Ayça – Gün 9: Tim abi sağ olsun

Kusura bakma sangamu. Başlığı atarken kaçıncı günde olduğumuzu anlamak için parmak hesabı yapmak zorunda kaldım. Yazılarınızı Ali’nin emekli albayının ciddiyetiyle, Tansel’in lineerliği ile hizalı bir şekilde virgülüne kadar okuyorum ama günler karışmış bende. Son bir kaç gündür yazamadım değil, yazmadım. Zira gölgelerimle hoşbeş ediyorduk. Ama sanma ki seni düşünmedim. Hatta tek düşündüğüm sen olabilirsin. Fındık ile çıktığımız yürüyüşlerde gördüğümüz (ve bizimkinin üstüne atlamaya yeltendiği) kaplumbağadan tut, yanımdan selamsız geçen komşulara içimden kabaran duygulara kadar herşeyi anlattım sana. Kafamda sürekli blog yazısı tonlamasıyla konuşan bir ses “Sevgili sanga, bugünkü yürüyüşte yine seni düşündüm…” Yazı içinde yazı içinde yazı içinde…

Gölgeler diyordum. Şimdi benim oğlak güdümlü kategorik zihnim gölgeleri de küçükten büyüğe diziyor. Böyle bir dosyalama caiz midir bilmiyorum. Ama kategori müdürü diyor ki, biz baktık sıralamalara, senin en büyük gölgen bulduğun her şeyle sürekli kendini karşılaştırman. İyi miyim, değil miyim? Hatta iyi olman yetmiyor, var oluşunun kabul görmesi için en iyi olman lazım. Çünkü iyi bile gözden çıkarılabilir. En iyi ol ki kabiledeki yerin garanti olsun. Geldik mi yine aidiyet meselesine?

İşte Gün 7-8’de bunlar hortladı sangacığım. Ben zaten yeterince iyi yazamıyorumdan girdim, herkes o kadar derinlikli yazıyor ki, ben ne yazsam içi boş olacaklarda demlendim. Sonra bu güzelim mecrayı bile bir yarış pistine çeviren zihin dalgalarımla bakıştık biraz. Bir ara o dalgayı havada akarken gördüğüme yemin edebilirim. Düşünceler Tim Burton harfleriyle adeta resmi geçit yaptılar. Yok kafayı yemedim. Algılayabilmek için biraz daha somutlaştırmam gerekti herhalde. Gözümün önünde yazılı görünce biraz daha anlam kazandı içimde çalkalananlar. Sonra?

Sonra buradayım. Şimdilik düşmedim trenden.

Sabah perdenin arasından giren ışıkla uyandığımda 6’yı biraz geçiyordu. Kalk, tuvalet, el, yüz, tam dil derken elimi ağzıma atmamla bir anda soğuk terler boşaldı. Olduğum yere çöktüm. Yetmedi, buz gibi zemine uzandım. Biraz kaldım böyle. Daha önce hiç böyle bir şey yaşamamıştım. Gün 7-8’in tortuları henüz sistemden çıkış yapamadı diye düşünüyorum şimdi. Kendime gelince yoga odama geçtim, biraz oturuş, biraz dualar, suçi, malasana, yine otur, ısınmalardan bile sadece boyun çevirme, yogamudrasana, kapanış, kahve, yazı, sangaya kavuşma…

Güzel bir gün, güzel bir hafta olsun.

Reklam

Ayça – Gün 9: Tim abi sağ olsun” üzerine 12 yorum

  1. ucakan dedi ki:

    Geçmiş olsun Ayça hocam tansiyon yoklamıştır 🙂 Çok da güzel yazıyorsun gölgelere söyle ayaklarını denk alsınlar . Kocaman sangha var karşılarında tek zannetmesin şapşolar :p sevgilerimle

    Liked by 2 people

  2. Kalemtıraş dedi ki:

    Geçmiş olsun Ayça. Tansiyon mu düştü ne oldu öyle? Senin yazıların çok güzel. Herkesin yazısı kendi zihninin uzantısı. Oralarda gezinmeyi çok seviyorum. Bırak dalgalar çıksın, harf olsun, cümle olsun… Cümleler kuruldukça tortu atılıyor. Yogadan farksız. Senin öykülerini de çok severdim. Bu yazıları da öyle. Kucaklıyorum. evet bırası çember. Akan yazı olsun, biz sadece bir aracız….

    Liked by 3 people

  3. pinarline dedi ki:

    Geçmiş olsun Ayça. Bir Oğlak da burada, ah o kıyas canavarı, şöyle bir alıp karşıma konuşabilsem neler diyeceğim ama dikkati hep ötekinde berikinde, bana bakınca da hep beni eski hallerimle kıyasta.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s