Tansel; Gün 16

Selam sanga,

Gün dolunay ve tutulmaya bağlı, yoga alanında yogasız, sadece oturarak başladı. Sonrası pazartesi olması hasebiyle iş yerine yolculuk.

İş yeri rutinleri.. yine iş yeri zorunlulukları nedeniyle bir ümitle gittiğim bir sunumun çok boş içeriğine maruz kalmak, “Şimdi buradan çıkıp gitsem insanlar kendi üzerine alınacaklar, onun zihinsel refleksiyle hakkımda bir sürü fikir yürütecekler. Oysaki ne onlarla ne de benimle ilgili bir durum bu” düşünceleri eşliğinde sonunun gelmesini beklemek.. Sadece gerçekten saçma bir şeye karşı, “ne gereği var böyle -mış gibi durumuna” devam etmeme hakkımı kullanmak istiyordum. Her zamanki gibi olamadı. “Medeni” koşulara uygun davranmak, kendime dürüst davranmanın önünde yer aldı. Tabi bir de dışlanma korkusu var. Profesyonel yaşamda aykırı olmanın getireceği tehlikeleri bilecek yaştayım.. Dedim ya aslında son derece kişisel bir durumu insanlar kendi üstlerine alınıyorlar, oysa sizinle zerre ilgisi yoktu. “Siz istediğiniz gibi olmak ve yaşamak konusunda özgürsünüz, ben buna şahitlik etmek istemiyorum sadece. İzin verin” diyerek çıkmak çok mu film sahnesi gibi olurdu?..

Dürüstlük kendimize koşulsuzca, çekinmeden uyguladığımız bir düstur olduğu zaman etraftaki her -mış gibi davranışa karşı da açık bir ifade ile öyle olduğunu belli etmeyi veya söylemeyi normal hale getiriyor. Eğer o an için bunu yapamıyorsak, önce kendimize -mış gibi davranmış oluyoruz kanaatindeyim. Oysa açıklık, dürüstlük topluluklar içinde ilk başlarda yadırgansa da, zamanla diğerleri tarafından “dobra, patavatsız, doğrucu davut, denyo, ters, garip” gibi sıfatlar eşliğinde senin kimliğinde normalleştiriliveriyor. Oysa “o en başta kendine, sonra da herkese karşı dürüst ve açık davranır” deseler hepimiz normalin normunu da belirlemiş olacağız..

Sonrası bir arkadaşın babasının vefatı nedeniyle bugün yapılacak cenazeye katılma. Hayat ve ölümün iç içeliliği, normalleşen kayıplar, defin rutinleri. Sanırım pandeminin bize kattıkları şeylerden biri bu. Ölüm hayatın içinde akıp gidiyor kendi yolundan. Hayat da ölümüne doğru akıyor. Yaşlı insanların kayıpları belki yakınları dışında artık çok normal bir durum. Sadece belli görevleri yerine getirmek için oradaydık, arkadaşımızın yükünü hafifletmek için. Onun yanındayken o da dahil, sanki ölüm teması dışında her konuyu kendimize mevzu ettik. Bu bir normalleşmenin sonucu mu, yoksa yüzümüzü bu gerçekten öteye çevirmenin çabası mı? Bilemiyorum. Kendi yakın kaybımdan dolayı, pratikte koşulması gereken konular ile ilgili yoğun empati kurup oradan yardım elimi uzatmak dışında ben de günlük normalimin içinde davrandım. Bir süredir göremediğim dostlarımla bir iki saat de olsa vakit geçirmek benim için o normalin içinde hoşnutluk sebebi bile oldu.

Hayat bugün bana bu şeklde tezahür etti sangacım. İnanki içim hiç kararmadı, onun rahatlığı ile paylaştım bunları, senin de içinin kararmayacağını ümit ederek. Olanı olduğu hali ile yansıtmak için.

Körlemesine yazdım bir de; yani senden bugün gelenlerin hiç birini daha okumadan, kendi halimi sundum. Şimdi senin hallerini okuyacağım.

Sevgiler sangamu..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s