Pınarline – Gün 1: Ben kimim?

Böyle başlık atınca, filozof gibi olmuş. Halbuki cevap aramıyordum.

Üzerimden tır geçmiş hissi hala benimle, Ramazan ayı kendi yolunda giden sakin bir trendi ve ben yakalayabildiğim yerden atlayıp birkaç gün onunla seyahat edip, tutunamadığım yerde yola yaya devam etmiş gibiyim. Bu son gününde, son bir gayret atladım trene, bayrama beraber varabilmek için… Sahur için uyanmak hiç bu kadar zor olmamıştı ve hayatım boyunca hiç sahurdan sonra bu kadar derin ve hemencecik uyumamıştım. Paralel bir evrende üzerimden tır geçtiğine yemin edebilirim ama ispatlayamam.

Ben sabahçılardanım, annem beni gece yarısı doğurmamışçasına, ben güneş tepelerin ardından yükselmeye niyet edince yataktan hoplaya zıplaya kalkarım. Son bir yıldır, güneş odamın perdesine değmeden bunu yapmak zorlaştı, e hani ben sabahçılardandım? Gece kuşu değilim, tavuk idman yurdu forever (en azından hayatımın son 35 yılında mecbur kalmadıkça) ama şimdi erkenci kuş da değilim, o zaman ben kimim?

Baltalimanı, Mart 2022, şimdiden özlediğim kış

Dün hava kışa çalar gibiydi ve çok sevinçliydim, bugün İstanbul güneş gördü ama hala serin ve bu beni çok mutlu ediyor, demek ki ben kışçıyım hiç şüphesiz ama üşümekle de büyük sorunum var, güneş enerjisi ile çalışıyorum ama bulutlu havaya da bayılıyorum, o zaman ben kimim?

Çadırdan önce son çıkışta, sabah samapadada dururken dedim ki bugün pre-prelüd yapayım, hem yeni ay hem çadır sonu fazla atraksiyon aramayayım. Yine de samapadadaki hesap kurmastanaya uymadı, zaten bence böyle hesaplar yapmamak lazım ama ben plan program yapmadan duramayan biriyim, yine de kendi planıma uymadım, o zaman ben kimim?

Tabii ki kurmastanadan çıkarkan ikinci prelüde nazikçe bağlanma fırsatını kaçırmadım, bir ezberden gelmedi bu; dedim ki hayır malasanaya girmeyeceğim, böyle anlaşmamıştık tatlı kız, hop değmeden kaçtım ve yarım yol kalktım, sonra ayak baş parmaklarımın birbirine dönmek için yaptığı tezahürata karşı koymamayı tercih ettim, son derece şuurlu bir şekilde bu noktadan ikinci prelüde bağlandım ve son derece aynı şuurun izinde çıkışı skandasana (buna yoksa sarpa mı diyorduk) ve sonrasında güneşe selama bağlamadan, nazik bir vajra ile suchi, mandukasana diyerek kendimi sakince yere yerleştirdim. Bugün yoganın güneşe selamsızını seven biriyim diyebiliriz.

En sevdiğim yer hareketlerini gönlümden geçtiği gibi uzun uzun sakin sakin tamamladım, kalçamdan belime doğru yayılan rahatlama ve genişlemeyle sabah boyu o kararsızlıkları yaşayan ben değilmişimcesine büyük bir minnetle yogamı tamamladım.

Sonra İstanbul’un Avrupa yakasındaki iki büyük eski mezarlığında aldım soluğu… Uzayıp giden ağaçlara ve çoktan toprağa karışmış bedenlerin isimlerine bakarken bu insanların şimdi nerede olduklarını düşündüm. Bir mezar taşında, genç yaşında denizle kavuştuğunu yazan 60’lı yıllarda henüz 23 yaşında hayatını kaybetmiş birinin adını okudum. Gözlerim doldu. Bedeni neredeyse 60 yıldır toprak altında olan, ruhu kim bilir şimdi nerede olan, belki o bedeni toprağa koyanların bile çoktan toprak olduğu, hiç tanımadığım birinin ölümü ile sarsıldım, gözlerim doldu. Ne zaman ölüyoruz? Ölüm haberi benim için bu kadar taze biri ne zaman öldü? Sadece genç yaşta ölmesi kalbimde neyi bu kadar titretti? Bu dünyadan gelip geçen bunca insanın varlığı ve kocaman ağaçların arasında, sahiden, ben, kimim?

Bayramımız bayram olsun.

Pınar G.

Pınarline – Gün 1: Ben kimim?” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s