ece. gün16. yalancı anlayış

son zamanlarda sevdiklerime kızgınlık duyabilmekten dolayı mutluyum. pat diye bu cümle geldi içimden ekranı açar açmaz.

kızgınlığın alt katmanlarına inebilmek ve anlamlandırabilmek biz küçükken öğretilmiyordu. ve zaman, biraz durabilmek, o duyguyla kalabilmek, geçip gidiyor mu bakabilmek.

bugün sevdiğim bir arkadaşıma yine ufaktan bi uyuz oldum. ona ara ara uyuz olurum, bu ilişkiler için sıradan bir durum zaten. sadece onun bu uyuz olma halimi kaldıramayacağına dair bir inancım var deneyimlerim sonucu. savunmaları, şikayetleri ve kırılganlığı bende şefkat yerine daha da gıcık bir duygu uyandırıyor son zamanlarda. hani böyle vücudunuzu ıyyyh diye bi sallamak istersiniz ya rahatsız eden bir şey değdiğinde, onun gibi. yürü git bee diye bi titreme. neyse bugünki telefon konuşmamızda ben yapsam olay çıkacak bir tavrına uyuz oldum ve sanki o da içten içe ne bok yediğini biliyordu. yüz yüze görüşmemizden önce ona nasıl bir açıklama yapmalıyım diye düşünerek yürüyordum. sonra bir an bu yorgunluğu hissettiğim için kızgınlığımın artıyor olduğunu fark ettim. dilimden çıkacakla kalbimden geçen çok başka şeyler olacaktı, resmen kendi duygularıma ihanet etmeye hazırlanıyordum. çünkü alttan alacaktım, yalancı bir anlayış gösterecektim.

ideal şartlarda ona “canım arkadaşım, sen böyle böyle yapıyorsun ya, ağzına iki tane çakasım geliyor” demek en dürüst iletişim olabilirdi. keşke olsaydı ama onunla mümkün olmadığını biliyorum. kıvırmak da kendi ağzıma çakmak istememe neden olurdu. buluştuğumuz vakte kadar bende yarattığı duygu zincirini düşündüm. onun kırılganlığının benim doğallığımın önüne geçmesine kızgınım. kendi hayatının kaosunun bitmeyen şikayetleri ve ortak zamanımızın bazen onun terapisine dönüşüyor olmasına kızgınım. kendi kaygılarıyla benim ses tonumu sorguladığında kendimi açıklayıp yorulmaktan kızgınım. evet pek çok yakın arkadaşlık bunları içinde barındırabilir ama bugün hiç o pamuk anlayışlı halimde değilim. ve onun da abartmaya meyilli halini biliyorum ve bugün bunları hiç konuşasım yok.

sonra dedim ececim bi dur. ben kendime hep ececim diyorum. duyguları senden ve her şeyden bu kadar etkilenen bir arkadaşın olmasının sorumluluğu ağır ve seni biraz bıktırmış. belki bugün, ilk defa, bir şeyi derinlemesine düşünüp tartmak yerine görmezden gelmeyi deneyebilirsin. benim gibi fazla analiz eden biri için görmezden gelmek, üstünde durmamak gelişmesi gereken bir kas bence, ve bu fırsatı değerlendirmek istedim. bugün sevdiğim birine kızdım ve nedenlerini bildiğim için görmezden gelerek ikimize boş bir sayfa açıp gittim. bu kızgınlığı hissetmek hoşuma gitti çünkü öfkemi duyup kendime bakınca ikimize alan açabildim. sanırım eskiden birini kızdırmışım gibi hissederdim ve suçluluk duygum ağır basardı, telafi etmek için yorulurdum. tam zihnim o oyuna giriyordu ki durdum ve kimsenin duygusundan – o kadar da- sorumlu olmadığıma karar verdim.

valla bazen herkes kırılabilir, yanlış anlayabilir. ben bugün hissettiğim bi sorunu “bi sorun mu var?” diye açmak yerine, “bi sorun varsa söyler” penceresinden baktım. kim bilir belki de zaten ben yanlış anladım. bi gün gerekirse konuşuruz.

Reklam

ece. gün16. yalancı anlayış” üzerine 12 yorum

      • Felek Yoğan dedi ki:

        Başkalarına -cim ekini eklemek ben de de bir ayar verme ya da türevi bir etki uyandırıyor. Ama kendime böyle seslenmek bana çok iyi ve samimi geliyor. Aksine kendime “felek” diye seslendiğimde kendime yabancılaşıyorum. Ama birisinin bana “felekçim” demesi de duraklamama yol açıyor, sanki bana “felekcim” diye seslenildiğinde arkasında ilk etapta bir şey arıyorum; “şimdi bana niye böyle dedi ki” gibi. Ama birisi “felek” diye bana seslendiğinde daha kabul edilebilir oluyor benim için.
        Bu konuda da amma söyleyecek sözüm varmış 😂

        Liked by 1 kişi

  1. ucakan dedi ki:

    Süper yazı . Accık içinde kendimi de buldum . Ben umutcum demiyorum galiba ufak yeğenimin bana taktığı kalabı kullanıyorum bugünlerde ”Umutut” şöyle umutut böyle :p .. Güzel bir gün olsun .sevgiler

    Liked by 2 people

  2. fatma dedi ki:

    ece ben de kendi kendime yazdığımda büyük harfsiz yazıyorum, burada yapmadım bunu ama seni okurken böyle yazdığını farkettiğimde mutlu oluyorum.
    ben de birşeyler ters gittiğinde tamirata hemen girişmem gerektiğini hissederdim hep. galiba son zamanlarda ben de alet çantamı (özür, empati, vs) kenara bırakıp beklemeyi öğrenmeye başladım.
    ve son olarak ben kendime fatmişko diye seslenirdim. sonra bir arkadaşım bunu duyup kullanmaya başladı. kısa zamanda herkesin fatmişkosu oldum. hiç hoşuma gitmedi bana benden başka birinin böyle seslenmesi. uzun süre utandım bir şey demeye. sonunda bir gün isyan bayrağını açtım, beni lütfen adımla çağırın dedim. hala birileri (hislerimden haberdar olmayan birileri) bana fatmişko dediğinde tüylerim diken diken oluyor. buraya yazdım diye hortlarsa diye korktum şimdi. bir de fatmacık’çılar var. bilmiyorum neden kırk beş yaşında birine hala fatmacık derler. bana çok sevimsiz geliyor. fatmacım hoşuma gidiyor, hatta felek ve senin ‘cım ekine duyduğunuz tepkiyi ben adımı duyduğumda hissediyorum. biri bana fatma diye seslendiğinde (cımsız, canımsız) yanlış bişey mi yaptım diye düşünürüm. bunu farkedince hayatımdan canıml’arı çıkartmaya niyet etmiştim ama başarılı olamadım canım 🙂

    Liked by 6 people

    • ece dedi ki:

      ah benim de bir diğer favorim ecişko’dur. ama aynı senin gibi, kalbimde sıcaklığı olmayan biri söylerse mahremime girmiş gibi hissettiğimden pek dillendirmiyorum eheh
      ayrıca niye çıkacakmış canım canımlar? can çıkar canımlar çıkmaz, etrafa çiçek dağıtmak gibi geliyor bana 🌸

      Liked by 2 people

  3. busratasboga dedi ki:

    Ece bayıldım yazına. Ben de şimdi düşününce sanki “cım”ı biraz daha üstten ve soğuk, “cığım” diye uzatmayı şefkatli ve samimi buluyorum. Söylerken tonlama da çok önemli tabi tüm anlamı değiştiriyor. Dil sen nelere kadirsin… Neticede herkeste farklı bir anlam uyanıyorsa “herkesin cim’ine kimse karışamaz” 😄

    Liked by 2 people

    • ece dedi ki:

      gerçekten herkesin dili kendine bir dünyaymış Büşra; ciğimleriyle, cimleriyle ne hissiyatlar çıkıyormuş altından 🙂 “herkesin cim’ine kimse karışamaz” harika! 🙂

      Liked by 3 people

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s