün bir şey çıktı ortaya. Birkaç gün böyle devam ettim. Bu arada dizlerim ağrımaya başladı. 6 ay kadar önce dizlerimin şişmesiyle başlayıp günlerce yürüyememe sebep olan bir rahatsızlık geçirdim. Ortopedist arteritten, fiziksel tıp doktoru iltihaplı romatizmadan şüphelendi. Kan tahlilleri, röntgen, MR sonuçlarında hastalığa dair bir bulguya rastlanmadı. O dönem, daha önce neredeyse hiç deneyimlememiş olduğum fiziksel acıyı doruklarda yaşadım. 2 ay boyunca kendi yogamı yapamadım. Sonrasında dönem dönem ağrılar olsa da yoga yapmama engel olmamıştı. Bolca çökmeli seriden ve mat kullanmadan yaptığım pratikten mi acaba diye düşündüm. Dizlerimin tekrar ağrıması müthiş bir korkuya kapılmama sebep oldu. Acı duyma korkumuzun acının kendisinden çok daha güçlü olduğunu düşünüyorum bazen. Acıyı yaşıyorsun ve geçiyor ama korku hiç bitmiyor. Ya tekrar şişerlerse, ya yine yürüyemezsem, ya ders veremezsem! Birkaç gün ara verdim yogaya, ağrılar azaldı.

O dönem müthiş bir kafa karışıklığı peyda oldu, duygusal bir bunalımda buldum kendimi. Sürekli kendini sorgulama, yargılama ve bunun sonucunda meydana çıkanlardan rahatsız olma durumu. Kimim ben, neden buradayım ve ne yapıyorum? Hani regl öncesi duygusal bir dengesizlik baş gösterir ya, benimki bir hafta kadar sürer normalde, bu sefer ki 1 ay sürdü sanki bitmek bilmedi. Kendimi dipsiz bir kuyuya düşüyor gibi hissettim. O kuyudan çıkma arzusuyla da en tanıdık kaçış olan yemeye verdim kendimi sanki midem dolu olursa duygular o kadar da rahatsızlık vermeyecekti. Bunun böyle olmayacağını elbette biliyordum. Ateşi söndürmek gerekiyordu bense birbiri ardına attığım odunlarla ateşi harlamaktan başka bir şey yapmıyordum. İradeyi ara ki bulasın!

Çok fazla yalnız vakit geçirmenin iyi gelmediğine kanaat getirerek insan içine çıkmaya karar verdim. Mazimde, sosyal olma çabasıyla (Çaba diyorum çünkü benim için kendiliğinden gerçekleşmeyen bir durum) katıldığım trekking, fotoğraf, bisiklet, dans grupları var. Bu sefer ne yapsam diye düşündüğüm süreçte uzun zamandır görüşmediğim biriyle iletişime geçtik. Antalya’da yaşayan yabancılardan bir grup oluşturduğunu, bu grupla çeşitli aktiviteler yapmayı planladığını ve yoganın bu aktivitelerden biri olacağını söyleyerek beni gruba katılmaya davet etti. Hızır tam zamanında yetişti diye düşünerek gittim buluşmaya ve Serap’ın grupla imtihanı başladı! Sosyal olmayla ilgili her türlü girişimim grup insanı olmadığımı kavramamla son buluyor ne yazık ki sangha. Kalabalıkta mutlu olamıyorum ben, yerimi, yönümü şaşırıyorum. Yeni insanlar tanımayı seviyorum elbette ama bunu kocaman bir gruptayken yapmak beni zorluyor. Sonra herkese ayrı ayrı kendini anlatmaya çalış filan meşakkatli iş. İyi gelir diye girdiğim “insan içi” nden son hızla çıktım, üstelik kendini sorgulama, yargılama bambaşka bir boyuta taşınmış olarak. Ben neden böyleyim? Sordum, sordum,  cevap yok! Kendimi olduğum halimle kabul etmekten çok uzaklaştım. İdeal Serap’tan çok uzakta olan bu halimi beğendiremedim kendime bir türlü. Üstüne üstlük;  yahu bunları aşmamış mıydık biz, hiç öğrenmiyorsun plağı çalmaya başladı. Odalarda ışıksızım!

Ya medet yoga diyerek kendimi yogaya verdim. Tek disiplinle çalışma mevzusu bir süredir kafamı kurcalıyor. Azaltmaya çalıştıkça da ürüyor mübarek. Bu ay bizim stüdyoda atölyeler vardı. Gökyüzünün pek meşgul olduğu 2 dolu 1 yeni aylı Mart, yoga konusunda da bereketli geçerek Shadow’la başlayıp Kundalini ve Budokonla devam etti. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

Her şey tepetaklak giderken bana kaçma isteği geldi. Kendi kendimi ikna etme turları başladı;  bak nerdeyse 1 yıl oluyor bir yere gitmedin daha, çık gez biraz, burdasın da ne yapıyorsun zaten, hem yeni bir yer görmüş olursun. 1 aylığına Nepal’e gitmeye karar verdim, uçak bileti filan baktım. Sür reel kaçış planım annemin ameliyat tarihinin belli olmasıyla son buldu. İleri bir tarihte gerçekleştirmek üzere Nepal planlarını kenara koydum.

Kâbus Mart ayı gölgelerle yüzleş yüzleş bitmedi. Bu kadar yüzleşmeden sonra “Gölgelerin gücü adına, güç bende artık!” demek istediysem de güç kimde bilemedim. Biri elimi kolumu bağlamış gibi bunalmaktan başka hiç ama hiçbir şey yapamadım. Koca ay yazılmış tek bir yazı bile yok! Sonra Fatoş’un Dolunay Postası’nı okudum ve yalnız olmadığımı anlamamla biraz rahatladım. Hani sosyallik, grup filan diyorum ya, ihtiyacımın herhangi bir grup değil “bir sangha” olduğunu biliyorum aslında. O yazıdan aldığım gazla hemen bu yazıya başladıysam da ancak şimdi bitirebiliyorum. Ne yapalım, geç olsun, güç olmasın. Nisan’ın daha ferah geçmesini umut ediyor, gözlerinden öpüyorum sangha.

Reklamlar

Serap – Gölgelerin Gücü Adına” üzerine 2 yorum

  1. fatma dedi ki:

    Tekrar hoşgeldin Serap. Mart benim için de çok çok zor geçti. Yazını okuyunca ben de Fatma gibi ah yalnız değilsin arkadaşım diye geçirdim içimden. Ve gerçekten de yalnız değilsin. Ya da (yalnızsın) yalnızız ama birlikte yalnızız 🙂

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s