Duygu – Mücver yerine yazı

İki ders arası eve geldim, zaman var, dedim, mücver yapayım. Akşama misafirimiz var, evde iki lokma bir şey olsun. Sonra aklıma bazen yazmak istediğim ve çoğunlukla ötelediğim zamanlar geldi. Yazmaya niyet edip yazamadığım yazılar, kafamda beliren fikirler, anılar, kendimce çıkarttığım dersler. Ve sonra kaleme alınmadığı için uzaklaşan bir bulut kümesi gibi hepsinin ufukta yavaş yavaş yok olması.

Boşver mücveri dedim. Bir kahve yaptım. Eski ve çok gürültü çıkaran bilgisayarımı açtım ve yine yazmaya başladım. İnsan hiçbir şey düşünmeden yazınca dipsiz, karanlık bir kuyu gibi kafasının içinden kontrolsüzce yukarıya çıkanlara şaşırıyor.

Dün bahçeyi ilaçladıktan sonra şöyle bir soluklanmak için bahçedeki ağır metal sandalyelerden birine oturdum. Tam karşımda salonun devasa penceresi var ve yansımamı görüyorum. İlaç üzerinde ‘Solumayın, cilde ve göze temas ettirmeyin.’ yazdığından ağzıma bir fular bağladım ve gözlerime de deniz gözlüklerimi taktım. Şu tuhaf halime bir baktım. Gezi zamanı aklıma geldi. Her gün bu halde sokaklara çıktığımız birkaç hafta oldu hayatımızda ne acayip, diye düşündüm. Sonra kendime baktım uzun uzun, kollarıma filan. Yıllar içinde ne kadar güçlendiğimi düşündüm. Sadece fiziken değil, zihnen de. Sanki yavaş yavaş, doğru kıvamı yakalamak için sabırla beklenen bir maya gibi, içimde bir sürü şey çok ama çok yavaş değişti. Ben değişimin içindeymişim oysa ki hep, içindeyken görememişim. Şimdi geçmişten bugüne dek değişen birçok şeyi çok net görebiliyorum kendi insanlığımda. Bir yandan da merak ediyorum, şu an acaba ne tür göremediğim bir değişim içindeyim ve sonuçlarını ne zaman somut bir şekilde görebileceğim, şu an fark etmediğim neleri yıllar sonra fark edeceğim?

34 yaşımdayım. Artık hormonlar mıdır, bilmiyorum, kafam başka çalışıyor. Kendimi koskoca bir kadın gibi hissediyorum. Yani öyleyim zaten de, kendimi koskoca bir kız gibi hissederdim eskiden. ‘Ne ablası ya, ne ara abla olduk?’ diyesim gelmiyor. Esnafla konuşunca anlıyorum aslında yaş aldığımı. Abla diyorlar, başka bir sey demiyorlar. Sonra bakıyorum, beyazlayan saçlar, hafif tombalak bir göbek, gözlerin altında gülünce yavaş yavaş çıkmaya başlayan minik çizgiler. Yaş alıyorum. Ve bu yaş alma halinin getirdiği kafayı hayretler içinde izliyorum. Bu halin verdirdiği kararları, güvensizlikleri veya yeni getirdiği, önceleri güvenmediğin şeylere güvenme halini. Yavaşlama hissi var bi de. Bazen Moda’da sahile inip uzun uzun denize bakasım geliyor, aldığım onca yaşa bakar gibi. Boş dururken ‘Bir şeyler kaçıyor hissi’ mesela yok olup gitti baya bir süredir. Yapılması gereken yapılıyor ama boşluğa da yer var. Yapılması gereken biraz boşluk yaratacak kadar yapılıyor. Öyle bir seçim yapılıyor. Bundan şüphe duyulmuyor. Zaman ne getirir bilmem, yine değişir. Göreceğiz.

Mücvere girişeyim.

Bir de şarkı bırakayım;

Sevgiler,

Duygu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s