Meltem-Gün 16: ‘Enerji Yumağı, As olan Can’

Dün gece üç buçuk gibi uyandım doğruca kalp köşeme gittim. Oturdum öylece. Sonra da yattım. Sabah rutin işlerim derken CARE’den arkadaşım Dünya Meditasyon Maratonu diye arkadaşları ile birlikte yürüttüğü bir etkinliği, grubumuza göndermişti, gönülden destek olmak istedim. Bir meditasyonu, sistemik yapımızı baz alarak fiziksel ve biyolojik sistemimiz üzerinden şekillendirdim. Sinir sistemi kanalları aracılığıyla metni hazırladım. Heyecanlıyım doğrusu. Yüreğim titreşti. Zaman nasıl geçti anlamadım, hemen giyinip seansa geçtim. İstikamet Erenköy.

Akşam eve gelince kendimce dolunay ve ay tutulması ritüeli yaptım. Bir yerde okumuştum, bu ritüeli bugün yapmaya karar verdim. Dileklerimi yazdım. Yaktığım tütsülerin küllerini dökmemiştim. Küller özgürleşen ateşi simgeliyormuş. Külü çeşitli bölgelerime sürdüm. Üçüncü gözüme, keskin sezgilerle ve iç sesimle bağlantıda olmak için; timüs bölgeme, duygularımı korumak ve olumsuzluğu benden uzak tutması için; göbek deliğime olumsuz enerjinin gitmesi ve alanıma girmesini engellemek için ve ayaklarıma kararlarıma sadık olmak ve yoluma devam etmek için sürdüm. Kalan külleri toprağa ve göğe üfledim. Böyle bir ritüel. Kalp köşeme geçerek dua ettim bir ve bütünün hayrına. Atalarıma teşekkür ettim. Bu gece madenden yeni çıkmış gibiyim:)

Okuduğum bir başka ritüeli de uyguladım. O da şöyleydi
Beyaz mum yaktım. Tarçın tütsüsü yakarak ortamda gezdirdim. Odayı tarçın kokusu kapladı. Mumum karşısına ayna koydum. Aynaya parmağımla üçgen çizdim. Ardından bir daire ve kalp. Sonra üç dikey ve üç kıvrımlı çizgi. Bunun niçin yapıldığı yazmıyor. İyiye yordum:) Ardından elimi kalbime, dilimi damağıma koydum ve on kere nefes alıp verdim ve dileklerimi söyledim. Sessizce meditasyon alanımda kaldım. Bir süre daha buradayım. Bıraktığımız, özgürleştiğimiz dileklerimiz bir bütünün hayrına gerçek olsun.

Başladığımızdan bu yana gökyüzüne göre hareket etmiş gibi hissediyorum. Ay her gün görünür oldu sanki. Günlük rutinimin içinde, her yerden karşıma çıkıyor. Söz, şarkı, tablolar, gökyüzüne baktığımda her an. O mu benim içimde ben mi onun içinde. Neyse dikkatimi verdiğim şeyler görünür oluyor o kadar. Varlığın kendisine şükran. Bedenimin içine yerleşmiş gibi yine ve yeniden ne çok balık hafızalık bir durum. doğduğum gün bedenlendiğim bedene tekrar hissetmek ne çok kopuş oluyor o zaman. Ne ve kim olarak. Bedenlendiğim hissi daha bir şimdide ama geçmişi şimdide toparlıyor, yoğuruyor, parçalıyor gibi kelimeler yetmiyor şu an ki hislerime. Sindirim sistemindeki yağlar, proteinler, karbonhidratlar bedende nasıl küçük parçalara ayrılıp fizikselden kimyasala dönüşerek bir ve bütün oluyor ya böyle bir şey.. bir şeyler eriyor ve yok oluyor. Her şeyin ötesinde sanki hiç hareket etmiyormuşum gibi sahnede görev alanlarımı izliyorum. Beliriyorlar, bitiyorlar, sonra yeniden başlıyorlar. Bir enerji yumağı gibi her şey. Birbirinin içinde, birbiriyle bağlantılı, varlar, yoklar, anlam üretmeden olmasına izin vererek, yaşamın içinde dolaşıyor bir dansla, as olan can.

Meltem 16.05.22/İstanbul

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s