Pinarline – Gün 8

Başlık bulamadan yazmaya başladım. Bakalım ne olacak…

“Bağsız ve yeğni” olmaya övgüler düzdüğüm 20’lerim oldu. (Bu sayıların sonunda apostrof koyuyor muyduk? Ne çabuk unuttum dilbilgisini) 30’ların başında da bu konuda iddialı çabalarda bulundum. Yine de insan sanıyorum tabiatına çok ters gidemiyor. Son gününden de olsa Oğlak burcu olarak doğmuş, yükseleni Akrep, dünyayı gelmeyi beklenenden 3 hafta kadar geciktirmiş yani doğum vaktini kozmik güçlerle beraber belirlemiş bir garip insan evladıyım. Yok Oğlak gelenekçi olurmuş, köklerine bağlı olurmuş vs. Ben kök filizlerimi daha toprağa ulaşmadan kesip atmakla övünüyordum oysa. Üniversiteye başlayınca yerleştiğimiz semtimiz benim için şahane bir yerdi çünkü herkes yabancıydı biz de herkese yabancıydık. Zaten buralarda kiracılarla pek muhatap olunmaz, kimse kimseyle zaten pek muhatap olmaz ve buralar güvenlidir, kimse kimseye karışmaz. Oh hiçbir yerde hiç kimse olma keyfi. 18 yıl olmuş. Sanıyorum ki bunun 17’si hep böyle oldu. Sonra bir şeyler değişmeye başladı, hayatımda ilk defa araba kullanmaya başladım -ki buna dair sınavlar bir yazı dizisi konusu olmalı. Birden herkes komşum oldu. Beceriksizliğime ve korkuma kıyamayan bir grup mahalleli belirdi. Yıllardır burada yaşayan ama ilişkimizin medeni bir merhabadan öteye geçmediği bu insanlarla aramda bir yakınlık doğdu. Sürekli merasimle araba park ettirilen ve park yerinden çıkarılan acemi şoför oldum. Mahalleye eşya getiren kamyoncuların bile “abla”sı oluverdim. Bugün de benzer bir gündü, herkesin sokakta arabalarını yıkarken benim arabamın kuşlara umumi tuvalet olarak hizmet etmesine herkesin laf attığı ve benim baya baya mahalleli ile şakalaştığım anlar yaşandı. Sonra ben de gidip arabayı yıkattım tabii kuş pisliğinin boyaya verdiği zarar üzerine çok aydınlatıcı bilgiler edindim ne de olsa 🙂

Benim için hiçkimse olan bu insanlara baktım, yabancı olduğum bu yere baktım. 35’imde güvenlikli bir sitede yaşamaya çok niyetliydim oysa, şimdi bakıyorum evet o geleneksel duruş gelmiş içime yerleşmiş, mahallede yaşamak çok güzel diyor, hayatın steril olmayan bu halleri çok hoşuma gidiyor. Eskiden benim için kapıda lak lak yapan insanlar olan kişiler şimdi “aşağıda da nasıl koyu muhabbet bak bak” diye anlattığım insanlar. Hikmetini sadece acemi şoförlüğüme yoramayacağım bir hukuk doğdu burada. Ben yanından geçtiğim insanları gerçekten gördüğümde oldu galiba bu. Muhtemelen bunca değişimin sonunda, araba olmasa başka bir sebepten bu ilişkiler kurulacaktı.

Malum Anneler Günü, mahallenin erkekleri, erken göçmüş ana babadan yana dertli… Hepsi hayatın içinde. Burada konuştuğumuzdan farklı hiçbir şey yok şu küçücük sokakta. Camdan bana bakan anneme baktım. Nihayet, bunca yıl sonra, hayatımda, annem de hala hayattayken, çok şükür, bunun güzelliğini ve kıymetini görebildiğimi fark ettim.

Bugün “yapılması gerekenler” pazarı oldu. Ev, tadilat, bakım, oto yıkama, ne ararsanız var. Bazı günler böyle oluyor. Saat 6 olmuş, kahve bile içmedim. Yorgunum, minnet doluyum, ve karnım aç.. Hepsi bir arada olabiliyor galiba 🙂 Akşam, hala koltukların gelmediği salonda minik minik yogayla buluşma hayallerim var. Yoğun bir haftanın kapı eşiğindeyim. Pazartesileri çok seviyorum, bütün başlangıçları çok seviyorum. Bu Pazar akşamını, geride kalan haftayla vedalaşmaya ayıracağım, ritüeller güzel… Anların hakkını verebilmek niyeti var içimde.

Kendine annelik etme niyetinde olan, kendine annelik edebilen, bir canlıyı büyütmek için emek veren kadın erkek herkesin günü kutlu olsun. Eskiden çevirdiğim bir yazıyı da şuraya bırakayım.

***

Bu yazı; daha önce hiç yaşamadığı ve bilmediği bir duyguya dair derin bir özlem taşımanın ızdırabını yaşayan ve Anneler Günü ile bu ızdırabı bir kez daha hatırlayan binlerce yaralı ruha hitaben yazıldı.

Hepinizin çok iyi bildiği gibi Anneler Günü toplumsal kültürün yücelttiği bir İyi Anne figürüne dayanır. Özverisiyle, kendini hiçe sayan bir şefkatle sürekli besleyen bu İyi Anne, Anne arketipinin sadece bir yüzüdür.

İhtiyaçları görülmeyen, onaylanmayan, evinde iniş-çıkışlar, kaos belki de şiddet hakim olan çocuklar ise Anne’nin diğer yüzlerini de görür.

Dünya ile ilk ilişkimizi annelerimiz üzerinden kurarız. Annemizle ilişkimizin şeması hayatla kuracağımız bağın temelini oluşturur.

Sevgi eksikliği yaşayan ya da koşullu sevgi/ilgi gören çocukların gözünde dünya ait olmayı hak etmedikleri bir gezegene dönüşür. Kendilerine bir yer edinemezler, buraya ait hissetmekte zorlanırlar.


Bu büyük ve temel yaranın iyileşmesi çok yavaş gerçekleşir. İyileşmenin önündeki en büyük engel ise duygusal ihmalin yarattığı etkiyi küçümsemektir. Bu etkiyi küçümsemeyi bıraktığınızda duygusal ihmalin yasını tutmaya başlarsınız. İhmal edilmiş, terk edilmiş bu toprağı gözyaşlarınızla sulayarak orada yeni bir şey yeşertmeye başlarsınız.

Kendine annelik etmek, genellikle bir mentörün olağanüstü desteği ile gerçekleşen ve bitmeyen bir süreçtir. Günbegün bedeninin ihtiyaçlarını gözetmeyi öğrenerek, duygularını kabul ve ifade ederek, sağlıklı sınırlar hakkında konuşarak, hayatta kendi yaptığın seçimleri destekleyerek, kendi sorumluluğunu alarak ve en çok da kalbinin içinde henüz çözülmemiş her şeye dair bir sevgi büyüterek, yani kendinden yana olarak gerçekleşir.

Şimdiden gelecekteki sen için bir mesajım var; yeniden annelik edip var ettiğin sen için:

Zorlu sınavlardan geçerek, bütün engelleri aşarak dünyanın senin için güvenli bir yer olduğunu ve burada istediğin gibi hareket etmeye hakkın olduğunu öğrendin. İçgüdülerine, sezgilerine ve hayallerine anne-babalık** ettin, daha önce hiç sevgi görmemiş taraflarının sevgiyle buluşmasına izin verdin, daha önce çorak olan bir yerde hayatı yeşerttin. Bulabildiğin birkaç güvenilir tohumla, görüp görebileceğin en güzel hasadı, buraya ait hisseden mütevazi bir yaşamı, besledin.

Sevgiyle,

Toko-pa

*Bu yazı https://www.instagram.com/p/CAApWhtnEWB/ adresindeki içerikten tercüme edilmiştir.

** Parenting: Ebeveynlik. Ebeveyn kelimesi bana anne ve babayı sorumlu birer kişiden çıkarıp, soyut bir kurumsallığa büründürdüğü için uzak geliyor. Gerçekten bir canlıyı büyütebilmenin ona anne-babalık yaparak mümkün olduğuna inanıyorum. Bu nedenle, bu alandaki çevirilerde “ebeveyn” kavramını kullanmamayı tercih ediyorum.

İtalik yazılmış cümleler çeviriyi daha anlaşılır kılmak/daha iyi bir okuyucu deneyimi için eklenmiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s