Simay – Gün 1,2: Direnmemeyi Seçiyorum

Yogamın ilk günü arka planımda kıvranmalarla geçti. Tansiyonum düştü, kafam yandı, Kurmasana’da popom düştü, kahve bardaklarım devrildi… kısaca yıkılmadık yerim kalmadı. Epey sancılıydı.

Bir önceki gün, 28 günlük dansıma başlayacağım için o kadar heyecanlıydım ki fazla uyuyamadım, belki ondandır. Hani ilk buluşmayı kafanda kurarsın ve sanki kendin olmaktan başka bir şey gerekirmiş gibi ekstra bir gerilimi bir aksesuar olarak boynuna özenle takarsın ya, o hesap. Yine de hezimetlere bir yanım bıyık altından güldüğünden bu da hoşuma gitti. İçimden dışarı ve dışımdan içime doğru yıkılmak, bana dengemi ve dengesizliğin nedenini daha iyi gösteriyor. Zelzeleler iyidir.

2. gün

Tamamen omurilikten yoga kıyafetlerimi giydim, dilime masaj yaparken iç organlarımdaki sünme-şişmeyi hissettim. Bu his çok farklı gerçekten. Uzun vadede diline masaj yaparak kendini ameliyat edebiliyorsun. Organlarım kendi frekanslarıyla titreye dursunlar, Suchi’ye geçtim. Vritti’ye müsade etmeden; ama geleni de kovalamadan. Aklım bir yere gittikçe her şeyi topladım ellerime yönelttim.

-Eller, zihinle bağlantılıymış. Defne Hoca öyle demişti. Ellerin farkında olmak zihnin farkında olmak, parmaklarımı bitişik tutmak düşüncelerimi derlemek gibi çıkarımlarda bulundum. Günlük hayatımdaki minik deneylerim şu zamana kadar beni haklı çıkarttı. İleride bunları daha da derinleştirip yazabilirim-

Bak, sadece Yogamda olmak ve heyecan da olsa kendimi diğer şeylerden yalıtmak iyi geldi. En güzeli bu valste zor gelen kısımları -hatta içten içe sırasının gelmemesini/hemen geçmesini istediklerimi- iple çektiğimi görüyor olmak. Montaigne’in dediği gibi, insan her şeye alışıyor. Bize de neye alışacağımızı doğru seçmek kalıyor. Tüm yaklaşımlarımın bir filtresi bir eleği olarak ‘direnmemeyi seçiyorum’ ben de. İlk gördüğümde hadi oradan dediğim Kurmasana, yavaş yavaş olgun bir armut gibi boynumun dalından sarkıp alnımı yere değdirecek. Ona direnmiyorum ve kasıklarıma nefes alıyorum. Aynı, Yogamdan sonra camımdan izlemekten inanılmaz bir huşu duyduğum yeni yeni dallarının uçlarından yeşillenen ağaç gibi, paniğe kapılmadan ama emin yeşillenmelerle merkezimden merkezime, çapımı artırarak yayılıyorum. Nasıl olsa acele edecek kadar zamanım yok, değil mi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s