Tansel; Gün 14

Mızmız Momo

Tam da yarıyı bulmuşken boş geçmek olmaz diye motive ettim kendimi. Dedim ya lineerlik var serde. : )

Günün yogalı başlangıcı ardından bugün ne zamandır bloğu okumaktan ve bloğa yazmaktan gün içinde vaktin kendisine bir türlü gelemediği kitabıma zaman ayırdım. Zaman ayırmak ne garip bir ifade.

Zamansızlık, çağımızın üzerimizde, zihnimizde yarattığı büyük bir kandırmaca bence. Bizi bir şeye inandırıyorlar sanga, biz de bal gibi ikna olup istenildiği gibi davranıyoruz. Hayatın her alanında süper hızlara ulaştığımız halde zamanı kendimize yetiremiyoruz. Hep yapılacak, hep yetişilecek, hep de bir türlü zamanı yetiremediğimiz meşgaleler içersinde kendi zamanımızı tüketiyoruz. Zaman yönetimi eğitimleri alınıyor filan. Bir elimizle telefon yolda yürürken mesajları okuyoruz veya bir tanesine cevap yetiştiriyoruz. Bir yerden hızla bir yere ulaşmak o an için kesmiyor, o esnada iki şey daha yapmanın peşinde koşuyoruz. (Oo çoğul şahsa geçmişim, demek ki kendi davranışlarımın sorumluluğu ağır gelmiş) Bugün kendime zaman ayırdım (aman ne marifet) Peki diğer zamanları kimin için yaşadın, yaşıyorsun? Kendime zamanı satın almak için zamanımı kiralıyorum. Bu düpedüz bir kandırmaca, zokayı damağıma kadar takmışlar da ben özgürce yüzüyor sanıyorum kendimi.

Momo’yu çok ileri yaşlarda okudum. Çocuk kitabı diye bilinir ama düpedüz yetişkinlere hitap ediyor bence. Çocukluğun zamanı zaten Momo’nun zamanı, onu o yaşlarda okuduğunda sana dokunacak bir yaraya sahip olmuyorsun daha.

Doğanın kendine has bir ritmi var ve biz ondan kopalı nice oldu. Yoga ile yine o ritmin içinde dans etmeye çabalıyorum. İyi ki günün yogalı zamanları var. Burası da dahil. Durum çok kötü değil ama iyi de değil yani. Boşa kandırmayım kendimi. Tamamen, özgürce kendi zamanımı yaşayana kadar bu böyle. 

Güne yoga ile başlayıp, kitap okudum, biraz yüzüme düşürdüğüm kitap sayfalarını altında lucid rüya anları ve üstüne kendime iş diye kodladığım dünkü proje ile devam ettim. Bu pandemi bize ne etti? Evleri ofislere döndürünce evde çalışmak da çok normal oldu. Bunda bir sakınca yok, ama iş bitmeden huzura eremeyen benim gibi bir karakterseniz kendi doğal zamanınızdan yiyorsunuz o oluyor. Akşama kadar ekrana çakılı gözlerime yazık. Oysa oturup seni okumak vardı. O, bugün yazının arkasına kaldı. Kim bilir ne güzel yazılar dökülmüştür yine.

Mızmızlanmama sebep ayda bir rutine bağlayan ince baş ağrısı sanırım. Bazen hava basıncından, bazen tıkalı burun kanallarından, bazen de fazla ekran mesaisinden kaynaklı olabilir diye takılmıyorum. Geliyor, sonra gidiyor. Onu kendi haline bırakıp seni okumaya geleyim sangacım. Aşağıda görüşürüz..

Tansel; Gün 14” üzerine 5 yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    Ben Momo’yu 11 yaşında okudum. O kadar etkilendim ki yazar olmaya karar verdim. Bitmeyecek Öykü’yü de 12 yaşında okudum. İkisinin de izleri bugüne kadar benimle… Her çocuk arkadaşıma bir Momo hediye alıyorum, 10. yaş günü hediyesi 🙂

    Liked by 3 people

  2. Felek Yoğan dedi ki:

    Ursula Le Guin’in “Marifetler” isimli bir kitabı var (bir üçlemenin ilk kitabı). Senin yazının içinde “marifet” kelimesini görünce bu kitabı sana ve burayı okuyan herkese önermek istedim. Belki de zaten çoktan okumuşsundur bu kitabı. Kitabın senin yazınla sanırım bir ilgisi yok, tamamen yazdığın kelime üzerinden serbest çağrışımla aklıma geldi 🙂 Tatlı bir kitap olduğunu söyleyebilirim ama 🙂

    Liked by 2 people

      • Felek Yoğan dedi ki:

        Ben sadece serinin ilk kitabı olan Marifetler’i okumuştum. Umarım hem Marifetler’i hem de serinin diğer iki kitabını bu yaz okuyacağım. Sen de sağol 🌸

        Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s