Pınar – Gün 4: Hiç de Yogik Diil

Bugün Çarşamba. Telefonun önceki gece alındığı uçuş modundan öğleden sonra bir bir buçuğa kadar açılmadığı, yoga günümüz. 6’ya doğru yataktan zıplayıp harala gürele dün akşamdan, ve açılan kolilerden bekleyen bulaşıkları yıkamaya giriştim. Bulaşık makinemiz olmayışını sevmiyorum. Hayatımın en verimli çağında bulaşık yıkıyormuşum gibi geliyor. Bir tabak, üç beş çatal bıçak okey.. Ama biz iki kişi olmamıza rağmen bir fabrika kadar bulaşık üreten bir haneyiz. Üç öğün evde yiyoruz. Roei’nin hafta aşırı en az bir bir kek pasta girişimi oluyor. Sürekli bir makinetta temizliği. Üstelik içen de ben değilim. Neyse, bu ‘mundane’ iş de tantradan.

Sabah derse girmeden evvel Roei’yle arabada kapıştık. O arabada ne oluyor bilmiyorum, sanki dört yanı kapalı bu metal kutuda ters bir Faraday kafesi oluşuyor ve içerideki bütün elektrik karşılıklı atlayıp sıkışarak korkunç bir cereyanla tüm sigortalarımızı attırıyor. Sayısını hatırlamıyorum bile Çarşamba sabahı kavgalarının. Bu sabahki ‘sağdaki arabaya çok yakın geçmedik mi?’den alevlendi. Roei’nin “Yoga sabahlarımı zehir ediyorsun!” serzenişine “Sen de benim hayatımı!” diye karşılık verdim. Çok sevgili hocalarıyla buluşmaya giden iki yoga öğrencisi olarak seviyemiz buydu.

Kilometrelerce sustuk. Yom HaZikaron devam ettiği için radyoda ellilerden, yetmişlerden, en acıklı, en damar, en kederli şarkılar. Ağladım ağlıycam. Onca sinir hınç ve kalp kırıklığının içinde, yine hayallerimde bavullarımı toplamış geri dönerken (siktir, eşyalar da yeni geldi), yan koltuktan bir el uzandı ve ben ters köşe oldum. Kavgamızın kreşendolarından birinde birkaç defa gerçekten bel altı vurduğum için en son beklediğim şeydi zeytin dalını onun uzatması. Ama uzattı. Ben de tuttum. Sonrasında aklımın hiç almadığı bir şekilde atmosfer değişti ve kuruluşundan bu yana İsrail’in yer aldığı savaşları bir bir konuşarak çok daha ferah bir konuya atlamış olduk.

Dönüş yolunda blog yazılarını okudum biraz arabada. Acaba bazı öğrencileriminkini kaçırmış mıydım? Hasbelkader okumadıysam, likelamadıysam acaba alınmışlar mıydı, başka yazılara kondurulmuş yıldızlara bakıp üzülmüşler miydi? Bir süredir derslerde ben konuşurken kayıttan izleyenlere bi rehber olsun diye ekrana kimi öğrencileri raptiyeleyişim, alttan alta başka bir dinamiğe yol açıyor muydu? O samakonasana’dan, talasam’dan neden ben yok, dedirtiyor muydu? Hiçbir şey veremesem öğrencilere şu dinamikten özgürleşme gücünü vermek isterdim. Bu beden içinde artısıyla eksisiyle bize verilmişlere razı olmak.. Ebru’nun fesleğenleri gibi. Kendi başını okşayan bir fesleğen gibi.. Güzel olmaz mıydı, şöyle saksıda bir fesleğene bakıyorsun ve bir anda tomurcuklar titreşiyor, kıpraşıyor, birbirlerini gıdıklıyorlar ve muhteşem bir koku yayılıyor etrafa. İşte öyle bir mertebe.. Kendi başını okşayan fesleğen pozu.

Hepinizi tek tek selamlıyorum Sangha. İyi ki varsınız. Traşlı olmasa da hemen öncesinde çekilmiş bir Guş fotosu ile veda edeyim.

Pınar – Gün 4: Hiç de Yogik Diil” üzerine 6 yorum

  1. doakalolu dedi ki:

    Arabada yan koltuk, görelilik kuramının günlük hayatta en aktif gözlemlenebileceği biçim sanırım. Hele arka koltukta işler daha da fenalaşıyor. Bulabildiğim tek ortayol arabaya bindiğimde dili yerine yerleştirmek ve yol ile sürüş hakkındaki geri bildirimleri başka bir zamana sarkıtmak. Kardeşimle yaşadığımız araçiçi deneyimlerden sonra buna karar verdik, orada bir de evvelden gelen fiziksel bir takım abi-kardeş çatışmalarının örüntüleri de devam etmekteydi.

    Bir de öğrencin olduğum için çok şanslı hissediyorum. Kendi başını okşayan fesleğen pozu gözümü nemlendirmedi hayır, bilgisayar ekranı gözümü alıyor ondandır o. Kalpten söyleyebilirim ki bu “beğeni” ve “karşılaştırma” çağında insan önce üzülecek gibi oluyor. Lakin sonra bu hissi görüp de ona gülünce, kahkahanın verdiği sarsıntıyla fesleğenin yaprakları titreşip de salıveriyor kokusunu yedi cihana, bir bir her katmana yayılıyor engel tanımaksızın.

    Liked by 4 people

  2. pinarustun dedi ki:

    Çok haklısın, bir sonraki sefer ben de bu dil damak ve erteleme üçgenini hatırlayacağım. Ben de sizin gibi açık, meraklı, samimi, dürüst ve cesur öğrencilerim olduğu için çok mutluyum. Bu kadar kombinasyon nasıl bir araya gelir bilmiyorum ama hepsini bütün bir sanghada var eden kuvvetlerin tamamına minnettarım. ❤

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s