Aşk Telefon Beklemektir

Sevgili Öğrenciler,

Size bu mektubu Atina’da en sevdiğim açık hava kahvesinden yazıyorum. Antik kentin dibinde, Zeus’un, tanrıça Atina’nın, tapınakları oturduğum yerden görünüyor ve tapınakların arasında yetişmiş zeytin ağaçlarından esen rüzgar da masama yaz kokusu taşıyor. Yaşadığım şehrin bana  çocukluğun yaz tatillerini hatırlatması ne büyük lütuf.

Buraya erken gelmekti niyetim. Şimdi saat 12:23. Öğlen. Ben ise bu satırları 9:23’de kaleme almayı istemiştim. Her akşam bu niyetle uykuya dalıyorum. Sahici bir sabah insanı olarak en verimli zamanlarım sabah 5 ila öğlen 12 arası. Ondan sonra yaratıcılık, yazı ve hatta yogasal olarak benden hayır yok. Öğleden sonra email yanıtlamalıyım ben. Ya da bitmeyen seyahatlerimin biletlerini, evlerini, otellerini öğleden sonra ayarlamalıyım. Sabahlar yoganın ve yazının olmalı.

Bu aleni gerçeği canımla, kanımla bildiğim halde sabah yediye kadar uyuduğum ve yogaya ancak 8de başladığım, sonra da Bey’in, benim, kedilerin bilimum işleriyle sabahı doldurduğum için çoğunlukla en verimli saatlerimi harcıyorum. Bozuk para gibi harcıyorum. Oysa ben de üstat Stephen King gibi bir yazar olabilirdim. Üstat sabah 6 ila 11 arası yazarmış. Ondan sonra da bir daha masa başına oturmazmış. Rispect. Şunu biliyorum, kesmezseniz bir saatlik yoğun bir çalışma size tastamam bir tatmin olarak dönüyor. Bu çalışma ister yazı, ister yoga, isterseniz hesap kitap olsun. Ama kesmemek burada önemli. Ayn Rand’ı düşünüyorum. Edebiyatçı olarak burun kıvırsak da ona (biz kibirili edebiyat çevreleri) kadının azmi gözden kaçırılmamalı. Sandalyeye bağlarmış kendini. Kendine kaç saat sınır koymuşsa, o süre zarfında daktilonun önünden kalkmak yok. Sen  bir yazı aygıtısın artık. Yaz. Günlüklerini okumuştum.

Neyse, bende ne Ayn Rand ne de Stephen King’inki gibi bir irade bulunmadığından bu sabah da uyandığımda saat 7 buçuğu geçmişti. Kahve, kediler, keyif, Kokia derken yogaya başladığımda saat dokuzdu. Felaket. Neden? Pek çok sebepten. 9da Galina geliyor. Galina bizim yardımcımız. Mutfakta bıcır bıcır konuşuyor. Kokia ile laflıyorlar. Kokia bet bir havadaysa, Galina kedilerle konuşuyor. Benim yoga alanım mutfağın yanında. Duyuyorum. Günlük hayat başladıktan sonra mistik bir faaliyette bulunmak zor. İmkansız değil ama zor. Dünya halklarının ibadet zamanları boşuna gün doğumuna, batımına denk gelmiyor. O saatler daha kutsal.

Dün stresli bir gündü. Bir telefon bekliyordum. Telefon beklemek bende korkunç bir stres yaratıyor. Düşündüm, düşündüm sonunda anladım ki,  geçmişte sevgililerden telefon beklemekten. Hayırsız sevgililerin bana dönmelerini, ya da en azından  aramalarını beklemekten halsiz düştüğüm uzun gecelerin anısı hortluyor. Perihan Mağden daha o zamandan ilan etmişti: Aşk telefon beklemektir. Aramasını beklediğim ve bir türlü aramayan kişi avukatım da olsa ben gece karanlığında uyanıp da sevdiğim adamın kim bilir nerede, kiminle olduğunu düşünen, düşünürken perişan perişan ağlayan genç kadına bağlıyorum. (Cihangir’de bohem gençlik yaşamak herkesin sandığı kadar kolay değildi sevgili okur! )

Dün de telefon bekleyerek geçti. Beklerken çok sinirlendim. Sİnirlendiğim için bu sabah yogaya başladığımda vücudumun her bir yeri ayrı ağrıyordu. Gerçek bir ağrı menüsü. Boyundan ayak bileğine ve topuğa kadar uzanan. Şu zihin nelere kadir. Ve işin tuhaf olanı, eğer yoga yapmasaydım vücudumdaki bu ağrı şölenini fark etmeyecektim bile. Çünkü dişimi fırçalarken, kahve hazırlarken, giyinirken filan hiç bir şey hissetmiyordum. Sonra boynumu çevirmeye başlayınca söküldü.

Babam her sabah jimlastik yapardı. Otel odaları, park, bahçe, nereyi bulursa muhakkak sabah talimini yerine getirirdi. Ben çocukken de böyleydi, gençliğimde, yetişkinliğimde de. Kendini ayaklarından bağlayıp ters çevirecek bir alet bile yaptırtmıştı bir marangoza. Bazen üniversitedeki ders arasında onların Etiler’deki evlerine uğrarsam, babamla ters asıldığı yerden sohbet etmem gerekirdi. Bu sistemle kel başındaki saçlarının yeniden çıkacağına inanıyordu.  Yarım saat orada duruyordu. Başına çıkan kandan yüzü bordo oluyor ama o ters asılma tutkusundan bahsetmiyordu.

Bir defasında bana demişti ki “Insanlar güne cimlastik yapmadan nasıl başlıyorlar, eskiden anlamazdım. Ama şimdi biliyorum. Cimlastik yapmadıklarında vücutlarının ne çok ağrıdığını hiç bilmiyor da o yüzden.”

Mayurasana’da bunu düşünüyordum. Mayurasanam ağrılı vücumdan beklenemeyecek kadar iyiydi. Yükseldim. Durdum. Daha da durdum. Dirseklerim en derin kaslara masaj yaptı. Bana öyle geldi ki belimin içine bile temas ettim dirseklerimle. Çıktım, bir daha girdim. Sonra bir daha. Bir daha. Babamın sözünü düşündüm ve sonra aklım dedeme gitti. Annemin babası olan dedeme. Felsefe profesörü Macit Gökberk’e. O da her sabah cimlastik yapardı. Erkenden, adadaki odaların birine kapanır, bizim Shadow Yoga ısınmalarına çok benzeyen hareketler yapardı. Kapıyı aralar, o odaya sızardım. Arkasından tekrarlardım. Konuşmazdı. Ben görmemiş gibi yapardı ama görürdü. Zaten sabahın köründe adadaki evimizde bir o uyanık olurdu bir de ben. Kadınlar hep uyurdu.

Üçüncü mayuramın hamsa kısmında şöyle düşündüm: Ailede vücudu ile bağ kuranlar erkekler olmuş. Nenem yüzmeyi de, bisiklete binmeyi de sevmezdi. Anneme yüzmeyi de bisiklete binmeyi çok sever ama ayak bileğini çevir dersen ay hiç uğraşamaz. Teyzem, kuzinim vücutlarıyla buluşmak, onu ağrısıyla, sızıyla, hazzıyla hissedecekleri zamanları yaratmakla hiç ilgilenmezler. Demek ki bu cimlastik bayrağını taşımak bana düşmüş.

Hamsa’dan indim. Asanalara geçtim. Sonrasını hatırlamıyorum. Galiba citta vrtiiti nirodha.

Hadi, yarın görüşürüz!

Ramazan Ayı gün 2

Ay Işığı yüzde 6

IMG_E2930

Foto: Fatma Yavuz 
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s