Defne_Gün 21_Küllerinden Doğan

Sevgili Sadu Sanga,

Yazamadığım çok sayıda gün oldu. Bazılarınız arayıp sordu. Evet her şey yolunda. Hem de çok yolunda. Beyzade ile Leros adasına geldik. On birinci evlilik yıldönümümüzü kutlamaya. On bir yıl önce bu olağan üstü güzel adada evlenmiştik. O seneden beri de her Mayıs ayında buradayız. Kediler de elbette bizimle. Deniz kıyısında sade ve sakin bir otelde kalıyoruz. Müzik çalmıyor, bizden başka kalan da yok. Sadece dalgaların fışırtısı ile kargaların sesi. Bir gün sizinle burada buluşmak çok isterim. Salgın öncesi yıllarda öğrencilerimle de gelirdik bu adaya. Otel odamızın önündeki çimenlik alanda masalarımızı birleştirir, imece usülü pişirdiğimiz yemekleri hep birlikte yerdik. Umarım ki o günler de tekrar gelecek.

Siz siz olun kriz mriz deyip de canınızı sıkmayın. Biz ne krizler atlattık bu adada. Bir defasında yine Türk lirası yokuş aşağı kendini bırakmış, tepe taklak inerken 1 avro 8 lirayı buldu diye biz otelimizi değiştirmiş ve bizim şimdi kaldığımız bu mütevazi Tony’s Beach Hotel’e geçmiştik. Tony’s Beach Hotel tepemize bir çatı, altımıza bir yatak veren harika bir otel ama yoga alanı yok. Sağdan bakıyorsun yok, soldan bakıyorsun yine yok. Şu çamaşırları kuruttukları alanda yoga yapılır mı, yapılmaz, kahvaltı salonunu alsak, olmaz, çimenler, ı-ıh derken öğrencilerin sökün ettikleri günlerde ben hâlâ onlara yoga öğreteceğim bir yer bulamamıştım. Rüzgar deli deli esiyordu. Çamaşırları astıkları alanda sabahları herkes kendi yogasın yapıyordu ama kavak yelleri…

Kursun başlamasına iki gün kala, bu adada yaşayan Türkiyeli bir adaşıma dert yanarken (çocukları da ta buraya kadar getirdim ama ders verecek yerimiz yok, herhalde kursu iptal edeceğim, beraber takılırız) iş bilir arkadaşım dedi ki bana “sen hiç merak etme, ben sana mekanların en şahanesini ayarlayacağım.” Dediğini de yaptı. Ertesi sabah, balıkçıların takıldığı bir kahvenin üst katı bizim için temizlenmiş ve hazırlanmıştı. Yerler ahşap, duvarlarda yağlıboya muhteşem süsler, panjurlar, deniz kokusu… Üstelik bizim sabah 6da başlayan derslerimiz için de kahve açık, çünkü balıkçı kahvesi… Yani demem o ki insan bir derdini çok da kafaya takmamalı. Hayatın ona verecek hediyesi varsa, veriyor. Hediye yoksa, yok değil, sadece o sırada burada değildir.

Sonra o balıkçı kahvesinin bulunduğu muhteşem bina yandı. Geçen sene geldiğimizde bir harabeye dönüşmüştü. Çok üzüldüm ben. Beyzade hemen sigorta, kundak, komplo teorilerine gömüldü. O kadar emek vererek yenilemişlerdi ki ben teorilere hiç inanmadım. Gözümden yaş geldi. Sonra bir de baktım bu sene bina yeniden doğmuş. eskisinden de güzel yapmışlar. Demek ki bazen yanmak gerekiyormuş, yenilenmek için. Bunu da aklımızda tutalım.

Yoga bende devam. Yol günü atladım sadece. Onu da 28 günün kuyruğuna ekleyeceğim. Yazılarınızı her gece okudum. Ben size baya baya bağlandım sanga. Siz de durumlar nasıl? Bu 28 günlük bir yaz aşkı olarak kalmayacak sanki… Bir devamo gelecek. Hayırlara vesile olsun. Ben yarın yine gelirim.

Kalın sağlıcakla…

Defne

2018’de kısmetimize çıkan yoga salonumuz ve sangamız

Defne_Gün 21_Küllerinden Doğan” üzerine 4 yorum

  1. Derya dedi ki:

    Ben de çok bağlandım. Düzenli yazmak için vesile olması bir yana, Ayşıl’ın dediği gibi herkesin yeni gününü merak eder, o günün yaşayanın üzerindeki etkilerini, anlatımlarını hayranlıkla izler oldum. Bu da bağımlılık mı? Eğer öyleyse, şuursuz sosyal medya bağımlılığıma tercih ederim. Bu blogu okumaktan sosyal medyaya günde bir kere şöyle bir bakar, hemen çıkar oldum.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s