Yeşim 1-Az, az ver biraz!

Senden istenileni yerine getirme halleri vardır ya. Yaparsın; üstelik belli bir disiplinle, vazgeçmeden ve o seni geliştirir ya. Küçük küçük ilerlersin. Bu seninle yaptığın şeyin arasındaki ilişkiyi; hep ayakta ve diri tutar zannedersin. Ama o ilişkiyi, o dokuyu besleyen kan akışı giderek yavaşlar. Kan ılık ılık akar, ağırlaşır ve giderek o dokuya-o alana daha az ulaşır / hatta gidemez olur ve orası hissizleşir.

Belki sırf bu yüzden ne oluyorsa gürül, gürül olmalı ve çok istemeli, ya da çok vermeli. Hatta o kadar çok ki, sınırları zorlamalı; alırken de, verirken de. Yıkılmalı-gürül gürül akanla-sınırlar, veya yok olmalı- ya da  yok etmeli.

İşte ikinci sınıfın son dersinde hep birlikte yıktık o bentleri; çök-kalk-çök-kalk ve derken çok in / çok kalk. Abaküsler çantaya. Sayma! Sayma ki, diğer tarafa adımını atasın.

Gözümüzü açtığımızda hepimiz karşı kıyıdaydık.

Andım bugün seni sevgili Defne Hocam. Saymadan çök kalk, saymadan çok in, çok kalk.

Sınırları zorlamak o alanı bol oksijenli hale ve hisli hale getiriyor. Ve yeniden başlamak, başka bir hisse uyanınca çok daha kolay  ve keyifli oluyor❣

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s