Meltem-Gün 18: ‘Aç Kapıyı Arala’

Sabah gevşeme halinde oturduğum sessizliği nefesle samapadaki bedenime, davet sunmaya bağladım ve bedenimi tangoya davet ettim. Zihnimin bedendeki dağılımı gözlemlemeye ve bedenin duyum akışını takibe iç algımı çevirirken ılık bir duşun altında hissettim. Rahat bir zihne gelebilmek için bedenimi baştan ayağa bir radardan geçirdim. Sonra nefesle üzerinden geçtim. En son sessizce her şey aşağıya inerken dışarıdaki kepenkler de kapanışta. Rengarenk aydınlattığım içeride başladım aşama aşama çalışmaya, bugünkü projem udiyanalar. Mesele udiyanaların ne kadarı işlevde olduğu. Sırtımın arkasına ne kadarı ulaşıyor, tangonun sesi, ne kadar duyuluyor, o ne kadar eşlik ediyor, herşeyin gizemi bilge bedende. Canım bedenim eşsizliğin ne kadarda tam, seni ne kadar tadabilirim, seni ne kadar işitebilirim. Sana geri dönüyorum. Aç kapıyı arala. Kaslarımı gevşeterek içime doldurduğum her nefesin kürek kemiklerimin aralarındaki sıkışmışlıkla mücadelesine şapka çıkartırım. Kolumun sırtımın ağrıması boşuna değil, işe yarıyor ki ağrıyor. Açılıyor, kolumun uzaması da bundan değil mi gevşiyor, kas uzar mı hiç, yılların kasmışlığı ifade buluyor, gevşiyor aşama aşama. Artık daha az yorulduğumu hissediyorum.

Sadhanam sonrası çiçeklerimi suladım. Hava rüzgarlı, evi topladım sildim ve jet hızıyla evden çıktım. Bugünkü içindeki araştırmalarım ise kuyruğu içeri almayı hatırlamak. Dik bir şekilde kasmadan araba sürmek, yürürken kalçayı biraz öne almakkürek kemiklerini arkaya aşağıya almak ve gevşeyerek.

Ataşehir’e bir tost sıcaklığında uğradım, cafelerden yükselen duman, pencerelerden sarkan canım insanlar, sıkışık bir öğle saati herşeyi kapsamış, kapatmış gürültüyü de içine alarak, bir tost sıcaklığı yeterliydi buralar, sevdiğim bir kitapçı kapanmış.

Oralar beni Yeşilköy’e bir ok gibi fırlattı. Uzun gövdeli ağaçların dalları sağa sola bazen de karışık dansta, hava rüzgarlı, çiseleyen yağmuru, bedenimde serin hisler karşıladı. Gri bulutlu ama sakin, olanı hoş karşılayan Yeşilköy halkıyla. Sahilden örtüleriyle kaçışan canım insanlarla doluştuk bir kafeye, hafif yağmurun etkisi bizi bir kafede buluşturdu. Bakınıyorum sakinliği. Bir yazasasım var size birazdan seansa geçeceğim. Yan masa annesinin doğum gününü kutluyor neşeyle, karşımda kızlı erkekli gençler cep telefonları ellerinde sakince oturuyorlar, sadece o güzel gözlerin sıcaklığı kaçıyor ellerinden, sırtlarında bir boğumla. Bilgisayarında çalışanlar, camın etrafında dışarıyı seyredenler, garsonla mücadeleye girenler bir gülümseyişi merhabayı eksik bırakarak dilden kusurlar üzerine garson iletişimi, bugün nasılsın sevgili güzel gözlü garson?, Pusetinde mışıl mışıl uyuyan bebekler.. Gökyüzü bir gürleme halinde.. Ben ise onlarla bağlantıda ve şu kalan birkaç dakikamın tadını çıkartarak, kulağımda kulaklığı özenle hazırladığım böyle zamanlar listemle, bir de size ses edesimli hislerle…
Meltem, 18.05.22/İstanbul

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s