Alican – Gün 12 “İnsan Ne İle Yaşar?”

Eskiz Defteri “ YAZ” – “İnsanlık Hâli” Bölüm Görseli

Güneş değdi gözüme. İçine içine.

Saat 6.40. Yürüyüş. Yalan. Yoga. Akşama kaldı.

Fatoş: “Her şey hazır.”

El yüz. Dil diş. 

Vapur. Kahve. Sigara.

Ozan hareketli. Çilekleri yemek istiyor ama örtüyü örtmek istemiyor.

Burgazada. Rabia. Ozan’ın arkadaşı. Kitap okumak için fırsat?

Bu sabah Joseph taşıyor ormanı içime..

… 

“Ormanın, birdenbire, yıldızları bile yerlerinden oynatacak kahkahalar atmasını bekliyordum.” 

Sessizlik. Komşular. Ozan’ın yeni oyun arkadaşları. Herkes halinden memnun. Kitap okumaya devam.

“Anlayamazsınız. Nasıl anlarsınız? Ayağınızın altında sağlam bir kaldırım, çevrenizde sizi alkışlamaya, üstünüze düşmeye hazır iyi yürekli komşular..”

Kadıköy. Komşular eksildi. Yeni dinamikler. Sohbet döndü. Kitap satırları arasında kulağıma çalınan davetler. “Orman çok güzel. Birazdan geleceğim yanınıza,” desem.. Çok saçma.

Üzgünüm Joseph. Şimdilik seni ormanında Bay Kurtz ile başbaşa bırakıyorum.

Sosyoloji.. Sosyolojide Affect.. Affect eski.. Sosyolojide yeni.. Spinoza.. Felsefeden geldi.. O zaman 90’lardan beri.. Boğaziçili aydınlarla sohbet etmek her zaman keyifli ve tatmin edici. Her zaman?

Zihin.. Beden.. Birey.. Toplum.. Etkileri.. Bizi etkileyenler.. İçimizde bir his uyandıranlar.. Toplumsal etkilenişlerimiz.. Bağlar..

“Peki zihinle beden arasındaki kopuştan sıkışan duyguları akademik olarak incelemek nasıl bir şey?”

“Güncel metinler üzerinden çalışıyoruz. Öğrencilerimden öncelikle kendi içlerinde bir his uyandıran metinler bulmalarını istiyorum. Kimi bir köşe yazısını, kimi Ezhel’in şarkı sözlerini, kimi içinde his uyandıran bir tweet’i seçip, kendi içinde uyandırdığı hisleri inceliyor.. Sonra onlardan kendilerini, ‘özneyi’ bir kenara bırakmalarını ve toplumun bu yazı/makale/tweet/şarkısözü’nden nasıl etkilendiğini, toplumun içinde nasıl bir his uyandırdığını incelemelerini istiyorum..”

Bu sohbet benim içimde şöyle bir his uyandırıyor: “Entelektüel sohbete doydum.”

Defne geliyor aklıma. Boğaziçili bir aydının akademiyi bırakış hikayesi.. Uyanan/uyandırılan hisleri makalelerde/essaylerde incelemektense temas etmek için bıraktığı/vazgeçtiği/bulduğu/kazandığı her şeyi.. 

Aklıma gelenler benim içimde şu hisleri uyandırıyor: “Saygı.. Gurur.. Şükran.. İmrenme..”

“Baba geldik.”

“Nereye geldik?”

“Kabataş’a geldik.. Neneyle dede beni Kabataş’tan alacak.”

Vapurdan inmeye yakın son cümleyi Joseph kulağıma fısıldıyor..

“Yaralandığı zaman bana bakışındaki o derin yakınlık bugün bile hâlâ belleğimdedir, en son anda doğrulanan uzak bir akrabalık bağı gibi.”

Yazımı yazacağım derken kahvaltım soğuyor.. Peki beni bu yemekler mi doyuruyor?

Eskiz Defteri + Ada Vapuru + Cumhuriyet Kitap Eki

Alican Pınarbaşı, Büyükada 2022

Alican – Gün 12 “İnsan Ne İle Yaşar?”” üzerine 6 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s