Melek – Gün 21: “Cumartesi Tutunması”

Merhabalar,

Bugün sabah erkenden kafeyi açtım. Her şey doğal seyrinde devam ediyor olsaydı tüm işlerimi bitirmiş ve ilk kahvemle birlikte güneşin tadına varmak üzere kendimi dışardaki masalardan birine atmış olacaktım ancak öyle olmadı… Önce espresso için kullandığımız değirmen çıldırdı. Asla normal ayarda çekirdek öğütmüyordu. Çünkü espresso makinesinden almam gereken akış bu değildi, keza akmıyordu, içerde bir şeyler kan ağlıyordu sanki. Muhtemelen o kadar ince çekmişti ki kahveyi yanan bir şey çıkıyordu geriye oradan da su geçişi sağlanamadığı için çıkan sonuç uzun bir bekleyiş… Değirmenin ayarı ile çok fazla oynama yapmak zorunda kaldım. “Normal” miktarlarda kahve almam yaklaşık 1,5 saatimi falan aldı. Aaa tabi ki o arada müşteriler geliyordu, online siparişler birbirini sıralamıştı ve ben tektim kafede:( Halbuki sorun olmamalıydı, değirmen otomatikti hani. Yıllar önce bu yüzden bu otomatik değirmene geçilmişti. Eskinin ahı mı tutu nedir ☹ ki ben eski manuel değirmenimizi çok daha fazla seviyordum. Ama değiştirilirken fikrim sorulmadı pek tabi ki… neyse şimdi asla bozulmaz, ayarı şaşmaz denilen değirmen kafayı yemişti bu sabah. Boşa giden gramlarca kahvesi de cabası☹ o arada müşteriye de elimden geldiğince kötü kahve vermemeye çalışıyordum ama ne mümkün. Mükemmel değildi hiç bir şey bu sabah. Art arda müşteri gelmeye devam ediyordu ve aksilikler de birbirini kovalıyordu. Bana her gelen müşteri sanki sorunları da beraberinde getiriyormuş gibi gelmeye başlamıştı. Mesela bir müşteri tanrım asla kahvelerin sıcaklığını beğenmiyor. Ona göre daha da, çok daha sıcak olmalı istediği. kahve. Bence onun hayalinde bir kahve ve kahveci var ve orada kahveler hep çok sıcak… Ki ben kafede gerçekten ama gerçekten müşterinin mutlu olmasına, keyifli ve huzurlu bir an yaşamasına çok önem veriyorum. O yüzden işleri onlar için hep kolaylaştırmaya çalışıyorum. Ama onlar bana bazen hiç yardımcı olmuyor gibi hissediyorum. Ama şunu da fark ettim ki ben zaten o müşteriye olabildiğinin çok üstünde o kahveyi sıcak götürüyorum. Ama o bekletiyor. Ve anında içmiyor. O kahve beklerken soğumaya yemin etmişçesine zamanla yarışıyor ancak müşteri bunu unutuyor ve tek çarenin benden kahveyi isterken ama çok sıcak olsun olur mu demesi kalıyor. Ben bunu duydukça gerçekten kan beynime sıçrıyor, beni çok öfkelendiriyor bu durum. Ki hep geliyor ve hep bunu söylüyor artık anlıyorum ki onun derdi kahvenin soğuk olması veya sıcak gelmesi değil, “hatırlatmak”, istediğini bir kez daha söylemek ve bunu yaparken de asla ben bir yerde hata yapıyor muyumu düşünmemek. Çok bencilce değil mi? Çünkü ben bu işe ilk başladığım yıllarda böyle şeyleri çok takıyordum, günlerce düşünüyordum☹ ya müşteriler benim yaptığım kahveyi beğenmezlerse, ya ben onlara yetemezsem, yetişemezsem☹ onlar belki buna inanmıyor ama ben her kahveyi ilk kahvem gibi, tek kahvemmiş gibi özenerek yapıyorum ve onlara götürene kadar aslında onlar için “muhafaza” ediyorum. Bazen sadece bağcıyı dövmek o an bize iyi gelebiliyor ama, aynayı kendimize döndürmek ve bu kadar talepkar olmadan evvel kendi kişisel tatminlerimizi acaba başka şekil ve yerlerde mi  gidersek diye sormadan edemiyor zihnim. Bunları düşünürken, bir, iki, üç kahveden sonra baktım değirmen normal seyrinde çalışmaya başladı. Ona da biraz zaman vermek gerekti normale dönmesi göz açıp kapayıncaya kadar gerçekleşmedi ama beni de çok yordu. Ardından yine yoğunluk, aksilikler bunlar el ele bana doğru dalga dalga gelmeye devam etti. Bugün bir sınavdaydım sanki, hacı yatmaz gibi düşüyor gibi oluyor ama yok hayır tekim şuan düşemem buradan nasıl çıkabilirimi araştırırken buluyordum kendimi. Normalden daha sakin davrandım ve kimseyi de bekletmedim. Sanki dans eder gibi olayların içinden geçtim ve kazasız bir cumartesi mesaisini bitirdim😊

Ki bütün bunlar olurken bugün reglimin ilk günüydü ve oturabilseydim aslında biraz da daha aşağılardaki hisleri de hissedebilirdim ve duygusallaşabilirdim bugün ama ona pek fırsatım olmadı. Onu daha çok eve bıraktım. Ki öyle oldu. Eve geldiğimde son enerjimi yemek yemek, bir şeyler izlemek biraz uyumaya bıraktım. Uyandığımda saat 9 olmuştu. Yürüyüşe çıkmak niyeti ile evden çıkacaktım ki yazımı yazmadığımı, ders de çalışmadığım gerçeği karşıma dikildi ve bilgisayarımı alıp sevdiğim kahvecilerden birine geldim. Kendimi kapatıp açmış gibi hissediyorum. Günün tüm enerjisi kendini yeniledi. Yazımı gönderdikten sonra ders çalışmaya başlıycam, burası 12 ye kadar açıkmış çok şanslıyım. Bir kahve söyledim ama yazarken bir yandan soğuyor kendileri, olsun ben kahveyi soğuk da seviyorum😊

Herkese güzel bir haftasonu diliyorum😊

Görüşmek üzere.

Melek – Gün 21: “Cumartesi Tutunması”” üzerine 2 yorum

  1. Kalemtıraş dedi ki:

    Sevgili Melek, yazılarını çok severek okuyorum. Bir kahve kurdu olarak bu yazıyı özellikle sevdim. Çok ama çok sıcak isteyenlerden biri de benim. Sonra içine badem sütü koyunca içilebilir sıcaklığa geliyor. Ben kahvemi hazırlarken (3 dakika kadar sürüyor/ aeropress) kupamı kaynar suyla dolduruyorum. O sırada o ısınıyor. Kahve basılmaya hazır olunca suyu döküp kahveyi basıyorum. Cumartesi Satürn günü olduğundan işler ters gider. Koyu mavi ya da mor bir şeyler giyip kargaları et ile beslersen (jambon olabilir) işlerinin rasgitme olasılığı yüksek 🪐 . Umarım yarın güzelce dinlenirsin.

    Liked by 1 kişi

  2. melekyoğan dedi ki:

    Çok teşekkür ederim, umarım:)
    yolda eve giderken bir müşteriye denk geldim, yaa tüh gidiyor musunuz diye üzüldü beni görünce ki o müşteri sadece benim kahvemi seviyor çünkü ona tam istediği gibi sıcak götürüyorum, ama ben zaten çok sıcak veriyorum kahveyi, anlatamıyorum bunu onlara bir türlü:)

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s