Alican – Gün 19 “İyi zinisim? En udlo?”

Gün – Yatak Odası – İç Mekan: 1. SAHNE

Kuş sesleri.. Işık huzmeleri.. Odada dolanan bir bebek.. Yatakta iki insan..

Fatoş: “Biraz daha uyuyabilir miyim?” 

Alican: “Uyu uyu..”

İç Ses: “Bu sabah orman yürüyüşü yok.. Demir yok.. Aşıklar Yolu yok..”

İç His: Ama var gibi..

İç Ses: Fiziki olarak yok..

Merak: Ne olarak var? 

İç Ses: His olarak..

İç His: “…”

Huzurlu Müzik Gir – FADE OUT

Dil diş.. Saç kaş.. 

“Baba napıyosun?”

“Annen saçlarımı kesiyor..”

“Jıııjjjjııııjjjjjıııjjj..”

Anne: “Senin saçlarını da keselim mi?”

Ozan: “Keselim..”

Anne.. Umut..

Baba.. Şaşkınlık..

Ozan (sırıtarak): “Kesmeyelim..”

Anne-Baba (“hah şimdi oldu” ile “hayal kırıklığı” karışımı bakışmalar)

“Pilates dersim var.. Ozan’ı oyun grubuna sen götürür müsün?”

“Götürürüm.. Sen mi alacaksın?”

“Evet..”

Taksi.. Saitpaşa 3 Numara.. Oya.. Toti.. Niko.. Aa Piraye de burada.. 

Babaya bir öpücük.. İyi eğlenceler..

Taksi.. Meydan.. 

Çay Ocağı = İhtiyaç Molası!

Café + Kahve + Kitap = İhtiyaç Molası?

Bu sefer filtre kahveyi yakaladım.. Yaşasın.. Anlat bakalım Danişmend.. Nerde kalmıştık?

“Bir çocuk-kadın / çocuk-adam ülkesidir burası. Hiç olgunlaşamayan, buna izin verilmeyen, müdahaleler ve biteviye karışmalarla daha da çıkmaza giren jenerasyonlar..”

Aaa.. Birkaç söne önce farklı kelimelerle aynı şeyi söylemiştim bir arkadaşıma sohbet esnasında.. Boş boş bakmıştı suratıma.. “Sen büyüdün, yetiştin, etrafındaki insanları mı çocuk buluyorsun?” diye sormuştu.. “Yoo,” demiştim. “Ben de kendimi (Danişmend’in tabiriyle) çocuk-adamlardan biri olarak görüyordum. Bir aşağılama olarak söylememiştim ama arkadaşım öyle anlamıştı.. Neden öyle anlamıştın arkadaşım?.. “İçinde bir yere mi dokunmuştu?” “Seni tetiklemiş miydi?” bu gözlemim, terapistimin tabiriyle? Belki.. Belki de ben seni yanlış anlamıştım..

Alican: “Pardon Danişmend.. Anıya kaptırdım kendimi.. Sahne senin..”

Danişmend (tek kaş havada): “Kendini sahneye çıktın sanman çok komik..”

Alican: “Komik bir çocuğumdur içimde.. Sen (sen diyebilirim değil mi?) bana aldırma.. Devam et lütfen..”

“Olgunlaşmaktansa çocuk kalmak daha kolaydır. Çünkü çocuksan bir “bakıcın” mutlaka olacaktır. Bir şeylerin senin adına daima yapılacak ya da düşünülecektir..”

“O yüzden hırçınlıklar, kavgalar, kıskançlıklar, küsmeler, öfkeler, karşındakini dinlememek, empati kurmamak had safhadadır..”

Danişmendciğim.. (Tek kaş havada..) Sayın Danişmend.. (Hala havada..) Danişmend.. (Kaş iner..)

İzin verirsen bir selam yollamak istiyorum..

İçimdeki çocuğu, ruhu, kimliği, kişiliği, bireyi.. adı her neyse 33 yılda 15 yaşına getirebildiysem (15 derken bile emin olmamak.. bir yandan da böbür böbür..) hatalarımı tolere eden ve tolere etmediği zamanlarda bile yokluğunu hissetmenin beni korkutmaktansa, yüzümde tatlı bir tebessüm oluşturmasının alet edevatını veren insanlara selam olsun..

Biraz da kendin olmaktan.. kendini gerçekleştirmekten.. kendi hakikatini yaşamaktan bahsetsene..

“Seçimlerimi “kalpten” yapıyor ve kalbimde kalmalarını sağlıyordum. Gerçekleşmelerini istemiyordum. Çünkü gerçek her zaman kafamdakinden daha tatsız ve ıssız bir replikaydı..”

“İnsan olmak zordu. Kendimiz gibi olmak için bir mucize olması gerekiyordu adeta. Kişi istediği gibi davranmayı tercih ettiğinde hiç istemediği koca kayalar çıkıyordu önüne. O kayalar AVM’lerdeki oyun alanlarındaki dandik strafor kayalar gibiydi. Belki görüntüde bir kaya ama gerçekte çakmalığın ta kendisiydi..”

“İstediği kişi olmak karşısındaki için bir tehdit olunca, o kişi süne süne, söne söne, sine sine, sene sene ve daha fazla ekleyebileceğim hangi sesli harf varsa, onu bulup yitiriyordu kendini..”

“İnsanlar aptaldı. Kendini kaybetmeyi sadece kafayı yemek olarak anlayan insanlar… Kendini zaten bulmayı başaramamış, bir başkası uğruna kaybetmeyi hoş karşılamış insanlar..”

… 

Sesin o kadar tanıdık ki neredeyse ismini değiştirip bir de Mundi’den kitap çıkartmaya karar verdin diye düşünmeye başladım.. Peki evlilik hayatı Danişmend.. Boşandın ve aile evine döndün.. Evlilikle ilgili biz yeni yetme, toy, çocuk-insanlara söylemek istediğin şeyler var mı?

Danişmend: “Sorunu bir şiirle yanıtlasam olur mu?”

Alican: “Sadece konuşmaya devam et ne olur.. Sorumu yanıtlamasan da olur..”

Danişmend.. Tek kaş havada..

Alican: “Olur..”

Dünyaya beraber geldiniz ve ebediyen beraber olacaksınız.

Ölümün beyaz kanatları ömrünüzü saçıp savurduğunda da beraber olacaksınız. 

Evet, sizler tanrının suskun belleğinde dahi beraber olacaksınız. 

Fakat beraberliklerinizde mesafe bırakın. 

Bırakın göklerdeki rüzgârlar dans etsin aranızda. 

Sevin birbirinizi ama aşkı köstek eylemeyin:

Bırakın ruhlarınızın kıyılarında akan bir deniz olsun aşk. 

Doldurun birbirinizin çanağını ama aynı çanaktan içmeyin. 

Verin birbirinize ekmeğinizden ama aynı somundan yemeyin. 

Birlikte şarkı söyleyip dans edin, eğlenin; lakin ayrı kalın her biriniz. 

Lavtanın birbirinden ayrı olan telleri nasıl ki aynı musikiyle titreşiyorsa siz de öyle olun. 

Kalbinizi verin ama teslim etmeyin bir başkasına.

Ancak yaşamın avucuna sığar kalpleriniz. 

Birlikte durun ama dip dibe değil:

Zira bir tapınağın sütunları ayrı ayrı yükselmez,

Meşe ile servi de birbirinin gölgesinde yetişmez.*

Takma isimle hayatıma girdiğine ve aslında tanıdığım başka biri olduğuna eminim Danişmend.. Bu şiiri daha önce de yollamıştın bana..

Danişmend.. Tek kaş havada.. Ama bu sefer.. dudaklarda ince bir tebessüm..

Şiir beni benden etti.. Kimliğimi, kişiliğimi unutup dünyaya dönüp baktım.. Ta ki dünya da dönüp bana bakana kadar.. 

5 saniye.. 10 saniye .. Ne kadar sürdüğünü bilmiyorum.. Boş kalabilmiştim.. Kalabalığın içinde.. Hiç kimse.. Uzun sürmedi.. Kısa sürdü.. Ömür kadar.. Sonsuzluk kadar.. Göz açıp kapayıncaya kadar.. (Bahsettiğin böyle bir şey mi Ayça?)

Çay ocağının önünde oturan emmi: “Alman turistler geldi.. Alman turistler gitti.. İngiliz tursitler geldi İngiliz turistler gitti.. Yerli turistler geldi yersiz turistler gitti.. Otobüs meydanının köşesindeki caféde adanın demirbaşı gibi oturup kitap okuyan herif bir gitmedi..”

Öksürükler.. Korna sesleri.. Yan masalardan yükselen sesler.. Her şeye inat yanımda uyumaya devam eden süt beyaz sarmanın keyfi..

Üzgünüm meydan.. Bugün yanımda bir kitabım daha var.. Ve onu da çıkartıp okuyacak olmaktan hiç çekinmiyorum..

Sizinle nerede kalmıştık pek sevgili Yoko Ogawa?..

“…önemli olan yaşlı adamla bir çocuğun beraber beyzbol maçı seyretmesi için fırsat yaratmaktı; belki de artık fazla zaman yoktu…”

Alican: “Sakin olun benim, benim biraz daha zamanım var..”

“2 + 3 + 7 + 17 = 5 + 11 + 13 = 29”

Alican: “Evet.. anlıyorum.. Pek tabii.. Siz yine de konudan uzak dinleyicilerimiz için biraz daha açabilir misiniz?”

“Bu adam, Profesör’ün her söylediğini anladığından şüphelensem de, onu dikkatlice dinliyordu. Profesör’ün matematik bilgisi adamla konuştuğu esnada mantık oyununa dönüştüğünden değil, maç boyunca fıstıklarını bizimle paylaştığı için de adama minnet duyuyordum.”

Alican: “Peki bu durumda ne yapmalıyız?”

“Top düşmüş bile olsa dikkatli olmaya devam etmeliyiz..”

Alican: “Cümlenizi bir yere bağlamak ister misiniz?”

“[Yani artık] Oğlum ve profesör kimsenin kıramayacağı bir bağla birbirlerine bağlı[lar].”

Alican: “Bu söylediklerin çok ilginç aklıma şöyle bir şey getirdi..”

Freeman’ın, “Mirror of Yoga” kitabının okuma kopyasından aklımda kalan bir cümle..

“Yoganızı çevrenizle bağ kurmak için mi yapıyorsunuz?.. Yoksa bağınızı kopartmak için mi?”..

(Pınar’ın henüz eli değmemiş, kitabı orijinal metninden ilk kez okurken kafamın yaptığı simultane Google Translate bu kadar oldu.. Affet Pınar..)

Eve dönüş.. Fatoş Ozan’ı oyun grubundan almaya hazırlanıyor..

Boşluk..

Yoga..

Sessizlik..

Ayla birlikte yükselmek ve düşmek.. 

Her günün bir diğerinden farklı olacağını kabullenmek..

Sangaya selam olsun..

“Hayat Katarı’nda” – Göz: F.Ş.P.

Alican, Büyükada 2022

___

* Halil Cibran, Ermiş, çev. Emrah Serdan, Can Yayınları, İstanbul 2021, s 23.

Alican – Gün 19 “İyi zinisim? En udlo?”” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s