Meltem-Gün 10: ‘Yel Değirmeni’


Dün kalktığım saatte, kendiliğinden bir uyanışla rutin tünellerinden geçerek yumuşak bir salınışla sadhanamda yerimi aldım. Dün sabah mumları nasıl yaktığıma gelince iz sürücü halim devrede: Uyanınca doğruca meditasyon alanımdaki mumları yakıyorum hızlıca, o yüzden kaçırmışım.. Ortamı adaçayı ile tütsüledim güzelce.

Ve benden önce beni toparlayan bir ben daha var ki o da telefonun saat alarmlarını ve telefonu da tümden kapatan bir ben. Kimseye zarar verme.

Zeminle ilişkim bu sabah pek değişikti. Solum yumuşak, sağım biraz sert basıyor. Güzel haber bedenimde ki bu hissin yayılımını sanki ilk defa yediğim yemeğin tadına bakar, koklar, ağzımda yavaşça gezdirir gibi hissettim. İşgüzar halim olanları hayretler içinde izliyor, bir diğeri tadını çıkartıyor, bir sonraki terlikleri yerini değiştirip ayağıma giydiriyor. Daha kaç ben daha var böyle gün içinde, sevdim onları tek tek.. Görüyorum sizi: Merhaba

Çakride her sefer bir alan açılıyor. Öyle hissediyorum. Yuvarlağın içinde demleniyor, sonra oradan aldığım hisle yoluma devam ediyor, şarj oluyor, cesaretleniyor, güvende hissetmek gibi bir his. Soldan inişte sol burun deliğinden nefesi verdiğimi , çıkışta sağ burun deliğinden nefesi aldığımı ve sağdan inişte sağ burun deliğinden verdiğimi ve soldan aldığımı fark ettim. Yel değirmeninin suyu alması boşaltması gibi. istemsiz çalışan kalp gibi. Sonsuz bir döngü. Nokta kadar bir farkındalık o kadar geniş. Kurmastanada başımın altına blok koyduğumda uzun süre kalabildim. Bedenimin arkasına geçip eğilmelerde bir destek veresim var. Sarmaladım kendimi. Bugün sanki yer yumuşaktı, ben de onun içine girmiş gibiydim. İnşaat alanında dipe doğru alan genişliyor bende içine gömülüyorum. Şükran.

Arada bir ellerimi, bileklerimi ovuşturduğumu farkettim. Hafif sizi var. Eller geriye açıldıkça, üzerine bedenimin ağırlığını hissettikçe, onları tutmak gevşetmek, hareket ettirmek, silkelemek istedim. Dokunasım var canım ellerime, incecik bileklerime. Elimden gelenin en iyisisin. Okşadım.

Sadhanam bitiminde pencereyi açtım. Saat ise 06.09, bu sabah hava sisli, nem var, salyangozlar çıkmış. Sessizlikte bir süre meditasyonda kaldım. Kalbim.

Sabah seansa gitmek için yollara koyuldum. Gittiğim en yakın mesafe, evime sadece 8 dk. Bu süre uzadığında sorun var anlamı taşıyor sistemimde. Gideceğim siteye 15dk da ulaştım. Yolda neyse ki hafif atlatılan bir kaza olmuş. Yolun uzaması rahatsız edici bir his. Randevuda çocuğu ve aileyi bekletmek istemem ancak yol şartları, söz konusu İstanbul olunca anlayışın ışığına sığınıyorum. Danışanımın hiç sorun değil dikkatli gelin, demesi bile rahatlatıcı ve şefkatli o an. Ve her neyse o an, anın içinden su gibi geçiyorum oradan. İnsan insana lazım. Bir söz, bir bakış, bir dokunuş çok şey sürüngen beynime. Kalp olsun, anlayış olsun, her zorluğun içinden geçerken ışık oluyor. Hafifliyor insan. Söze gerek kalmıyor. Dönüş yolunda Açık Radyo’da Fırat Akarsel’den ‘Bir Avuç Su’ şarkısı çalıyor.. Nefes.

Elektrik tellerine baktığımda yaz modunda gevşek. Aracımın lastikleri ise kış modunda.. Değişimi için Çekmeköy’deki lastikçime gittim. Aracımda birkaç yazınızı daha okudum. Varolun.

Dönüşte evime uğradım evde yemeğimi yedim, bitki çayımla keyif ve kitabımı okudum ve istikamet Kanlıca. Uzun uzun ağaçların arasında giderken Teoman’dan Mavi’yi dinledim.


Seans bitiminde çocuk ve babaannesi ile birlikte bahçeye geniş açıklığa çıktık, Kanlıca tepelerinde boğaza karşı, uzun iki fırça ile üstüne binerek dolaştık, o kovboy atına, ben de peri süpürgene bindim. Yaprakları süpürdük, tazecik açmış çiçeklere baktık, dört yapraklı yonca aradık, sonra da attım kendimi çimenlere bacaklarımı kollarımı yanlara açtım.. Kelebek misali içimde bir melodi.. Çocuğun amcası ziyarete gelmiş bahçede. Kısa anlık genişleyen zamandan zamansız hisse şükranla bay bay derken, zaman kendini bir anda hooop toparlanmaya, haydi gidiyorum hoşçakallara, sıkışık trafiğe dalışa bıraktı. Yolda Yaşar Kurt’tan ‘Ruhum’u çalıyorum..

Farkettiğim her şeyimi seviyorum. Yolun içinde yolcuyum, semtten semte sevgiyle hizmete, yürekten yüreğe, varlığıma, içime dönmeye sevgiyle. Kalbimdesiniz.

Neşeyle
Meltem
10.05.22/İstanbul

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: img_20220510_160941.jpg
Kanlıca, Hidiv Kasrı, İstanbul, Mayıs 2022

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s