Ebru Gün 12: Tutuklu

Boynumun sağ tarafını hissederek uyandım bugün. Tutulmuş. Yastıktan zor kaldırdım sabah kendimi. Böyle zamanlarda yanımda biri olsa, şöyle bir el atsa da acıyı hissetmeden kalksam şu yataktan diye düşünürüm hep. Şöyle belden bir destek. Hopp! havaya… Çeşitli periyodlarla kimi zaman sağdan kimi zaman soldan tutulan boynumla hayli mutsuzum sabah sabah… Isınmalarda o kısmı atladım mecbur. Zaten çadırın eli kulağında udiyanalarda yok. Ama devam. Bu aralar suçimle aramın iyi olduğundan bahsetmiştim. Suçiyle hemhal olduktan sonra uttanasana da parmaklar değmedi yere. Hiç bozulmadım. Oturdum, oturmalı dans ve ılınmalar. Bir saat sonra geldi zaten iki gözümün çiçeği.

Gün tutukluluğumu unutturacak kadar güzel geçti sonra. Kardeşim Dila ve çok sevdiğim dostum Eren geldi bana. Eren enerjisi çok yüksek, çok meraklı, çok çalışkan, yaratıcı kendi tabiriyle hayata iştahlı bir kadın. 3 kadın yaptıklarımızı, yapacaklarımızı, önümüzdeki seyahatlerimizi, hayallerimizi konuştuk uzun uzun. O kadar heyecanlıydı ki konuştuklarımız, nefes geldi kalbime, ordan boynuma. Unuttum tutulduğunu, hiç sızlanmadı boynum.

Az önce uğurladım misafirlerimi içimde neşeyle. Açtım bilgisayarı başladım gecikmiş 12. gün mektubuma. 1.5 sene önce emekli olduğumda pandeminin de dayatmalarıyla ee nolacak şimdi buraya kadar mıydı diye düşündüğüm çok zaman oldu. Pandemi başlamış, ben emekli olmuşum, hareket yok. Dünya kan ağlıyor. Tekrar kurumsal hayat istemiyorum. Birşeyler yapmam lazım ama kafamızı pencereden bile çıkaramıyoruz. Hem içsel hem dışsal tam bir tutukluluk hali. Nefes yok, almakta vermekte yasak. Nefes olmayınca hayatta yok. Nefes almadıkça kapanıyoruz, kapandıkça nefes alamıyoruz. Kapalı bir alana girdiğimde maskeli olmama rağmen nasıl daha az nefes alabilirim diye yeni yetenekler geliştirmiştim pandemide. Hatta asansöre binmeden önce derin bir nefes alıp kata çıkana kadar tuttuğumu da bilirim canıma kastederek. Sonsuz belirsizlik, sonsuz yasaklar, sonsuz bir ürkeklik hayatın her alanında…Tüm insanlık tutuklu adeta. İşin kötüsü nefes alsan ölebilirsin, almazsan zaten ölüsün.

Bugün sevdiğim 2 kadınla geçirdiğim neşeli 3-4 saat vakit nasıl tutukluluğumu unutturmuşsa, hatırlattı bana zorlandığımız asanalarda tutuklu yerlere gönderdiğim nefesleri. Nasıl güçlendiğimi, canla dolduğumu. Unuttuğum zamanlar için bu hatırlamayı çapa yapayım kendime bugün… Hatırla nefes olan anları…

Can olan nefesi de hatırla nefes olan canları da…

Az sonra dersim başlıyor Pınar hocamla…Çadırımdayım bugün ama unutmadım aklımda…

Nefes al içeri…Nefes ver dışarı…

Ebru Ayşe Taner

Reklam

Ebru Gün 12: Tutuklu” üzerine 2 yorum

  1. Eren Cetinkale dedi ki:

    ☺️ evet o heyecanlı kadın benim 🙈
    Her heyecanımı iştahla dinleyen, dinledikçe mutlu olan güzel gönüllü kadın da sensin🙏
    Her buluşmada birbirimize iyi gelme halini çok seviyorum ❤️ sonuc hep “ay ne iyi yaptık”😁
    İyi geleni yoldaş yap🙏

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s