Piraye – Fırsat Maliyeti

 

Sevgili Sangha,

Günler yine çok hızlı geçiyor, #28günyoga’da 10. güne gelmişiz. Kısa bir aradan sonra tekrar sabah yogasına dönmek güzel. Bugün Asana Angahara – Circular seri ile güne başladım.

Bir süredir sol kürek kemiğimin içinden başlayıp sol ense köküme uzanan bir ağrı ortaya çıkıp kayboluyor. Neyin tetiklediğini keşfetmek için takipteyim. Ağrı için farklı yöntemler deniyorum ve boynumu dinlendiriyorum. Şu ana kadar en etkili yöntem, ağrıyan bölgenin üzerine zencefil macunu uygulamak oldu. Zencefil doğal bir ağrı kesici ve antienflamatuar.

Bugün işletme ve iktisat okuyanların aşina olduğu “fırsat maliyeti” terimi üzerine birkaç kelam etmek istedim. Fırsat maliyetine kısaca, ‘bir karar verdiğinizde vazgeçtiğiniz diğer kararlar ve imkanlar’ diyelim.

Kurumsal hayatım boyunca toplam iki hafta olan izinlerimi ve bayram tatillerimi çoğunlukla ya bir yoga kampında ya da dans kampında geçirdim. Planlarımı sene başından yapıp ücretlerini, uçak biletlerini sene başında yatıracak kadar zengin bir insandım. Fakat o izin alma süreçleri o kadar stresli geçerdi ki… Olur da önemli bir lansman ya da projeye denk gelirse vay haline. Mesela 15 Temmuz darbe girişiminde Stockholm’de dans kampındaydım. Şirket tüm izinleri iptal ettiğini duyurdu, izindeki herkesi bulunduğu yerden çağırdı. Tabi ki itiraz ettim ve dönmedim. Yine 15 Temmuz sonrasına denk gelen Londra’daki Shadow Yoga kursum için CEO’ya kadar çıkıp izin almak zorunda kalmıştım. Bir kurumun üzerimde bu kadar hak iddia edebilmesi çok sinir bozucu bir his. Aylarca o iki hafta için çalışıp ödemesini sene başında yaptığın, son damlasına kadar hakkın olan tatil için özel izin istemek. Neyse ki o günler geride kaldı:)

Şimdi ise durum biraz farklı. Neyi ne zaman yapacağıma kendim karar verebildiğim özgür bir alandayım. Her attığım adımda birilerine hesap vermemek muazzam bir his. Buna karşın maddi olarak eskisine nazaran daha planlıyım. Ödeme dengelerimi çok iyi gözetmem gerekiyor. Bu yıl hem Stockholm’deki kampı hem de Budapeşte’deki kursu pas geçtim. Stockholm’ü çok ama çok özledim. Yürüyerek islandhopping yapmayı, sabahın beşinde bile güleryüzlü insanlar ve köpeklerin yürüyüş yaptığı geniş parklarını, göllerini… Gece 10’da batan güneşe karşı Mosebacke’de bira içmeyi ve dans etmeyi. Pırıl pırıl tenleri olan kuzey insanının yaz mutluluğunu paylaşmayı.

Fırsat maliyeti böyle bir şey işte. Bana hangisini tercih edersin diye sorarsanız ikincisi derim. Günümün özgürlüğü, seçim serbestim, gün içinde gökyüzüne bakıp sebepsiz gülebilmek, içimin huzuru derim…. We grow through what we go through. Seneye gitmeye niyet ve de tabi ki kısmet 🤞

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s