Derya – Gün 7: Günlük

Hadi çık, geliyorum. Şehir dışına çıkalım. 

Nereye? 

Amasra’ya. 

Oluuur. 

Beraber yolda olma hali. Beraber arabada olma hali. Sohbet. Partnerlik. Arabanın verdiği biraz mahrem, biraz romantik duygu. Sabah yoga dersin nasıldı? Ay pek güzeldi, gruba dahilliği özlemişim. Bedenim kapanmıştır sandım, kapanmamış, hatta biraz açılmış. Aşk’tandır. Bıyık altından hınzır gülüş.

Yürüyüş, kale. Kale kapısı önünde bed sesli gitar çalan çocuk. Sadece enstrümantal takılsa daha çok kazanır, yazık. Şapel. Şapel kapalı ama gel güzümüzü camlı kapıya dayayalım, yerdeki mozaiklere bakalım. Sur duvarlarından begonvil fışkırmış. Komşu teyzeler laflaya laflaya yürüyüşe çıkmış. Kiliseden devşirme cami bahçesinde oturalım. Kulak misafirliği yapalım.

Çeşm-i Cihan. Kalamar, karides, mezgit, salata. Kaç yıldır yediğim ilk mezgit. Ne deniyordu balık yiyen vejetaryenlere? Onlardan mı oldum şimdi? Tahinli patlıcan, tahini çok patlıcanı az olmuş. Bira. Gitti satva. Gitsin. Tam kalkacakken ikram ballı yoğurt. Bu bize çok ya, artacak, yazık – ee bak hepsini yedik bitirdik. 

Ahşapçı tezgahından ahşap kaseler seçelim. Bir soralım, bunlara yoğurt konur mu? Konur. Yiyip yıkarsanız, çok bekletmezseniz olur. Hangi ikisini alalım, hepsi farklı boy, el yapımı. Şunun damarları dünya haritası gibi, o olsun. Olsun.

Hadi kaleye diğer yönden de yürüyelim. Merdivenlerde teyze yok, öpüşelim. Sen bana bir zamanlar yaptığın gemi kaptanlığını anlat. Aaa kurabiye kesekağıdını ahşapçıda unuttuk, dönelim. Kurabiyenin yanına kahve alalım. Kahve bana sert olmuş, paylaşalım. 

Bak benim bacaklar maşallah. Ağrım yok, sızım yok. Sabah Fatma hoca ile derste squat gibi bir hareketimiz var, hem uzun durduk hem çöktük kalktık çöktük kalktık, tekrar tekrar yaptık, şimdi göstermeyeyim millet bakar. Kesin bugün yürüyemem, merdiven inip çıkamam diyordum ama bak iyiyim. Dur bunun yarını da var, yarın çıkar ortaya. Yoga üstü kale merdivenleri. Rıhtlar çok yüksek. Rıht ne? Basamak yüksekliği.

Aa güneş açtı! Yaşasın. Güneşi İnkum’da mı batırsak? Oluur. Virajlı yemyeşil köy yolları. Masmavi deniz. Fındık, mısır tarlaları. Virajlar virajlar. Çitler, inekler, şipşirin cins köpekler. Kumsal, kamp sandalyeleri. Önümüz güneş sıcağı, sırtımız dağ soğuğu. Gel yaz gel. 

Sen yoruldun, arabayı dönüşte ben kullanayım. Hava kararmadan bizim köye uğrayalım, mor salkımlar açmış mı bakalım. 

İyi geceler sevgilim. Aa bi dakka – daha blog grubuna yazı yazmam lazım. 

Hadi yaz, ben de okuyayım. 

Yazdım. Ama biraz fazla kişisel oldu gibi, gerçi hangi yazdığımız kişisel değil ki? Geceyarısına çeyrek kala içimden sadece bunlar geldi. Bloga göndermesem mi?

Hu hu? Sevgili uyumuş mu? O zaman kendim düşüneyim.

“It is what it is.”

Göndereyim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s