Ebru-Gün 13: Mind The Gap

Dün gece sabah dersim var bilgisiyle yattım. Sabah uyandım hala eminim tabi ki. El yüz yıka, dile masaj yapmadan sadece sil. Whatsapp grubunda sınıftan Yeşim de yazmış. Ben derse katılamıyorum hoca ya iletir misiniz diye. Bu bilgi de dersim olduğuna beni emin ettikten sonra bilgisayarı aç. Linke tıkla. Defne Hoca nın adını gör. Rahatla. Önceki zamanlarda daha fazla gün aralarımız olmasına rağmen bu ara fazla gelmiş zaten. Özlemişim hocamı da. Dersin başlamasına 15 dakika var. Bilgisayara bakıp kolluyorum saati. Yine ekrana baktığımda ne göreyim anamm!! sınıf benim sınıf değil. Kimseyi rahatsız etmeden hopp çıkışş!! Sonra telefonumda Defne hocam ın mesajı -Seviye 2 nin dersi ama madem uyandın gel..!! -Hocam çadırım yine de geleyim mi? -Gel gel…Koşa koşa atladım trene hareket etmeden. Trende Defne Hoca, Fatma hoca, son inzivamızda oda arkadaşım İpek(Yılmaz), Shadow dan önce tanıdığım birlikte eğitim aldığımız Yinsister ım Semra, Pınar hocamın sınıfından ama hamilelik ve doğum sonrası süreçten şu an aynı sınıfta olmadığımız Gamze… Ve Karttikeya… Benim boynu bükük Karttikeyam. Pandemi çocuğu…Şefkatim coştu kendisine sabahki tren yolculuğumda…

Çocukluğumdan beri çok severim trenleri…Tren yolculuğunu…Tren yolculuğu temalı filmleri, kitapları da… Büyüdüğüm evimizin hemen arkası tren raylarıydı. Banliyö trenleri, Adapazarı, Ankara, Doğu trenleri, gece geçen tüm camları zangırtadan lokomotifleri hepsini bilir(d) im. Sevdiğim tren istasyonları vardır ayrıca. Hem Türkiye de… Hem İngiltere de. Erenköy ün tarihi tren istasyonunu severim İstanbul da… Her hafta istasyonun altından geçip perşembe pazarına giderdik annemle. Yakınlığım ondan olabilir. İngiltere de ise Clapham Junction benim istasyonumdur mesela. Telafuzu çok hoşuma gider…Her geçtiğimde fotoğrafını çekerim değişik açılardan.

Ayfer Tunç un üçlemesinin ilk kitapı olan “Kapak Kızı” geldi aklıma sonra. Geçenlerde bitirdim. Roman bir trende geçiyor…Ankara’dan İstanbul’a giden bir trenin yemek vagonunda. Birbirini tanımayan üç kişi; bankacı Ersin, radyo programcısı Selda ve yemekli vagonun garsonu Bünyamin. Geçmişe sürekli bir dokunuşun olduğu romanda insanları birleştiren ise Ayın kapak kızı Şebnem. Şebnem in merkezde olduğu bu yolculukta, geçmişle hesaplaşan karakterlerin dönüşümünde sizde kendinizi sorgularken buluyorsunuz bir anda “Neleri isteyerek yaptım, neleri zorunda olduğum için yaptım? Gerçekten istediğim hayatı mı yaşıyorum?

Bahşedilen ömürde atlıyosun trenlere…Bazen ilk gelene…Bazen kaçırıyosun…Bazen bekliyosun hiç gelmiyor. Yayan kalıyosun.. Bazen yolda kalıyosun bindiğin trende…Ya tren bozulmuş oluyor ya doğa şartları müsade etmiyor… Boşlukta bekliyosun bir yardım eli gelsin de tamir etsin şu treni, açılsın yollar diye. Bazen iki tren aynı anda geliyor, son anda nefes nefese hangisi hangi yön bilmiyorsun atlıyorsun birine hislerinle, budur umarım diye. Ya o ya değil…Farkettiğinde iniyorsun bi durak sonra belki ya da keyfin yerindeyse zamanında bolsa hadi bakalım nereye çufçufluyoruz diye merakla yol alıyosun. Çalışma oluyor güzergahta hemen bir makas ” Sayın yolcumuz şu şu istasyon arası çalışma mevcuttur. Şu istasyon son durağımızdır. Burdan şuralara aktarma yapabilirsiniz.” Eğlencelidir, heyecanlıdır trenlerde, istasyonlarda. Ve esas acı olan ise hayatın büyük bir kısmında aynı saatte, aynı durakta, bir kere bile kaçırmadan, aynı trene yıllarca in-bin yapmandır. Ayfer Tunç un satırları bıçak gibi saplanır kalbine…“Hayatını değiştirmeyi düşünmeyen, giderek daha az şeye razı olan, hiçbir şeye itiraz etmeyen biri… İşten eve, evden işe yani. Bir gün kendime niye yaşadım ki bunca yılı diye sormaktan korkuyorum” (s. 196).

Bundan mütevellit bu soru dikilmeden bir anıt misali, ömrün içinde ordan oraya yolculuk yaparken bilmek lazım, beklemekte, kaçırmakta, gecikmesi de, hiç gelmemesi de, yolun değişmesi de, yolda kalması da sevdaya dahil…Bu sabah gibi yanlış olduğunu düşünüp, inip, sonra tanıdık bir sesin atla gidiyoruz demesi de…

Ebru Ayşe Taner

TR ye dönerken havaalanına giden trende son çektiğim pozu “Clapham Junction” 06.01.22 England

Reklam

Ebru-Gün 13: Mind The Gap” üzerine 6 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s