Nilüfer – Gün 6: Her şey planladığım gibi

Bugün her şey planladığım gibi gitti sangha. Biraz şaşkın ve çok mutluyum. İçimden bir ses ilk cümlemi yadırgıyor. Sanki dilim bozulan planları ifade etmeye daha bir alışkın gibi ve aksini söylemek bana ayıpmış gibi geliyor. Saçma bir fikir belki, belki değil. Mutluluğu dümdüz dile getirmek neden bu kadar zor?

Bugün öğleden sonra çantama mataramı, kitaplarımı ve bilgisayarımı atıp Büyükada’ya geçtim. Hava açık, sıcaklık 18 derecelerde. Günün yogasını dışarı taşımak için koşullar yeterince iyi. Dün ve bugün İstanbullular için şanslı günlerdi. Büşra da bahsetmiş ya, ortalık ne çok kalabalık, ne de sakin. (İstanbul tantanası – (bayram tatilini bağlayanlar + son 2 günü çalışarak geçirenler)) formülü işliyor ortalıkta. Keşke hep böyle olsa.

Bostancı’dan kalkan 13:30 Mavi Marmara’sına yetiştim. Yolda martı ve karabatak (sanırım) sürüleri bizi takip etti. Önümde oturan çift martılara simit attı ama martıların hiç umurunda değildi. Eskiden havada kaparlardı, simitten gına mı geldi acaba dedim. Sonra bizim muhitte yaşayıp kedi maması ile beslenen iri kıyım martıları düşündüm. Aslında idealinden ne kadar uzak bir hayat sürdüklerini fark ettim.

Yarım saatte adaya vardık. Anadolu Yakası’nda yaşamanın en sevdiğim yanlarından biri adaya varış mesafesi olabilir. Karşıda yaşarken, Eminönü/Kabataş vapurlarıyla gidip gelirken dur-kalk-dur-kalk 2 saate vardığı olurdu. Şehirde olmanın bizden aldığı yol mesafelerinden her kar edişim gibi buna da şükrettim. Yaşasın yarım saatte adada olmak!

İskele Meydanı alabildiğine kalabalıktı. Etrafı kebap kokusu sarmış. Garipsedim. Balık kokusu daha akla yatkın olurdu. Gerçi Adaların arz talep meselelerini ben nereden bileyim. Vardır bi bildikleri diyerek adımlarımı hızlandırdım. Belli bir mesafe alana kadar, artık neredeyse salt toplu taşımalarda kullandığım maskemi çıkarmaya cesaret edemedim. Etraf yığınla insan. Yokuşlar başladığında kalabalık azalacak biliyorum, bastım gaza, topuk topuk topuk.

Rota yetimhane yakınlarına doğru. Geçen gelişimde Aya Yorgi’ye çıkarken soluklandığımız kuytuca bir düzlük vardı. Orada o kadar huzurlu hissetmiştim ki, başka bir yer aramayı düşünmedim. Aklım en yokuşsuz seçeneği arasa da sokak sokak bilmiyorum adayı. Bildiğim yoldan gidiyorum (bkz. Kadıyoran! Caddesi). Bir 15 dakika nefesim kesilecek, sonra düzlüğe çıkacağım, biliyorum. Yokuş uzadıkça giysilerimi inceltip ağız nefesine dönüyorum (burun iptal).

Konuma ulaştığımda sırtımdan terler boca. Serin esiyor ama güneş tepede. Güneşe güveniyorum. Bu havada üşütülmez. Etraf papatya cenneti. Papatyalı düzlükler lapa lapa kar yağışının bahar versiyonu diye düşünüyorum. İkisine de ne kadar hayran olduğumu fark ediyorum.

Ortalık beklediğim gibi sakin. Çoğunluk ya kıyı hattında, ya da yeni otomatik faytonlarla çıktıkları Aya Yorgi dolaylarında. Benim düzlük sakince. Toplasan aralıklarla 10-15 kişi ya var ya yok. Vapur inişi gördüğüm kalabalık buralara da taşar mı korkumun yersiz olduğunu görünce rahatlıyorum.

Göz mesafemi insanlardan arındırdığım yeri bulana kadar ilerliyorum. Şimdi yalnızca kuşlar, ağaçlar, çiçekler ve ben varız. Arada bir de uçak sesleri. Havada bulutlar geziniyor. Manzaram sürekli renk değiştiriyor.

Yarı gölgelik bir yere yerleşiyorum. Biraz boşluk ve yerleşme zamanından sonra zaman yoga zamanı. Ayakta geçirdiğim sürede ayakkabılarımı çıkarmaya kendimi ikna edemiyorum. Aslında severim çıplak ayak yaşamı. Biraz yara bere olsa nolur, olsun. Ama şehir sınırlarında olmak geriyor beni. Her ne kadar etrafım insandan arınmış olsa da çöpe, cam kırığına temas etme ihtimalim geri çekiyor beni. Belki de ilk ayakkabılı yoga deneyimim bu. Oturmalara geçtiğimde daha rahatım. Ayakkabılar, çoraplar bay bay! Demek ayaklarım popomdan daha değerli. Ya da endişelerim geçen dakikalarda terk etti beni.

Dönüş yolunda ince bir demet kır çiçeği topladım. Yarısı bana, yarısı Can’ın annesine. Eve gelince çiçeklerin suyuyla yıkandım. Şifa olsun dedim, bana ve dokunduğum herkese. Zaman ve mekandan bağımsızca. Yani biraz da sizlere.

Bugün de böyle.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s