Nilüfer – Gün 10: Bernese Biri

Sevgili Sangam bugün biraz görselli konuşacağım.

Sizi Shiva dostumla tanıştırmak isterim. Shiva bir buçuk sene önce, erkek arkadaşım Can’la tanışmamla beraber hayatıma girdi. Bu ay itibariyle de ikinci yaşına bastı, yani hayatının dörtte üçünü beraber geçirmişiz. Benim için bir göz kırpış mesafesi gibi ama onun için ne uzun zaman.

Yogayla ilişkimin beklenebilecek uzantısı olarak ilk etapta isminin ağırlığını biraz yadırgamış olabilirim. Müslüman coğrafyanın Muhammed çocukları gibi, benim coğrafyamda da bir ağırlık oluşmuştu kısa bir anlığına. Sonra isimlerin ağırlarına çok da takılmama fikri iyi geldi, oraya doğru yürüdüm. Ki zaten zaman içinde getirdiği neşe ve sevgiyle, eğer bir tortu kaldıysa da yok olup gitti.

Shiva oyuncu biri. Parkta veya yol üzerinde karşılaştığı bütün köpeklerle tanışmak istiyor. Sevdikleriyle oyun oynayıp kaldırım, yol, iz dinlemeden koşturuyor. Sevmediklerinden yan yan kaçarak uzaklaşıyor.

Paylaşmayı seviyor. Kırmızı topu hariç her şey paylaşılabilir. En çok da sevgi ve ilgisi. Şefkati. Sevildikçe daha çok sevgi gösteriyor. Tıpkı bir ayna gibi kırıp geri sektiriyor hisleri. Tiz seslere, neşeli seslere bayılıyor. Yaylılar ödünü koparıyor.

Eski dostum Kedibey’le orta yol arayan taraf neredeyse hep Shiva. Kedibey savunmacı ve vahşi tarafı ikili ilişkilerinin. Şimdilerde çokça körelse de bir hırpalama arzusu var zaman zaman. Bazen burnuna patlattığı bir patiyle, bazen burun burunalarken kulakları geriye alıp uzun tıslamalarla (kıhhhhhhhhhs gibi bir ses, derinden ve gergin tonda) ortama korku salıyor. Biz o esnada genelde çaktırmadan gülüyor oluyoruz. İlk ayların paniği artık çoktan atılmış, her birey kendi kavgasından sorumludur denmiş.

Yakın arkadaşı Pinot ile Göztepe parklarında esiyorlar. Pinot hız sever bir avcı. Kuşlar ve yarasalar özel ilgi alanı. Yalnızca istediği zaman yer ve içer. Komut almaktan haz etmez, duymaz da zaten. Soy ailesinin genetik mirasını yavaştan kabul edip daha az oyuncu, daha çok koruyucuya dönüşen Shiva, Pinot’lu günlerde hep enerjik ve hareketli oluyor. Böyle günlerin ertesinde bazen 10’a kadar deliksiz uyuduğu oluyor.

Demek istediğim şuydu ki keyifçilik, arkadaşlıklar, zevkler, dertler insana has değil. Çeşit çeşit hisler belki farklı frekanslarda ama aynı kubbenin altında yaşanıyor. Bazen biz onlara ihtiyaçlıyız, bazen onlar bize. Hep denge.

Nice 2’lere Shiva. Seni seviyorum.

Bu yazı bugün karşılaştığımız öfkeli kadına ithaf edilmiştir. Biraz sevgi lütfen.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s