Büşra – Gün 8-9: Üst soy

Dün çok ağır geçen bir gündü. Aslında normal bir sabaha uyanmış, erken saatte bol uddiyanalı, mayuralı 3. prelütle buluştuğum yogamı yapmış, gecenin bedenimde bıraktığı düğümleri özenle çözmüştüm. Fakat yogamı bitirdikten birkaç saat sonra öğreneceğim üzere, benim de çadır günlerim gelip çatmış. Sanırım hormonlarımın da etkisiyle duygusallığım çok üst seviyedeydi. Bloga yazılanları kendim yaşamış gibi okudum, üzerine senaryolar ekledim, düşündüm, o düşüncelerde boğuldum, çok ağladım, başım ağrıdı, karnım ağrıdı, bütüüün gün böyle geçti. Buraya yazacak derman bulamadım. Ayça Hocam ve Tansel’den ilhamla; “trene atlayamadım”.  

Bugün uzun zaman sonra ofise gittim. Artık evden çalışıyoruz ama arada bir ekipçe ofiste de buluşuyoruz. Bu buluşma dünün kara bulutlarını biraz dağıttı.

Bu iki gün aile bağları, ilişkiler gibi konuların etrafında döndüm durdum. Anneler günü teması sebebiyle 2017 yılının sonuna doğru uğurladığımız fakat her gün aklımda olan babaannemi ve onun hayatını, onun hayatının bize etkilerini düşündüm.

Benim baba tarafım Kafkasyalı, Abhaz. Çerkezler ile Abhazlar aynı zannedilir genellikle ama farklılar esasen. Yakın coğrafyada olsalar da farklı dilleri, kültürleri var. Geçen gün Defne Hoca da baba tarafının Çerkez olduğunu yazmış, üst soylarımızın yakın coğrafyalardan olması beni bir mutlu etti 🙂

Abhazların çok farklı ve ilginç gelenekleri var. Ben birçoğunu doğrudan yaşamamış olsam da anlatılan hikayeleri birinci ağızdan çok dinledim ve bu hikayeleri anlatanların, bire bir yaşayanların elinde büyüdüm. Birkaç örnek vereyim. Dünyada gördüğüm en tatlı dilli, nurlu insan olan babaannem (adı da Nurhan’dı) kayınpederi ile birbirlerini çok sevdiklerini, kayınpederinin yanında bir kez dahi konuşmadığını, ses tonunu bilmediğini, aralarında çok saygılı bir ilişki olduğunu gözleri parlaya parlaya, gururla anlatırdı. Saygısızlık olmasın diye kayınpederinin adını asla ağzına almazdı. Çocukken o kadar çok söyletmeye çalışırdım ki babaanneme büyük dedenin ismini, yok asla söylemezdi.

Başka bir örnek, Abhaz düğünleri eskiden üç gün üç gece sürermiş ve bu süre boyunca gelin ve damat asla yan yana gelmezlermiş. Kendi düğünlerinde! Evlendikten sonra, tüüm hayatları boyunca da yine babanın yanında evli çift asla yan yana bulunamazmış, eğer çocukları olursa çocuğun dedesinin yanında çocuklarını da sevemezlermiş. Kendi çocuklarını! Mış’lı, miş’li anlatıyorum ama çocukluğumdan hatırlıyorum, amcam ve eşi dedem eve geldiğinde köşe kapmaca oynarlardı. Normalde sırtından inmediğim babam dedemin yanında gerçekten başımızı okşamazdı. Annem Abhaz olmadığı için bu kural annemi tam olarak bağlamıyordu veya annem baş kaldırıyordu belki de onu öyle kabul etmişlerdi. İşin ilginç tarafı bu kadar katı kural içinde gerçekten herkes çok sevgi doluydu. Orada o söylenmez, salonda kapıdan girdiğinde karşıdaki sağ köşeye evin en büyüğü oturur, yemek masasında misafirin yeri şurasıdır gibi titizlikle uyulan pek çok katı kural olsa da herkesin kalbi pamuk gibiydi.

Peki bunların yogamla ne ilgisi var? Bugün çadırda olduğum için oturarak yaptığım yogamda bol bol aklımdan bunlar geçti. Çok zor esneyen vücudumda, göğsümü şöyle bir geremeyişimde, buraya yazmamın zorluğunda, kurduğum ilişkilerde… pek çok yerde karşımda aslında bu gelenekler, görüyorum. Buraya yazıyorsam, gerçekten içime işlemiş halde varlar. Bugünlük bunlar çıkıyor. Şu an tüm yazdıklarımı silmek geliyor içimden ama içime uymayıp yayımla butonuna basacağım.

Herkese sevgiler.

Büşra – Gün 8-9: Üst soy” üzerine 11 yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    Büşra, ne hoş yazıyorsun. Seni daha iyi tanıyorum. Evet uzaktan akrabaymışız. Sizinkiler tahminim çok daha yakın bir tarihte Türkiye’ye göçmüşlerdir ve belki bir kısım akraba hâlâ oradadır. Şimdi düşünüyorum da sen benim babaanneme benziyorsun. Geçenlerde buraya bir fotoğraf koyacağım demiştim ya, sonra unutmuştum. Şimdi hatırladım. Bugünkü yazıma ekliyorum.

    Liked by 1 kişi

  2. Eda S. dedi ki:

    İyi ki silmemişsin Büşra, öyle güzel ve derin bağlantılar kuruyorsun ki! Aklımıza ilk gelen doğrudur gibi bir şey, bazen öylece yazmak ve bırakmak gerek. Ben dedelerimi ve babaannemi hiç tanımadım çoktan rahmetli olmuşlardı. O yüzden çok duygulanarak ve keyif alarak okudum yazını. Ellerine sağlık. ❤

    Beğen

    • busratasboga dedi ki:

      Eda çok teşekkür ederim. Evet bu yazıp bırakmak çok farklı bir kapıymış, yeni keşfediyorum. Ben de senin kurduğun bağlantıları çok seviyorum, senin deyiminle merhem gibiler ❤️

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s