ece. gün4. do/undo.

dünün zihinsel yorgunluğu sanki bir sarhoşluk anısı gibi. bugün hatırlayıp derinine inemiyorum o düşüncelerin. ama bedenim unutmamış ve regüle olmak için uzun bir uykuyu uygun görmüş olmalı bana, uyandığımda saat 11’e geliyordu.

fikirlerimle ilişkim bazen bir yap-boz gibi. ya da do – undo. sabah kendime dedim ki, çıkarmıyorum ulan pijamaları. normalde uyanır ve direkt ev giysilerimi giyerim, bugün pijamayla mal mal takılmak istiyorum, tatil değil mi? aradan 5 dakika geçmemişti ki, bırak ev giysisini, belki her an canım çeker de fırsatı kaçırırım diye yoga giysilerimi giymiştim bile.

bu blog hayatıma girdiğinden beri telefonumla ilişkim azaldı. ne kadar memnunum anlatamam. telefon yerine bilgisayara bakıyorum. gözüme sağ üst köşedeki e-kitap klasörü ilişti uzun zaman sonra. içinden hiç açmadığım bir dosyayı açtım, bir ara edindiğim bir karışık öykü kitabıymış meğerse. içine bakarken defne hoca’nın da bir öyküsü olduğunu gördüm ama onu okumak yerine hiç tanımadığım birinin öyküsünü okuyarak başladım güne. yeni biriyle tanışmak güzeldi.

sonra bir iki görüşme yaptım. arka planda yogaya uygun zaman kovalayan zihnim var, kahvem bitti, baktım acıkmışım yogaya enerjim yok, klasik tahin pekmezli yulaf lapamı yaptım. bir kaç gündür aklımda bi film var, 18.40 seansına gidersem zaten yarısını uykuda geçirdiğim gündüzü daha fazla kaybetmeyeceğime karar verdim ve günün planı oturmaya başladı yavaş yavaş. artık tokum, film saatine kadar yogamı ve banyomu yapabilirim.

iki gündür yarım saatlik doğaçlama yogamı yapıyordum uyanır uyanmaz. bugün koşullar farklı, zamanım rahat. yarın iş güç var, bugünün kısmetini uzun uzun değerlendirmek istiyorum. dünden getirdiğim bir duygusal destek ihtiyacım var, farkındayım. o yüzden son dersin kaydını tekrar yapmak iyi olur diye düşündüm. geçtim başına, karnı ağrıyan bebek diyor pınar. hiç canım çekmedi öyle içime bastırmak dirseklerimi. kapattım, kendimce suçiye geçtim, hizalandım. ve tekrar do-undo, tekrar yapboz. destek istiyorum. pınar’ın sesini, sınıfımın birlik enerjisini istiyorum. tekrar açıyorum kaydı ve artık dirseklerim hiç direnmeden batıyor karın boşluğuma. uzun bir ders bu. ilk yaptığımla arasında dağlar kadar fark var. bitirdiğimde hissettiğim tatlı ağrılarımı sıcak suyun altında avutuyorum. uzun zaman sonra duşta saçlarımı tarıyorum. duştan çıkıp uzun uzun yağlanıyorum. hocamdan, sınıfımdan, yogamdan aldığım desteği şimdi kendime veriyorum.

tek başıma gitmeye ayarlandığım sinema saati yaklaşırken bir anda 4 arkadaş olduk. çıkışında çok sevdiğimiz mahalle birahanemize gitme teklifini ritmimi bozacağını düşünerek reddettim, pişman değilim, hatta kendimle minik bir gurur bile duydum. eve gelip ojelerimi sürdüm, yazımı yazıyorum ve yarına hazırlanıyorum. everything, everywhere, all at once. izlemediyseniz izleyin derim. okuyup izlemeyi çok seven ama asla düzgünce aktaramayan biri olarak sadece izleyin diyebiliyorum, keşke anlatabilsem.

yarın sabah 6.45 vapuru beni bekler. vapur o kadar güzel bir şey ki, hangi saatte olursa olsun kabulüm. bakalım yarın günün neresinde nasıl bir yogam olacak…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s